Haber ve Fotoğraf: Ebru Çolak (mihaber)
“Burası Fransız Sokağı olarak da bilinir ancak, sokağın gerçekteki ismi Cezayir Sokak’tır.İsmi hiç değişmemiştir,” diyen Erdem Çelikkaleli 2004’ten beri Cezayir Sokak’ta işletmecilik yapıyor. Ayrıca sokağın yönetim kurulu üyesi olan Çelikkaleli, sokakta yapılan projeyi ve sokağın bugününü anlatıyor:
“2002 yılına kadar burası kafeterya ve eğlence yerlerinin olmadığı daha çok eski binaların bulunduğu bir yerdi. Ancak 2002’de “Fransız Sokağı Projesi’’ adı altında sokakta ıslah çalışmaları yapıldı. Binalar düzenlendi, boyandı. Eğlence yerleri açıldı. Sokağa, Fransız konsepti uygulandı. Esnaf sokağın girişine Fransız Sokağı yazılı küçük tabelalar astı. Ancak adreslerde ismi hep Cezayir Sokak olarak kaldı. Fransız hükümetinin 2006’da sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısını kabul etmesinden sonra Fransız Sokağı yazılı küçük tabelalar çıkarıldı ve tekrardan Cezayir Sokak olarak devam etti,” diyor.
Çelikkaleli, sokakta istedikleri potansiyeli bir türlü yakalayamadıklarını şöyle anlatıyor:
“İşletmeciler olarak bu sokakta istediğimiz potansiyeli yakalayamıyoruz. Sokağımız küçük bir sokak olduğu için mekânlarımız da yeterince büyük değiller. Buradaki mekânlar 40-50 kişilik. Bu yüzden müşterilerimizin rezervasyon taleplerini karşılamakta sıkıntı yaşıyoruz. Ayrıca müşterilerimiz fiyatları çok pahalı buluyor. Burası Taksim’deki diğer eğlence mekânlarından daha pahalıdır. Ancak biz bunu para kazanmak amacıyla yapmıyoruz.
“Burası güvenli bir yerdir. Bu sokakta herhangi bir olay olmaz. Burası sivil halde dolaşan yedi güvenlik görevlisi ve yaklaşık on beş, yirmi tane güvenlik kamerasıyla korunuyor. Gece geç saatlere kadar burada insanlar rahatsız edilmeden eğlenebilirler. Bizim bu sokakla ilgili sorunlarımızdan biri de sapa oluşudur. Meydandan uzak kaldığı için insanlar burayı ancak rezervasyonları olduğunda ya da havaların güzel olduğu zamanlarda tercih ediyorlar.”
2004’te açılan Cezayir Sokak’ta esnaf, işletme sahiplerinin de sürekli değişmesinden şikâyetçi. Hanlı Aslan, sokağın açıldığı 2004’ten beri burada işletmecilik yapıyor. Aslan, sokağın son durumuyla ilgili şunları söylüyor:
“Sokağımız açıldığından beri buradaki esnafın çoğu değişti. Ben sokak açıldığından beri buradayım ve on iki seneden beri bu işle uğraşıyorum. Bu işi bilemezsen yapamazsın. Müşteri tutmasını bileceksin. İnsanlar mekânınızda rahat etmeli. Ayrıca mekâna herkesi almayacaksın. Mekânı kiralamadan önce sokağa hemen her gün gelip sokağın nabzını tutmalısın. Diğer mekân sahipleriyle konuşmalısın.Yeni mekân açanlar sadece hafta sonu geliyorlar ve mekânı kalabalık görüp ben burada iş yapabilirim diye düşünüp mekân açıyorlar. Ancak aradan üç ay geçtikten sonra mekânı kapatıyorlar. Böylece sokağımız müşteri de kaybediyor. Dolayısıyla sokağın nabzını iyi tutamıyorlar.’’
Müşteriyi sokağa çekememekten şikâyetçi olan esnaf, bunun diğer sebebini ise müziğe bağlıyor. Sokağın açılışından beri garsonluk yapan Cihan B. ,”Sokağımız müzikte iyi bir konsepti hâlâ yakalamış değildir’’diyor. Cihan, “Buradaki her mekânda canlı müzik var. Bulunduğunuz mekânda Fransız müziği çalarken yan mekândan Roman havası, çaprazımızdaki mekândan gelen müzik sesleri birbirine karışıyor. Dolayısıyla müziğe hâkim olamıyoruz ve sokakta gürültü kirliliği oluşuyor.’’diyor.
“Bu sokakta oturan aileler var. Bu nedenle gece geç saatlere kadar yüksek sesle müzik yaptığımızda insanlar rahatsız oluyor ve bizden şikâyetçi oluyorlar. Burası müzikle para kazanan bir sokak. Çevredeki insanların şikâyetleri üzerine kazandığımızdan fazla parayı ceza olarak ödüyoruz.’’ diyor Cezayir Sokak Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Çelikkaleli.
Hanlı Aslan ise sokağın geleceğinden umutlu ve şunları söylüyor: ‘’Burası henüz yeni bir sokak ve yeni yeni büyüyoruz. İleride burasının her anlamda daha farklı bir mekân olacağını düşünüyorum.”









