Necati Zincirkıran-Denizci-Gazeteci
Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün Marmara Oteli’ndeki aylık yemeğinde duayen bir denizci olarak benim konuşmam istenmişti.
Konu Türk amatör denizciliğinin dünü, bugünü ve yarını.
Seçkin denizci,yelkenci ve yarışcılarımızın huzurunda özellikle son 25 yıldan bu yana amatör Türk denizciliğinde inanılmaz gelişmeler olduğunu anlatmaya çalıştım.
Hep denir ya,Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım adadır.
4000 milden fazla kıyısı olan bir ülkedir.
Eskiden bugünkü gibi tekne mi vardı? Marina mı vardı?
Denizci yetiştiren yelken okulları da kulüpleri mi vardı?
Çok kimse Göcek gibi bir dünya cennetinin adını Turgut Özal’ın oraya gidip görmesinden sonra duydu. Bugün Göçek dünyanın tanıdığı önemli bir yat merkezi durumunda..
Türkiye' de marina mı vardı?
1970’li yılların sonlarına dogru, Turizm Bankası önce Kuşadası, sonra da Bodrum Marinasını yapıp Türk yatcılığının hizmetine soktu. Devlet bu konuda öncülük yaptı.
Eskiden Ege ve Akdenize indiğimizde teknelerimizi bırakacak limanlar da yoktu.
Bugün ise Türkiye’deki Marinalarımız Doğu Akdenizin en iyi yat limanları olarak biliniyor. Marinalarımızdaki yat kapasitesi 2010 itibari ile 20 bin teknenin üzerinde.
Bu yıl üç Marina daha işletmeye alınacak.Yenileri için de büyük projeler oluşturulmakta...
Türkiye, yat turizmi, yelkencilik ve yatcılık için dogal koyları ve temiz denizleri bir de verilen hizmetle dünyanın dört bir yanından gelen deniz meraklılarının cazibe merkezi durumunda bir ülke oldu.
Şahsen ben de 1980’li yılların başından beri yılın altı ayını 14 metre boyundaki Sultan adlı teknemde geçiriyorum.
Ege ve Akdeniz sahillerimizde seyrediyorum.
Mayıs başından kasım ayının ilk haftasına kadar Göcek, Ekincik, Hisarönü, Gökova körfez ve koylarında dolaşıyorum.
Bu arada Uluslararası Ege Yat Rallisinin de iki yılda bir tekrarlanan 20-25 günlük yurt dışı gezilerine katılan 70-100 teknenin seyir liderliğini, yani komodorluğunu yapıyorum.
Bu rallilere Alman, Avusturyalı, İngiliz, İsrail, Japon, Hollandalı ve Rus yatcılar da katılmakta.
Yarıya yakını yabancılardan oluşuyor. Gördüğünüz gibi AB’den gelen de çok var.
Aslında Ralliler yatcılara büyük cesaret veriyor ve açık denizlerde güvenlik altında seyir olanağını sunuyor.
Türkiyede her yıl dört kadar ralli yapılıyor.
Amatör denizcilerimiz bu ralliler sayesinde bilgi ve tecrübelerini geliştiriyor.
1965 yılında ilk kez Kısmet adındaki 10 buçuk metre boyundaki teknesiyle dünya seyahatine çıkan Sadun Boro’nun, o zaman Hürriyet Gazetesi’nde benim genel yayın müdürlüğüm döneminde büyük bir ilgi ile izlenen bu gezisi amatör denizciliğimiz için bir milat oldu.
Hürriyet’te Sadun Boro’nun bu seyahatini o kadar iyi ve güzel işleyerek vermiştik ki, bugün Boro’dan daha sonra neredeyse yirmi Türk denizcisinin yelkenli teknelerle dünyayı dolaşmasına ragmen herkes ondan söz ediyor.
Eskiden Türkiye’de bir tane yat dergisi yoktu.
Bugün nerdeyse 10 aylık dergi var. Gazetelerde sayfalar yapılıyor.
Türkiyenın bütün sahil şeridinde yelken kulüpleri mevcut.
Hepsinde olimpik tekneler bulunuyor.
Sadece İstanbul ve İzmir de değil, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Sinop, Samsun, Mersin, İskenderun ve pek çok yerde yelken kulüpleri ve yelken kursları var.
Buralarda eğitim alan denizciler ya kendilerine bir tekne satın alıyor, ya da bareboat denilen kiralama yolu ile denize açılıyor, böylece tecrübe kazanıyorlar.
Denizciliği nazari ve ameli olarak öğrenenler Amatör Denizcilik Federasyonu’nun tertiplediği sınava girerek ''amatör denizci'' ehliyetini almaya hak kazanıyor.
Bütün bunlar son 20-25 yıl içinde elde edilen gelişmelerdir.
Bu arada Türkiye irili ufaklı yat üretiminde bugün dünya dördüncüsü durumuna geldi.
Birbirinden güzel motor yat ve yelkenli tekneler yapılmaktadır Türkiye’de.
Rahmi Koç bile 55 metre boyundaki yeni teknesi Nazenin 5 'i Tuzla’da kendi tersanesinde inşa etti.
Amatör denizcilikte ve yat turizminde bu duruma gelen Türkiye ileride genel denizcilikte de dünyanın önemli ülkelerinden biri haline mutlaka gelecektir.










