Logo EurActiv.com.tr
  • Hakkimizda
  • Haber Bülteni

EU JOBS

more offers »

Turizmde altyapı, planlama ve yatırım sorunları; çözüm önerileri ve Avrupa ülkelerinde durum

Bookmark and Share

Dünyadaki hızlı ekonomik, siyasal, teknolojik gelişim ve değişimlere paralel olarak turizm tüketim kalıplarında da önemli bir değişim gözlenmektedir. Giderek lüks turizm hareketlerine katılım azalmakta, doyum sınırına gelen alışılmış turizm merkezlerinden uzaklaşma yönünde bir eğilim hissedilmektedir. Zamanla daha da belirginleşen yeni tip turist beklentileri; deniz, kum, güneş üçgeninin dışında, doğa ile içiçe abartılı olmayan tesislerde temiz bir oda, iyi hizmet ve tüm bunların başında bozulmamış ve temiz bir çevrede aktif bir tatil olarak özetlenmektedir.

Dolayısıyla hem turist profilindeki hem de tüketim kalıplarındaki değişiklikler doğal, kültürel çevrenin koruma, kullanma dengesi içinde kullanımını öngören ‘Yumuşak turizm’, ‘Eko-Turizm’, ‘Sürdürülebilir Turizm’ gibi yeni kavramların oluşmasına neden olmaktadır. Bu yeni turizm kavramlarının özünü, ekonomik yönden verimli, toplumsal açıdan sorumlu ve çevre-doğa bağlamında sorun yaratmayan uygulamalar oluşturmaktadır.

Turizmin çeşitlendirilmesi, ülke geneline ve tüm yıla yaygınlaştırılmasının politikasının bir sonucu olarak pek çok alternatif türler geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Çevrenin korunmasında turizmin fiziksel planlamasının önemi büyüktür. Sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi için turizmin fiziksel planlamasında mekanın rasyonel şekilde kullanılması gerekmektedir.

Eylül 2008 tarihinden bu yana yurt içinde ve dışında hissedilen küresel finans krizi birçok sektör için olduğu gibi turizm sektörü açısından tehditler içermektedir. Ancak, krizin etkilerinden bağımsız bir biçimde Türkiye turizminin sahip olduğu bir takım avantajlar ve dezavantajlar bulunmaktadır.

Türkiye’nin doğal kaynakları  turizm sektörünün hizmetine sunulurken, koruma-kullanma dengesinin kullanma lehine bozulduğuna ve birçok turistik yörenin ve doğal çevrenin fiziki ve doğal altyapı eşiklerinin aşıldığına tanık olmaktayız. Son yıllarda, ormanların, yaylaların, kıyıların, zengin tarih ve kültürel mirasın her geçen gün bir parçasının yok edilmesine ve tahribatına tanık olmaktayız.

Bu çalışmanın amacı Türkiye turizminde altyapı, planlama ve yatırım sorunlarına değinmek, ardından bu sorunların üstesinden gelinebilmesi adına çözüm önerileri sunmak ve Avrupa ülkelerindeki durumu ortaya koymaktır.

Çalışmada, karşılaştırmanın sağlıklı bir zeminde yapılması amacıyla, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gerek coğrafya ve iklim gerekse sosyo-kültürel unsurlar açısından benzerlik göstermeleri sebebiyle, Akdeniz ülkeleri olan İspanya ve Yunanistan seçilmiştir.

A. Türkiye Turizmi ve Özellikleri

Türkiye hem coğrafi konumu ve iklimi hem de sahip olduğu doğal kaynaklar açısından büyük bir avantaja sahiptir. Bununla birlikte ve bağlantılı olarak, Türkiye’de turizmin profesyonel bir anlayışla yürütülmesi ihtiyacı öne çıkmakta, bu notada yeni bir bilinç oluşmaktadır. Zengin örf ve adetleri olan, misafirperver bir toplum yapısına -istisnalarla karşılaşılsa da- sahip olunması bir avantaj oluşturmaktadır.

Turizm çeşitlenmesine olanak veren coğrafi ve doğal yapısı nedeniyle Türkiye son 10 yılda en çok ziyaretçi alan destinasyonlar arasına girmiştir. Turizme adapte olmakta sorun yaşamayan dinamik genç nüfusun varlığı ve özgün sosyo-kültürel özellikler sebebiyle turistlerin ilgisini çeken doğu-batı sentezi Türkiye’yi merak edilen bir turizm merkezi yapmaktadır.

Coğrafi konumu nedeniyle ana pazar bölgelerine yakın olması, bu konumun avantajından yararlanılarak kurulan halı, deri, konfeksiyon ve mücevherat gibi turistik alışveriş olanaklarına sahip olunması ve bölgedeki rakip ülkelere göre daha yeni ve kaliteli nitelikli tesislerin varlığı Türkiye turizmine avantaj sağlayan unsurlar arasındadır.

Ancak, yukarıda belirtilen özellikler dışında Türk turizmini ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen bir takım dezavantajlar da bulunmaktadır:

Her ne kadar alternatif turizm imkânları artsa da Türkiye’de turizm çoğunlukla Akdeniz ve Ege kıyı kesiminde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerdeki aşırı yığılma; kıyı gerisi ve çevresi alanlarda çarpık kentleşme ve yapılaşma bölge turizmini ve ülkenin itibarını olumsuz etkilemektedir.

Bu noktadan hareketle, Türk turizmini sekteye uğratan altyapı, planlama ve yatırım sorunları özetle şu şekilde sıralanabilir:

Altyapı sorunlarının başında gelen çarpık kentleşme ve bununla yakından ilgili olan turizm bölgelerindeki ulaşım sorunları gelmektedir. Gerek kara gerek hava ulaşımı ağı ve kalitesinde Avrupa ülkelerinden geride kalan Türkiye’nin altyapı alanındaki bu eksikliklerine altyapıdaki çevre kirliliği de eklenmektedir. Altyapıdaki sorunlar doğrudan çevre kirliliğine neden olmakta, bu da bölge ve ülkeye gelen turistler açısından olumsuz bir izlenim yaratmakta, orta – uzun vadede turizmi yıpratmaktadır. 

Alt yapı ve hizmet kalitesinin ve destek sektörlerindeki gelişmelerin hızlı talep artışından kaynaklanan ihtiyaca cevap verememesi, düzensiz ve denetimsiz ticari faaliyetlerin ülke turizminde ve ürün kalitesinde yol açtığı bozukluklar, stratejik pazarlama yönetimine işlerlik kazandırılamaması ve yerel yönetimler ile kamunun turizme yeterli ilgiyi göstermemesi Türkiye’nin planlama açısından karşılaştığı sorunları ortaya koymaktadır.

Gerek altyapı gerek de planlama alanındaki eksiklikler turizm sektöründeki yatırımları da yakından ilgilendirmektedir. Yukarıda sayılan problemler yerli ve yabancı yatırımcıların gözünü korkutmakta, sektöre yapılmak istenen yatırımları kaçırmaktadır. Türkiye’deki kronikleşmiş yüksek enflasyon sorunu ve bununla birlikte tüm dünyanın içinde bulunduğu küresel finans krizi sektör yatırımlarını olumsuz etkileyen unsurlardandır.

Dünya Ekonomik Forumu’nun yeni turizm sezonu için hazırlıkların yoğunlaştığı dönemde yayınladığı “Seyahat ve Turizm Rekabet Raporu 2008”de Türkiye’nin terör, sağlık, hijyen ve kara ulaşım altyapısındaki yetersizlikler dolayısıyla dünya turizm rekabetinde geri sıralarda bulunduğu belirtilirken, “Ülkenin doğal kaynaklarının korunmasına daha fazla öncelik verilmelidir” ifadesi yer almaktadır. [1]

Yabancılara mülkiyet satışının yaygın olmaması, doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki kuralların iş kesimine etkisinin yetersizliği, konuyla hükümet politikalarının saydam olmaması Türkiye’nin dezavantajları arasında sıralanabilir.

Çözüm önerileri:

Yukarıda yer alan sorunlar karşısında Türkiye ne gibi çözüm önlemleri almakta ya da ne tür çözüm yolları bulması gerekmektedir. Bu bölümde bu soruların cevaplarına ilişkin ipuçlarını bulmanız mümkündür:

Altyapı

Ülkemizde turizm potansiyelinin çok yüksek olduğu Akdeniz ve Ege sahillerinin altyapı sorunlarının çözümlenmesi için, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen Akdeniz-Ege Turizm Altyapısı Kıyı Yönetimi (ATAK) Projesi’nin tamamlanması yönünde çalışmalar yapılacaktır. Bu çerçevede, yerel yönetim ve kullanıcılar tarafından kurulacak altyapı birlikleri vasıtasıyla yürütülmesi öngörülen projenin finansmanında kullanıcının katkısının sağlanması, bu yönde kurumsal yapılaşmaya gidilmesi ve yasal düzenlemeler yapılması ile projeye ivme kazandırılacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı turizm potansiyeli yüksek ve turizm gelişiminin sağlandığı ve geliştirilmesi öngörülen alanlarda altyapının geliştirilmesinde yerel yönetimlerle işbirliği içinde çalışmalarını sürdürecektir.

Ulaşım, altyapı sorunlarının temelini oluşturan ve turistleri bir tüketim noktası olan turizm bölgelerine bağlayan en öncül etmendir. Bu özelliği ile ulaşım turizm için bir ana üründür. Bir önceki bölümde belirtildiği gibi, Türkiye turizmde ulaştırmanın geliştirilmesi, daha sağlıklı işlemesi için ulaştırma türleri arasında bir entegrasyon oluşturulması aşamasında sorun yaşamaktadır. Bu doğrultuda ülkemizde turizmin tüm yıla yayılması, kıyı turizmi dışında diğer turizm çeşitlerinin ve iç bölgelerimizdeki turizm aktivitelerinin geliştirilmesi için ulaşım bağlantıları güçlendirilecektir.

Başbakanlık tarafından hazırlanan Eylem Planı, altyapı anlamında 2007 yılı itibariyle şu çalışmaların yapılmasına karar vermiştir:

Turizm potansiyeli yüksek olan alanlardaki altyapı eksikliklerinin giderilmesi amacıyla, turizmin yoğun olarak geliştiği alanlarda ciddi bir altyapının oluşturulması, altyapı tesislerinin etkin bir şekilde işletilmesi için gerekli yasal düzenlemelerden biri olan ve yerel düzeyde çözümler sunan altyapı ve hizmet birlikleriyle ilgili yasal düzenlemeler yayımlanması planlanmaktadır. Marka kentlerde altyapı eksikliklerinin tamamlanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yerel Yönetimler ve ilgili kuruluşlar işbirliği içinde  uygulamalar  gerçekleştireceklerdir.

Bununla birlikte, kıyı gerisinde mevcut turizm alanlarında ortaya çıkan altyapı eksiklikleri tamamlanacaktır. Alternatif turizm alanlarında altyapı gelişimi için düzenlemelerin yapılması sağlanacaktır.

Mimari düzenlemeler açısından;  Kültür temalı marka kentlerde;

* Kültürel varlıklar tespit edilerek önceliklerine göre restore edilecek ve kültürel varlıklara uygun işlevler kazandırılacaktır.
* Bu illere yönelik özel bütçeleme çalışmaları yapılacak ve yerel fonlar geliştirilecektir.
* Bu illerdeki altyapı ve üstyapı eksiklikleri giderilecektir.
* Konaklama kapasiteleri geliştirilmesi öngörülmektedir.

Ayrıca, kent içinde ve çevresinde tarihi, kültürel ve arkeolojik değer taşıyan yapı ve örenyerleri ile yapı kalıntılarının kentsel değerleri zenginleştirmek amacıyla kazı ve restorasyon çalışmaları yapılacaktır.

Ulaşım açısından bakacak olursak; havaalanı-kent ulaşım bağlantısının hızlı, güvenli ve rahat bir biçimde sağlanmasına yönelik toplu taşım sistemleri oluşturulması, marka kentlere Deniz Ulaşımının sağlanabilmesi amacıyla mevcut iskele ve limanların geliştirilmesi planlanmıştır.

Kentsel altyapı açısından, kentsel mekan kalitesinin arttırılması amacıyla kentsel altyapı iyileştirilecek, Kent içi toplu taşım sistemi geliştirilecektir. Bununla birlikte , Yönlendirmeyi ve bilgilendirmeyi kolaylaştırıcı bilgilendirme ve yön levhaları iyileştirilecek, içeriği zenginleştirilecek ve Turistik değerleri tanıtıcı bilgilendirme kitapları ve ayrıntılı  kent haritaları ve broşürler bastırılacaktır. [2]

Eylem Planında Bütün bu çalışmaların başlama tarihi 2007 olarak belirlenmiş ve 6 yıllık bir süreç içerisinde çalışmaların tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.

Bu anlamda Türkiye’de son dönemde gerçekleştirilen altyapı çalışmaları ise şu şekilde sıralamak mümkün:

Atıksu Arıtma Tesisleri : Antalya’da 23 (4 adedi tevsii), Muğla’da 5, Nevşehir’de 2, Balıkesir’de 1 olmak üzere toplam 31 adet biyolojik tipte arıtma tesisi yapılmış, bunların toplam kapasitesi 411,210 m3/gün, eşdeğer nüfusu 1.303.920 ve yatırım tutarı yaklaşık 80,5 milyon ABD dolarıdır. Ayrıca, İncekum ve Boğazkent atıksu arıtma tesisleri tevsii inşaatları tamamlanmış olup,  işletmeye alınmıştır.

İçmesuyu Tesisi : Antalya’da 4, Muğla’da 2, Kars’ta 1 ve İzmir’de 1 olmak üzere 8 adet içme suyu tesisi yapılmış, bunların toplam depo kapasitesi 30.500 m3, isale hattı uzunluğu 103.235 m.Yatırım tutarı yaklaşık 12.500.000 Amerikan dolarıdır.

Kanalizasyon Kollektör Hattı : Antalya’da 5, Muğla’da 1, Kars’ta 1, İzmir’de 1, Nevşehir’de 2 adet olmak üzere toplam 9 adet kanalizasyon kollektör hattı yapılmış, bunların toplam uzunluğu 153.500 m. Yatırım tutarı yaklaşık 14.300.000 Amerikan Dolarıdır.

Telesiyej Tesisleri : Kars’ta 2 adet telesiyej tesisi yapılmış, bunların toplam uzunluğu 3.735 m. Yatırım tutarı yaklaşık 2.475.000 Amerikan Dolarıdır.

Geçirimsiz Perde İnşaatları : İzmir Çeşme Ildır ’da içmesuyu kaynaklarını korumak amacı ile 2 adet geçirimsiz perde inşaatı yapılmış, bunların toplam uzunluğu 709 m. yatırım tutarı 3.000.000 Amerikan dolarıdır.

Kompost Tesisleri : Antalya Kemer ve Manavgat’da 2 adet kompost tesisi ve düzenli depolama tesisi yapılmış, toplam kapasitesi 160.000 ton/yıl. Yatırım Tutarı 10.000.000 Amerikan dolarıdır.

Turistik Karayolları : Kültür ve Turizm Bakanlığınca ilan edilen turizm alan ve merkezleri ile turizm potansiyeline sahip yörelerde ulaşımın rahat ve güvenli olması amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir.[3]

Planlama

Planlamanın temelini, ekonomik gelişimi destekleyen; fiziksel düzeyde uygulanabilir; toplum yönelimli ve sürdürülebilir turizm ilkesi oluşturmalı ve bu ilkeyi içeren bir planlama yaklaşımı ortaya konulmalıdır.

Turizm yatırımlarının planlanmasında, ekonomik sürdürülebilirlik, yerel refah, istihdam kalitesi, güvenlik, kültürel zenginlik, fiziksel entegrasyon, biyolojik çeşitlilik, kaynak etkinliği ve çevre koruma konularının esas alınmalı, sektördeki planlamanın esnek, şeffaf ve hesap verilebilir olması gerekmektedir. Yönetim ve uygulama aşamalarında katılımcı ve sürdürülebilir gelişim niteliklerine sahip stratejik planlama anlayışı benimsenmeli, planlamanın fonksiyonel olmasına önem verilmelidir.

Türkiye’nin konuya ilişkin Eylem planında  2007-2013 yılları arasında planlama adına yapılacaklar şu şekilde sıralanmıştır:

Destinasyon bazlı planlamada, Turizm Merkezi (TM), Turizm Kenti (TK), Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde (KTKGB) altyapıdaki eksikliklerinin giderilmesine ve turizm türlerinin bir arada geliştirilmesine olanak sağlayan planlar yapılması öngörülmektedir. Bununla birlikte turizm sektöründe planlama, yatırım geliştirme ve yönlendirme yapan firmalarının belgelendirmesine olanak sağlayan yasal düzenlemeler (Turizmi Teşvik Kanunu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununda değişiklik)   yapılması planlanmaktadır.

Stratejik planlama açısından; Turizm gelişimi için hazırlanan yapısal planlarda, yazılı rapor ve temel gelişme aksları tespit edilecektir. Bu kapsamda planlar;


1. Mevcut durumun analizi ve başlangıç senaryosunun belirlenmesi,
2. Sentez çalışması ve eşik analizi ile gelişime elverişli alanların tespit edilmesi,
3. Planlama alanının potansiyelinin belirlenmesi,
4. Mevcut potansiyel doğrultusunda planlama amaç ve hedeflerinin ortaya konulması,
5. Bu amaç ve hedeflere uygun stratejilerin belirlenmesi, plan senaryosunun kesinleştirilmesi ve bu senaryo doğrultusunda planlama alanındaki öncelikli çekim odaklarının ve eylem alanlarının tespit edilmesi ve ana plan şemasının hazırlanması,
6. Plan ana şemasının yanı sıra, örgütlenme, etaplama, finansman vb. hususların yer aldığı plan raporunun hazırlanması, 
7. Hazırlanan plan ana şeması ve raporunun, plan onayı öncesinde sivil toplum kuruluşlarına ve plandan etkilenen taraflara duyurulması ve geri beslemelerin alınması aşamalarından geçilmesi öngörülmüştür. [4]

Yatırım

Turizm yatırımında esas nokta,  yatırım projelerini uygulanabilir ve sürdürülebilir kılacak teşviklerin ve yatırımların attırılması adına çalışmalara yoğunlaşmaktır.

Turizm sektöründe teşviklerin, Türkiye Turizm Stratejisi – 2023 ve hazırlanacak master planlarına uygun olarak turizm türlerine, yörelere ve zamana göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda turizm yatırımlarına alt başlıklarla bakılacak olursa;

Teşvikler

- Teşviklerin miktarı, şartları, bölgesel özellikleri ve uygulama dönemleri ayrıntılı çalışmalarla yıllık olarak belirlenecektir.

- Arazi tahsislerinde stratejik planlamayı hedefleyen turizm kentleri yaklaşımı temel olarak alınarak yatırımcıya daha fazla tasarım şansı tanınacaktır.

- Turizm tesislerinin yenilenmesi için sektöre yönelik uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkânları sağlanacaktır.

Bürokratik Engellerin Kaldırılması

- Yabancı sermayenin yatırım yapabilmesi için ülkemizde yabancıların mülk edinmelerini ve yatırım yapmalarını kolaylaştıracak yatırım izinlerinin tek bir çatı altında toplanacağı  “Yatırım Destekleme Ajansı” güçlendirilecektir.

Bu amaçla eylem planında Yabancı sermayenin turizm sektörüne yatırım yapmasını daha etkin kılacak Yatırım Destekleme ve Tanıtım Ajansı,v.b. gibi kurumlar güçlendirilmesi öngörülmektedir.

Firmaların Belgelendirilmesi

Turizm sektöründe yatırımlara kalite ve hız kazandırmak için yatırım, danışmanlık gibi sektörde faaliyet gösterecek firmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belgelendirilecektir. Bununla birlikte;

  • Turizm sektöründe KDV ve ÖTV’nin indirilmesi,
  • Turizm yatırımlarını güçlendiren turistik ürünlerin çeşitlendirilmesine yönelik cazibe merkezlerinin teşvik edilmesi,
  • Turizm sektöründe selektif olarak yatırım indiriminin yeniden uygulamaya konulması,
  • Kruvaziyer turizmin yeniden tanımlanması ve liman masraflarının yabancı limanlarla rekabet edecek duruma getirilmesi,
  • Kültürel mirasın turizmi çeşitlendirme amacıyla turizme kazandırılması için özel sektör girişimciliğine olanak sağlayan yasal düzenlemelerin yapılması ve yeni cazibe merkezlerinin oluşturulması hususlarında teknik düzenlemelere ve altyapı çalışmalarına başlanacaktır.[5]

 B. Avrupa Turizmi ve Temel özellikleri

Avrupa turizminin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • İç turizm  ( örneğin yabancı ziyaretçiler tarafından) AB-25 ülkelerindeki kollektif tesislerdeki tüm konaklamaların yüzde 40’ına sahiptir.
  • AB’deki çoğu turist Avrupalıdır. Tüm konaklamaların yüzde 88’i ya yerel turistler ya da diğer AB-25 üyesi devletlerden olan ziyaretçiler tarafından gerçekleştirilmektedir.
  • Yabancı konaklamalarındaki en yüksek rakamlar İspanya, İtalya ve Fransa da kaydedilmektedir.
  • Almanya, İngiltere ve Hollanda AB-25 ülkelerindeki turizmin çoğunluğunu meydana getirir.
  • AB turistleri için İspanya yurt dışı ana tatil destinasyonu olup, bunu İtalya ve Fransa takip eder.
  • AB-25’deki turist gelirleri ve giderleri hemen hemen dengededir.
  • AB-25 ülkelerindeki turistler AB-25 ülkelerindeki kolektif tesislerdeki tüm konaklamaların yaklaşık yüzde 88’ine sahiptir. 

·         Avrupa Birliği’nde turizm son derece yüksek bir entegrasyon içerisindedir.  2005 yılında kolektif tesislerdeki tüm konaklamaların yüzde 87.5’i ya ülkenin kendi ziyaretçileri (yüzde 59.1) ya da diğer Avrupa Birliği üye devletlerinin (yüzde 28.4) ziyaretçileri tarafından yapılmıştır. Kalan yüzde 12.5 Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin yabancı turistleri tarafından yapılmıştır.

  • AB-25 içerisinde İspanya, İtalya ve Fransa tüm yabancı konaklamaların yüzde 52’sine sahiptir. 

2005 yılında yabancı turistler AB-25 üye devletlerindeki kolektif konaklama tesislerinde 880 milyondan fazla konaklama yapmışlardır. Bu Avrupa Birliği içerisindeki turistler tarafından yapılan tüm konaklamaların yaklaşık yüzde 41’ini temsil etmektedir. Bunun ¾ ü otellerde, sadece ¼ i kamp tatil mekanları ve gençlik kampları gibi diğer kolektif mekanlarda geçmiştir.[6]

Linke tıklayarak Avrupa’ya 2001-2007 yılları arasında giriş yapmış turist sayısını görmeniz mümkündür.(Bkz:http://www.etc-corporate.org/resources/uploads/ETC_Tourism_Insights_2007.pdf s 3 )

Dünya turizminde 2007 yılı itibariyle en çok turist alan ilk 10 ülke sıralaması ve turizm gelirleri ise şu şekildedir:

DÜNYA TURİZMİNDE TOP 10

2001-2007 yılları arasında,  Avrupa’da hangi bölgelerin daha fazla turist çektiğine bakılacak olursa görülmektedir ki, 2007 yılı itibariyle içerisinde Türkiye, Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın bulunduğu Akdeniz ülkeleri en çok ilgi gören bölge olarak istatistiklere geçmiştir (Bkz: http://www.etc-corporate.org/resources/uploads/ETC_Tourism_Insights_2007.pdf s.5)

Türkiye Avrupa ülkeleri arasındaki turizm ilişkisi bağlamında Türkiye’ye gelen turist sayısının ülkelere göre dağılımı önem taşımaktadır. Aşağıdaki tabloda 2007-2008 (Ocak-Kasım) yıllarında Türkiye’ye gelen çoğunluğunu Avrupalı turistlerin oluşturduğu sayıyı, bunların ülkelere göre dağılımlarını ve 2007-2008 yıllarındaki değişim oranını görmek mümkündür.(Bkz: http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=392)

C. Akdeniz ülkelerinde turizm:

Akdeniz kıyılarında yaşayan nüfus 150 milyon kişi civarında. Bu oran, turist sezonu olan Temmuz

ve Ağustos aylarında 250 milyon kişiye ulaşıyor. Blue Plan tarafından yapılan tahminlere göre,

2025 yılında Akdeniz'e gelecek turist sayısı 637 milyon kişiye ulaşabilecek. Turizm, Akdeniz ülkeleri

 için çok önemli bir gelir kaynağı. Bu gerçekten hareketle bölgeye yapılan turizm altyapı, planlama çalışmaları, yatırımları çok yakından ilgilendiriyor.

İspanya

Dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alan İspanya’da da, turizmciler açısından en büyük sorun 2008 yılında sektörde yaşanan durgunluktur. İspanya’da yaşanan ekonomik durgunluk ülkenin en önemli sektörlerinden olan turizmi de etkilemektedir.

International Herald Tribune (IHT) Gazetesi’nde yayınlanan habere göre; 50 yıldır kesintisiz bir büyüme yaşayan İspanyol turizmi, sahil şeridinde yaşanan aşırı yapılaşma ve pahalılık nedeniyle Türkiye ve Hırvatistan gibi nüfusu daha az ülkelerle baş etmekte zorlanmaktadır. İspanya’da turizm ülke ekonomisinin yüzde 15′ini, istihdamın da yüzde 14′ünü oluşturan önemli bir sektördür.

Kıyı şeridinde büyük bir ekonomik büyüklük oluşturan gayrimenkul sektörü, yabancıların ev almayı kesmesi nedeniyle büyük bir sıkıntıya girmiş durumdadır. Gayrimenkul sektöründeki bu durgunluk söz konusu yerleşim yerlerine gelecek ziyaretçilere bel bağlayan turizm sektörünü de zor durumda bırakıyor.

İspanyolların da ekonomik durgunluk nedeniyle tatile harcadıkları paradan kısıntıya gitmeleri turizmdeki sıkıntıyı daha da artırmaktadır. Ülkedeki enflasyon yükselirken işsizlik 2.5 milyona ulaşarak son 10 yılın en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır.

İspanya geçtiğimiz yıl ağırlığını Alman ve İngilizlerin oluşturduğu 60 milyon civarındaki turist sayısı ile Fransa’nın ardından dünya ikincisi konumunda yer aldı. Bu ülkelerin ekonomisinde yaşanan durgunluklar da İspanya turizmini derinden etkilemekte, özellikle İngiliz Sterlin’in Euro karşısında değer kaybetmesi nedeniyle azalan İngiliz sayısı turizmdeki tehlikeyi büyütmektedir.

Son yıllarda peş peşe gösterdiği büyüme sonucunda yılda 60 milyon turist sayısına yaklaşan İspanya, bu yıl duraklamaya girmiş durumdadır. Ülke içerisinde en çok tartışılan konu, bu yıl kriz öncesinde başlayan ziyaretçi sayısındaki gerilemenin kendisinden çok eğilim olarak ne kadar süreceği üzerinedir.

Konu üzerine Ekim ayı içerisinde İspanya Turizm Sekreteri Joan Mesquida bir değerlendirmede bulundur ve dünya ekonomisinin krizden çıkmaya başlayacağı dönemi olarak belirtilen 2009’un ikinci yarısına ilişkin beklentiler karşılanırsa turizmin çok büyük kayıpları olmayacağını bildirdi. [7]

2009 yılı için elde olan ilk verileri değerlendiren Mesquida, ‘ilk sonuçlar, 2006’da yaşananlarla paralel bir görüntü veriyor. Bu durumu da hiç kimse felaket veya kötü olarak değerlendirmemeli’ açıklamasında bulundu.

2008’in 9 aylık döneminde yüzde 1’e yakın gerileme yaşanan ülke 47 milyonu aşarken 2007’de gelen ve 60 milyona yaklaşan eğilimin devam etmeyeceği vurgulanıyor. İspanya turizm sekreteri Joan Mesquida, yüzde 5’lik artışın yaşandığı 2006 dönemi ve bu süreci değerlendirirken, ‘şu anda 2006 yılında sergilenen seviyelerdeyiz ki bu ülkenin en iyi zamanlarından biriydi’ şeklinde konuştu.

2009 yılı satışlarında ciddi bir daralmanın görülmediğini de vurgulayan Mesquida, tur operatörleri havayolu şirketlerinin satışlarının da 2006 seviyelerinde olduğunu ortaya koydu. Mesquida, anormal bir durumun yaşanmaması durumunda ise 2008’in sonunda yakalamayı planladıkları rakamlara ulaşmalarının da mümkün olduğunu söyledi.

Ancak unutulmamalıdır ki Mesquida’nın açıklamaları, krizin günümüzdeki kadar derinleşmediği bir dönemde gündeme gelmiş ve süreç önümüzdeki yılın da sektör açısından sorunlu geçeceğinin işaretlerini vermektedir.

İspanya’ya gelen turist sayısı (Milyon kişi) 

Yıllar 

Turist sayısı

2001

50.0

2002

52.3

2003

50.8

2004

52.4

2005

55.9

2006

58.4

2007

59.2

2008

59.0(Tahmin)

 

İspanya ve Akdeniz’de yaz nasıl geçti? Turist sayısı artışı (%) (2008)

Türkiye

14,50

Fas

9,10

Tunus

5,40

Yunanistan  

   2,00

Hırvatistan  

  1,90

İspanya

-0,50

AB içindeki ekonomik durgunluktan etkilenen İspanya, turist sayısında ve gelirlerde 2008’i kötü geçirirken, ülkenin önde gelen turizm grupları da satışlarda ciddi daralmalar yaşamakta, turizmciler eğilimin kalıcı olup olmadığını tartışmaktadırlar.

Yunanistan

Türkiye’nin yakın komşusu ve Akdeniz çanağındaki önemli rakiplerinden Yunanistan, sektöre canlılık kazandırmak amacıyla yoğun bir faaliyet içerisinde. Tanıtım için ayrılan bütçenin artırılması, turizm sezonunun uzatılması, altyapı çalışmalarının hızlandırılması, özelleştirme çalışmaları bu faaliyetlerden yalnızca bir kaçı.

Avrupa Birliği’nden Yardım

Komşumuz Yunanistan Avrupa Birliği’ne üye olmanın avantajlarından turizm sektöründe de oldukça fazla yararlanıyor. Bu yardımlardan biri ülkede eko turizmin geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalarda kullanılmakta. Yunanistan hem durağanlaşan turizme bir çeşitlilik kazandırılması, hem de çevrenin korunmasına yönelik olarak eko turizme oldukça ağırlık veriyor. Bu konuda oldukça sıkı yasalar oluşturulmuş bile.

World Report Limited’in yapmış olduğu araştırma sonunda, Yunanistan bürokratik engellerin azaltılması, özelleştirme, yeni yatırım olanaklarının sağlanarak yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi gibi yeni yapılanmayla birlikte çok daha fazla iş alanı ve kişi başı gelirde artış bekliyor. Finans Bakanı Nikos Christodoulakis, GSMH’de düşüş meydana gelmesine karşın 4-5 yıl içinde hedeflerinin euroyu kabul eden ülkeler içinde ortalamanın iki katı üzerine çıkarmak olduğunu ve kişi başı gelirin de ortalamanın yüzde 85 üstüne çıkarmayı hedeflediklerini belirtiyor. Bakan 2003’ten 2004’e yüzde 4’lük bir büyümeyle gireceklerini ve enflasyon için beklentilerinin ise 2002 yılı sonunda 3.4’e inmesi olduğunu ekliyor. Yunanistan’ın hedefi Türkiye ve Bulgaristan gibi komşu ülkelerle işbirliklerini geliştirerek Balkanlar’da güçlü bir yer edinmek.

Yunanistan turizmi 2007 yılında “Tourism for all” (Herkes için turizm) sloganı ile hareket etmiştir. 2007 yılı Yunan turizmini şekillendiren en önemli toplantılardan biri “Turizm Haritası 2007” başlıklı forum olmuştur. Forum esnasında Yunan Başbakanı Kostas Karamanlik ve Turizm Kalkınma Bakanı Fani Petralia Yunan turizm sektörünü şekillendiren ve Yunanistan’ın turizm açısından kalkınmasını sağlayacak altyapı ve planlama çalışmalarına değinmişlerdir.

Buna göre forumda, Attica kıyı şeridinde Piraus Friend and Peace stadyumunu, Attica güneybatısında yer alan Varkiza’yı birbirine bağlayacak 35 km uzunluğunda yürüyüş ve bisiklet parkuru yapılması girişiminden söz edilmiştir.

Forumda aynı zamanda gelişen pazarlara da değinilmiş, Ekonomi ve Maliye Bakanlığı yetkilisi Petros Doukas, Uzak Doğu’nun özellikle de Körfez’in zengin ülkeleri ile büyük pazarlardan olan Japonya , Çin ve  Güney Doğu Asya’nın önemine değinmiştir. Akdeniz açısından Rusya ve Ukrayna’nın büyük önem taşıdığına da değinilen forumda, Yunanistan’ın turizm açısından her türlü potansiyelini kullanması gerektiği, ülke ekonomisinin farklı sektörlerine de katkıda bulunan turizmin teşvik edilmesi gerektiği sonucu çıkmış, kaliteye ve sürdürülebilir turizme önem verilmesi gerektiği vurgulanmıştır[8] .

Bu strateji planlaması ardından elde edilen 2007 verilerine bakacak olursak karşımıza şu tablo çıkmaktadır:

Yunanistan’a 2007 yılı içerisinde Avrupa’dan gelen toplam turist sayısı toplamda 17.517.791 olurken, bu rakamın  12.001.222 hava, 95.331 demir,  1.066.359  deniz ve  4.354.879 kişi de kara yolunu kullanmıştır.

Ülkeler açısından bakacak olursak Yunanistan’a en çok ziyaretin 12.700.368 kişi ile Avrupa Birliği ülkelerinden geldiği görülmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ise birinci sırayı 2.618.542 kişi ile  İngiltere, ikinci sırayı 2.264.332 kişi ile Almanya ve üçüncüyü sırayı da 1.099.754 kişi ile  Bulgaristan almaktadır[9]

İçinde bulunduğumuz küresel finans krizinin turizm sektörünü de etkileyeceği muhakkaktır. Yunan basınında çıkan son haberler, ülke turizminin yeganeliğine ve krizden etkilenmeyeceğine vurgu yapıyor olsa da, komşu ülkelere oranla daha pahalı bir destinasyon olan Yunanistan’ın ülke GSMH’nın % 18’i olan ve yaklaşık 850 bin kişilik istihdam imkanı sunan turizmine de krizin etkilerinin yansıması muhtemeldir.

Yunan turizm bakanı Aris Spiliotopoulos’a göre 2008 yılı içerisinde 40 milyon euroluk bir bütçeye sahip olan Yunanistan turizmi, 2009 yılında % 7’lik bir büyüme beklemektedir. Dünya çapındaki yavaşlamaya Yunanistan’ın başarıyla direndiğini bildiren Bakan, her ne kadar hava yoluyla gelen turist sayısında %1.8’lik bir düşüş yaşansa da, deniz ulaşımında % 10, kara ulaşımında ise % 30’a varan artış görüldüğünü bildirdi. [10]

SONUÇ

Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılan açıklamaya göre, dünya turizminin 2007 yılı cirosu 856 milyar dolara ulaşmış durumda.

Dünya turizminde gelirlerde en büyük payı, 96.7 milyar dolarla ABD alırken, ABD’yi 57.8 milyar dolarla İspanya ve 54,2 milyar dolarla da Fransa izlemekte.

Türkiye ise dünya turizm pastasından pay alan ülkeler sıralamasında 10. sırada yer alıyor.

 2007 yılı turizm geliri 18,5 milyar dolar olarak gerçekleşen Türkiye’nin 1990 yılındaki turizm geliri 3.2 milyar dolar iken, bu rakam 2000’de 7.6 milyar dolara, 2004’te 15,9 milyar dolara, 2005’te 18.2 milyar dolara ulaşmış durumda. Türkiye, dünya turizm gelirlerinden 1990 yılında yüzde 1.2 pay alırken, geçen yıl bu pay 2.2’ye çıktı. [11]

Buna rağmen bir Akdeniz ülkesi olan üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, 2007’de dünya turizm gelirlerinden aldığı pay bakımından Akdeniz ülkeleri İspanya, İtalya ve Fransa’nın turizm potansiyeline ulaşamadığı görülüyor.  Bunun nedeni bu çalışmanın özünü oluşturan, altyapı, planlama ve yatırım konularına yeterince önem verilememesi ve gerekli düzenleme ve çalışmaların yapılamamasından kaynaklanıyor.

Çevreye duyarlı,  sosyal sorumluluk bilincine sahip turizm

Akdeniz ülkeleri genelinde duruma bakılacak olursa, kısa ve orta vadede en temel sorun, altyapı eksiklikleri ve planlama hataları nedeniyle doğacak çevre sorunları olarak kaydedilecek. Turizm sektöründeki büyümenin çevreye verdiği en önemli zararlardan biri betonlaşma. Bugün Akdeniz sahillerinin yüzde 42'sine beton yapılar hakim. Betonlaşmanın yanı sıra su kullanımı da turizmin geleceğini olumsuz etkileyebilecek unsurlardan.

Blue Plan'a göre, her turist günde yaklaşık 300 litre su tüketiyor. Lüks otellerde ise bu oran 880 litreye kadar ulaşabiliyor. Örneğin Yunanistan'da yazın tüketilen su oranı kışın tüketilen suya oranla 5-10 kat daha fazla olabiliyor. Uzmanlar, Türkiye, Suriye, Libya, Fas ve Cezayir gibi Akdeniz ülkelerinde su talebinin önümüzdeki 20 sene içinde iki kat artacağına dikkat çekiyorlar. Altı çizilen bir diğer konu da, bölgenin en büyük su tüketicisi olan tarım sektörü ile turizm sektörü arasında yaşanan gerginlik.

Konuya ilişkin daha kapsamlı çalışmaların yürütülmesi amacıyla, kamu kesimi ile birlikte sektör temsilcileri, medya ve sivil toplum örgütlerinin eşgüdümlü olarak çalışması daha hızlı sonuç alınması adına önem arz etmektedir.

Tüketici açısından bakılacak olursa da, unutulmamalıdır ki tüketici artık çevreye duyarlı ürünlere ve marka seçimini yaparken de sosyal sorumluluk bilincine sahip olan şirketlere yöneliyor. Satın aldığı ürünün çevreye zarar vermemesine dikkat ediyor. Bu nedenle, tüm ekonomik ve ekolojik süreç göz önünde bulundurularak, turizm sektörünün sürdürülebilir kalkınma hedeflerini dikkate alması ve gerek altyapı, gerek planlama ve gerek yatırım konularında titiz hareket etmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA:

Communication from the Commission (2006), A renewed EU Tourism Policy: Towards a stronger partnership for European Tourism.

Collado, Juan Carlos (2000), “Knowledge Intensive Service Activities in the Spanish Tourism Sector” , Centro de Estudios Economicos Tomillo.

Türkiye Turizm Stratejisi 2023 (2007), Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara.

Vizyon 2023; Ulaştırma ve Turizm İçin Gelecek Öngörüsü”, http//:www.tubitak.gov.tr, (Erişim: 25.12.2002.)

Çakılcıoğlu, Mehmet ; “Sürdürülebilir Turizm” 10. Ulusal Bölge Planlama Bilimi Kongresi-2002,  www.kentli.org/makale/meh_sur.htm, (Erişim: 10.02.2003.)

http://www.eturbonews.com/6224/executive-talk-greek-tourism-unique-and-will-resist-world-financi (Erişim 17 Kasım 2008)

http://www.traveldailynews.com/pages/show_page/17019 (Erişim 26 Kasım 2008)

http://www.statistics.gr/eng_tables/S604_STO_4_TB_07_2_Y_EN.pdf (Erişim 13 Kasım 2008)

http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=45087 (Erişim 27 Kasım 2008)

http://www.etc-corporate.org/resources/uploads/ETC_Tourism_Insights_2007.pdf (Erişim 7 Kasım 2008)

http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2007/03/20070302-17-3.xls (Erişim 11 Kasım 2008)

http://yigm.kulturturizm.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF53EAB0712E921A5F47B708868ACC0564 (Erişim 10 Kasım 2008)

http://www.weforum.org/ttcr08browse/index.html (Erişim 7 Kasım 2008)

http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=11 (Erişim 30 Aralık 2008)

http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=392 (Erişim 30 Aralık 2008)

 

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics