Logo EurActiv.com.tr

Türkiye-Rusya Polonya Ukrayna turizm ilişkisi ve AB perspektifi-I

Bookmark and Share

GİRİŞ

İnsanoğlunun gezme, keşfetme, öğrenme ve eğlenme arzusunun doğal bir sonucu olan turizm Türkiye’nin en temel gelir kaynaklarından birini oluşturmaktadır.

2008 yılı son döneminde başlayarak, tüm dünyayı etkisi altına alan küresel finans krizine rağmen Türkiye, dünyanın önde gelen destinasyonlarından biri olarak yerli ve yabancı turistin ilgisini  çekmeye devam etmektedir.

Yabancı turistler için vazgeçilmez bir destinasyon olan Türkiye, son dönemde çeşitlendirdiği turizm algısı sayesinde dünya turizm listelerinde ilk 10 sıralamasında yer almakta, 2007 yılında 23 milyon 340 bin olan ziyaretçi sayısını 2008 yılında 26.5 milyona çıkarmayı başarmış bulunmaktadır.

Türkiye’nin turizm sektöründe cazip merkezlerden biri olmasının gerek yerli gerek yabancı turistler açısından farklı motivasyonları olmakla birlikte tüm bu tercihleri belirli başlıklar altında toplamak ve bir sıralama oluşturmak mümkündür.

Bu çalışmanın ilk bölümü, Türkiye’yi önemli bir turizm merkezi yapan etmenlerin neler olduğunu açıklamayı hedeflemektedir.

Türkiye tüm dünyadan yabancı turiste ev sahipliği yapmasına rağmen, son yıllarda Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısındaki artış, bu bölge insanının Türkiye'ye gösterdiği ilginin araştırmaya değer olduğunu göstermiştir.

Çalışmamızın ikinci bölümü Rusya-Ukrayna-Polonya ile Türkiye arasındaki turizm ilişkisinin boyutlarını ele almayı amaçlamaktadır.

Rusya, Ukrayna ve Polonya ülkeleri bir başka açıdan daha önem taşımaktadır. Polonya 2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olmuş, Rusya ve Ukrayna ise Avrupa Birliği'ne sınır komşusu olarak Birlikle olan ilişkilerini her seviyede artırmaya çalışmakta. Bu doğrultuda Avrupa Birliği perspektifi de önem kazanmaktadır ve çalışmamızın son bölümü bu konuya odaklanacaktır.

BÖLÜM 1

Türkiye'de turizm sektörü

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) "Çıkış Yapan Ziyaretçilerle Giriş Yapan Vatandaşların Turizm Harcamaları ve Profili 2008 Yılı 4’üncü Dönem Sonuçları”na göre Türkiye’yi, 2008’de 30 milyon 929.192 kişi ziyaret ederken, kişi başına ortalama harcama 708 dolar oldu. 2007’de Türkiye’yi 27 milyon 214 bin 988 kişi ziyaret etmiş, kişi başına ortalama harcama ise 679 dolar olmuştu.

Turizm geliri, 2008’in Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan 4’üncü çeyreğinde ise, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,2 oranında artarak, 4 milyar 453 milyon 501 bin 257 dolar oldu. 2008’in 4’üncü çeyreğinde, en yüksek turizm geliri 2 milyar 262 milyon 486 bin 441 dolar ile Ekim ayında gerçekleşti.

Rakamlarla 2008:
* Turizm geliri yaklaşık 22 milyar dolar oldu.
* Türkiye’yi 30 milyon 929 bin turist ziyaret etti.
* En fazla turist yaklaşık 4 milyon kişiyle Ağustos ayında geldi.
* Turistler kişi başı ortalama 708 dolar harcadı.

 2007 yılı içerisinde gerçekleşen turizm gelirleri açısından bakıldığında ise, Türkiye’nin 18.487 milyar dolarlık bir gelir elde ettiği görüldü.

 2007 yılında 18.5 milyar dolar olan turizm geliri TÜİK verilerine göre 2008 yılı uyarınca %18.5 artışla 21.910 milyar dolara ulaşmış durumda. 

Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçilerin ülkelere göre dağılımı şu şekildedir:

Birinci sırayı Alman turistler alırken, hemen ardından Rusya Federasyonu gelmektedir. Çalışmamız kapsamında düşünülecek olursa, Ukrayna ilk on sıralamasında 9. sırada yer alırken, Polonya listeye henüz girememiştir.[1]

Her ne kadar Türkiye önemli bir kitle turizmi merkezi olarak daha çok tanınsa da son yıllarda kitle turizminin yanında kongre, toplantı, iş vb. nedenlerle ülkemize gelen turistlerin sayısında ciddi bir artış olduğu gözlenmektedir. Kişi başına harcama miktarlarına bakıldığında 2007 yılında 679 dolar olan bu miktar, 2008 yılında 708 dolara çıkmış bulunmaktadır.

2008 yılı Türkiye için olumlu bir tablo sunmuş olsa da içinde bulunduğumuz küresel mali krizin etkileri 2009’un ilk aylarında kendisini turizm sektöründe de hissettirmeye başlamış durumda.

Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı 2009 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,96 düşerek 751.817 kişi oldu.

Bakanlık verilerine göre, Ocak 2009’da Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 15,51 (116 bin 604) ile birinci, Bulgaristan yüzde 9,99 (75 bin 104) ile ikinci, Gürcistan yüzde 9,42 (70 bin 793) ile üçüncü sırada yer aldı. Gürcistan'ı, Rusya Federasyonu, Suriye, İngiltere, Azerbaycan, İran, Yunanistan ve Fransa izledi.

Antalya aylık bazda yüzde 8, yıllık yüzde 17 düşüşte

Bu arada Antalya'ya yılbaşından bu yana hava yoluyla 200 binden fazla turist geldiği bildirildi. Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısında aylık bazda yüzde 8, yıllık da yüzde 17 oranında düşüş yaşandı.


Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'nden edinilen bilgiye göre, 20, 21 ve 22 Şubat tarihlerinde Antalya Uluslararası Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nden 24 bin 154 turist giriş yaptı. Böylece 1 Şubat'tan bu yana Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısı 112 bin 987'e, yıl başından bu yana gelen turist sayısı ise sayısı 219 bin 526'ya ulaştı.[2]

Türkiye’yi turizm sektöründe ön planda tutan etmenler neler?

Yabancı turistlerin ülkemize geliş amaçlarının başında Türkiye’nin coğrafi konumunun doğal bir sonucu olan deniz-kum-güneş gelmektedir. Deniz-kum-güneş etmeni, özellikle güney sahillerimizdeki kaliteli tesis hizmeti ve her şey dahil sisteminin bir arada bulunmasının avantajıyla düşünüldüğünde, Türkiye'yi gerek yerli, gerek yabancı turistler açısından bir cazibe merkezi haline getirmektedir.

Üç tarafı denizlerle çevrili ve doğusunda büyük, köklü medeniyetleri, batısında ise Avrupa ülkeleri olan Türkiye, önemli bir transit ülke konumundadır. Ülke topraklarının uzun yıllar ipek ve baharat yolları üzerinde bulunması Doğu ve Batı arasındaki ticaret açısından büyük önem taşımış ve ticaretten büyük getiri sağlanmıştır. Günümüzde de Türkiye'nin özellikle yabancılar açısından önemli bir turizm merkezi olmasının nedenlerinden biri, transit ülke oluşu sebebiyle ticaret, bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan ürün ve fiyat çeşitliliği nedeniyle de alışveriştir. Yurtdışında dövizin özellikle de Euro’nun Dolar karşısında değerlenmesi  ve Türk lirasının değerinin düşmesi sebebiyle Türkiye destinasyonu diğer ülkelere oranla daha ucuza satılmaktadır.

Türkiye'nin coğrafi avantajının bir başka sonucu daha olmaktadır. Bir çok önemli medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklar, içinde büyük tarihi öğeler ve eserler taşımaktadır. Türkiye sahip olduğu tarihi doku ve eserler nedeniyle de yerli ve yabancı turizmin gözdesi konumundadır. Yalnızca yaz aylarında değil tüm sene boyunca turistler ve araştırmacılar dünyanın birçok medeniyetine ev sahibi olmuş bu toprakları ziyaret etmektedir.

Türkiye'yi son dönemde cazip kılan bir başka konu ise çeşitlenen turizm algısı ve bunun sonucunda ortaya çıkan kongre fuar, toplantı, seminer vb. toplantı amaçlı ziyaretlerdir.

Türkiye son yıllarda dünyaca ünlü bir dizi organizasyona, uluslararası ölçekli toplantıya ev sahipliği yapmakta, bu sayede birçok yabancı lider, düşünür, iş adamı, öğrenci vb.nin ülkemizi ziyaret edip, tanımasına olanak vermektedir.

Türkiye'ye eğitim amacıyla gelen yabancıların sayısında da son dönemde büyük bir artış yaşanmaktadır. Özellikle Avrupa ülkeleri arasında yürütülen öğrenci değişimi programları (Erasmus Leonarda vb.) birçok öğrencinin minimum altı ay süreyle ülkemizde ikamet etmesine vesile olmaktadır.

Türkiye son yıllarda sahip olduğu doğal güzellikleri ve organizasyon kapasitesine sahip insan gücünü tanıtıma ayırdığı pay ile birleştirmeyi başarmıştır.

Aşağıdaki istatistiklere bakıldığında görülmektedir ki Türkiye son 5 yıl içerisinde tanıtıma ayırdığı payı yaklaşık %70'den fazla artırmış ve 2003 yılındaki 84 milyon dolardan 2008 yılında 140 milyon dolara çıkmıştır. Ancak 2008 yılının son aylarında tüm dünyada hissedilmeye başlanan küresel finans krizi turizm tanıtımına ayrılan payın 2009 yılı için yarı yarıya düşürülerek 70 milyon dolarda kalmasına neden olmuştur.

 

Milyon Dolar

2003

84

2004

93

2005

96

2006

100

2007

110

2008

140

2009

70

Türkiye, eski dünya karalarının (Asya-Avrupa-Afrika) birbirine en çok yaklaştıkları bir coğrafi konumda yer alır. Bu üç kıtayı birbirine bağlayan kara ve deniz yolları üzerinde yer aldığından gelen turistlere ulaşım kolaylıkları sağlar. Kaliteli, kolay ve uygun fiyatlı ulaşım olanakları yabancı turistler açısından büyük önem taşımakta ve özellikle deniz-kum-güneş turizmi açısından Türkiye'yi seçmelerinde önemli bir etken olmaktadır.

 

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, turizmdeki avantajları sayesinde, krizden en az etkilenen ülkenin Türkiye olacağını söylüyor. Turizmin, yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomisinde çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Barut, "Tüm dünyada kriz yaşanıyor. Bundan etkilenmemek mümkün değil. Ancak küresel krizden, dünyada en az etkilenen Türk turizm olacaktır. Bu sektördeki şirketler gelişmeleri çok iyi takip etmeli ve anında reaksiyon vermeli. Krizin etkisi azaldıktan ve hasar tespit yapıldıktan sonra her şey daha rahat olacaktır" diyor. Türk turizminin rakiplerine göre daha avantajlı olduğuna da değinen Barut, şu yorumları yapıyor: "Türk turizmi rakiplerine göre çok daha avantajlı bir konumda. Bunlardan en önemlileri, fiyat, kalite ve otellerde uygulanan her şey dahil sistemi. Son yıllarda görülen, turizm pazarlarındaki dağılma ise Türk turizmi için olumlu bir gelişmedir. Başta Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri olmak üzere, Orta Doğu pazarı gelişti. Bu nedenle fiyatlara, kaliteye ve her şey dahil sisteme güveniyoruz. Umutsuz değiliz. Bunlar bizim avantajlarımız.”

BÖLÜM 2

Rusya-Türkiye Turizm İlişkisi

Rusya- Türkiye arasındaki turizm ilişkisi, Türkiye’nin turizm sektöründe önde gelen destinasyonlardan biri olmasını sağlayan unsurların yanı sıra, uluslararası ekonomik ve siyasi gelişmelerle de yakından ilintilidir. 

Rusya- Türkiye arasındaki turizm ilişkisinin en temel göstergelerinden birini Türkiye’ye gelen Rus turist sayısı oluşturmaktadır.

Rusya’dan turistik amaçlı çıkışların 2007 ve 2008 yılı karşılaştırmalarına ve artış yüzdelerine aşağıdaki tablodan ulaşmak mümkün.

2008 - 9 aylık

 

Ülke

2008

2007

%

Türkiye

1983,4

1689,2

17,42%

 Çin

1530,3

1155,7

32,40%

Mısır

956,7

789,4

21,20%

Finlandiya

530,4

499,3

6,20%

İtalya

325,8

264,9

23%

İspanya

314,8

275

14,25%

Yunanistan

314,2

215,2

46%

Almanya

247,1

170,8

44,70%

Bulgaristan

199,3

165,3

20,60%

Tayland

194,5

147,5

31,90%

Fransa

176,4

128,8

37%

Çek

174,5

127,1

37,30%

BAE

157,4

130

21,10%

G.Kıbrıs R.K

140,4

124

13,30%

 Tunus

128,5

107,7

19,35%

Hırvatistan

116,4

98,1

18,70%

Diğerleri

1472,1

1123,3

31%

Toplam

8962,2

7211,3

 

(Turizmgazetesi.com) 05.02.2009 (değişim yüzdeleri Euractiv tarafından hazırlanmıştır)

Yurtdışı seyahatlerin 2008’in 9 aylık döneminde 28 milyonun üzerine çıktığı, yüksek sezonda ve eylül ayı sonuna kadar turistik amaçlı çıkışların da yüzde 24 büyüyerek 8,9 milyona ulaştığı bir ortamda Türkiye, Rus turistler içinde en çok tercih edilen destinasyon oldu.

2008 yılının ilk 9 aylık verilerine göre, turistik amaçlı çıkışlarda Türkiye 1,9 milyon ile ilk sırada yer alırken, en yakın takipleri olan Çin ve  Mısır’ı geride bırakmış durumda. Bu dönemde Türkiye, Rusya’dan çektiği turist sayısını 2007 yılına kıyasla % 17,42 oranında  (295 bin kişi) artırırken, Çin’in gerçekleştirdiği % 32,40 ve Mısır’ın gerçekleştirdiği % 21.20’lik artış, Türkiye’ye yetişmelerine yetmedi.

Volüm olarak Türkiye’ye rakip olmamalarına rağmen; İtalya, Yunanistan, Almanya ve Fransa da 2008’de turist sayısını yüzde 20’lerin üzerinde artırmayı başardı.

Ancak, 2007-2008 yılı karşılaştırmalarında toplamda ortalama %24,28’lik artış göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin gerçekleştirdiği 17,42’lik artış, ortalamanın altında kaldığını ortaya koyuyor. Yukarıdaki tabloda yer alan veriler ışığında, Türkiye ile birlikte ortalamanın altında kalan diğer ülkeler Güney Kıbrıs, İspanya  ve Finlandiya.

Moskova Kültür ve Turizm Müşavir Yardımcısı Filiz Köse’nin 2004 yılında Rusya pazarına yönelik olarak yapmış olduğu araştırmada Türkiye’ye gelen Rus vatandaşlarının profili için şunlar söyleniyor:

Ø       Rusya’da destinasyon seçiminde dominant unsur olan kadınlar etkin rol oynamaktadırlar. Ülkemize yönelik turizm hareketinde de  bu özellik belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır.

Ø       Ülkemize gelen Rusların çoğu ailesi ile birlikte seyahat eden gruplar veya çocukları ile birlikte seyahat eden 25-55 yaş grubu arası hanımlardır.

Ø       Rusya’da yurtdışına gidenler orta gelir ve ortanın üstündeki gelir gruplarıdır.

Ø       Geçmiş yıllarda Rus vatandaşları daha çok (%40) iki ve üç yıldızlı otelleri tercih ederken, son yıllarda 4 ve 5 yıldızlı otelleri, tatil köyleri ve “lux” apart otelleri tercih etmekte, bunun yanısıra gelir düzeyi yüksek olan tüketiciler de daha konforlu havayollarını tercih etmekte, lüks restoranda ve eğlence yerlerinde vakit geçirmekte ve marka satan mağazalardan alışveriş yapmaktadırlar.

Ø       Türkiye destinasyonlarına yönelik tur paketlerinden 7 günlük, 10 günlük, 15 günlük ve 3 haftalık olanlar tercih edilmektedir.

Ø       Ulaşımda yüksek oranda havayolu tercih edilmektedir.  Transferler ağırlıklı olarak tur paketi kapsamında yer alan charter uçakları ile yapılmaktadır. Üst gelir grubu hedef kitleler, daha kaliteli hizmet veren hava yolu şirketleri ile uçmak eğilimindedirler. Bu nedenle de bu tür hedef kitlelerin zaman zaman THY tarifeli uçuşlarını tercih ettikleri gözlemlenmektedir.

Ø       ”Herşey dahil” sistemini ve açık büfe (swiss-table) türü ağırlamayı tercih eden hedef kitlelerimizin deniz ürünleri tüketimine yönelik alışkanlıkları nedeniyle, zaman zaman bu ürünlerin az miktarda sunulmasından dolayı şikayetçi olduklarına tanık olunmaktadır. Yemeklerde zengin sebze ve meyve çeşitlerinin sunumu memnuniyetle karşılanmaktadır.

Ø       Çocuklu aileler daha çok bünyelerinde aquapark, disko bulunduran ve akşamları animasyon programı düzenlenen konaklama tesislerini tercih etmektedirler.

Ø       Seyahatleri sırasında konakladıkları tesislere yakın olan alış-veriş merkezlerinden yararlanmayı, rafting, jeep –safari, deniz paraşütü, jet –ski, paraglayding, yat gezileri gibi turlara ve animatif-sportif faaliyetlere katılmayı tercih etmektedirler [1]

Rusya Federasyonu turizm pazarında Türkiye’nin birinci sıraya gelmesini sağlayan tarihsel süreç şu şekilde gelişim göstermiştir:

1990’lar ve Bavul Turizmi

İlk defa 1990`larda Türkiye’yi yoğun olarak ziyaret eden Rus turistlerin amacı ülkelerine başta tekstil olmak üzere deri eşyası, ev aletleri, gıda maddesi ve inşaat malzemesi taşımak idi. Bu malzemelerin RF` ye gümrük vergisi ve KDV ödemeksizin sokulması nedeniyle iç pazarın canlanmasını amaçlayan seyahat hareketini ülkemizde “Bavul Ticareti” olarak da isimlendirmiş, ülkemize bu amaçla gelen turistler özellikle  İstanbul’un Laleli ve Karaköy semtlerinde konaklamışlardır. 2001 li yılların başında RF`nin Dünya Ticaret Örgütüne katılmayı amaçlaması (RF’nin 2006 yılında Dünya Ticaret Örgütüne katılması beklenmektedir), uluslararası ticaret normlarına uyma gerekçesiyle almak zorunda olduğu gümrük önlemleri nedeniyle oldukça azalmıştır.

2000’ler ve Tatil Turizmi

1990` ların ortalarında azalmaya başlayan Bavul Ticareti yerini yavaş yavaş Akdeniz ve Ege kıyılarımıza yapılan tatil amaçlı seyahatlere bırakmıştır. (T.C.Moskova Büyükelçiliği Kültür ve Turizm Müşavirliği )

 

Rusların En Fazla Tercih Ettikleri İller 2005 %

Antalya

61.81

İstanbul

21.87

Muğla

9.09

Ankara

0.91

Erzurum

0.62

İzmir

0.61

Trabzon

0.54

Nevşehir

0.21

Diğer

4.28

Toplam

1 598 504

Kaynak: TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konaklama İstatistikleri 2005

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Konaklama İstatistikleri sonuçlarına göre ülkemize gelen Rus vatandaşlarının yüzde 62’si Antalya’da konaklamayı tercih ediyor. Antalya’yı yüzde 22 ile İstanbul takip ederken, Muğla’nın aldığı pay ise yüzde 9 civarında. Diğer illerin aldığı paylar ise yüzde 1’in altında.

Siyasi ve ekonomik gelişmelerin turizme etkileri

Türkiye ve Rusya’nın Şubat 2009’da imzaladıkları güçlü bir ortaklık çerçevesi çizen anlaşma, Güney Osetya krizinde Türkiye’nin oldukça becerikli bir şekilde izlediği denge politikasının da yardımıyla güçlenen bir bölgesel işbirliğini  müjdeliyor. Aynı şekilde Türkiye’nin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki arabuluculuk çabalarının Rusya’nın desteği olmadan başarıya ulaşmasının zor olduğu düşünülürse, bölgenin güvenliği için Türkiye’nin Rusya ile ortaklığa dayalı ilişkiler geliştirmesinin önemi iyice ortaya çıkmaktadır.

İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin yakınlığına rağmen turizm ilişkisi açısından olumsuz olarak yorumlanabilecek gelişme, iki ülkeden bağımsız bir biçimde gelişen ve tüm dünyayı etkisi altına alan küresel mali kriz olmuştur.

Ekonomik kriz ortamında Türkiye için daha da önem kazanan turizmde iki ana pazardan biri olan Rusya’da sektörü olumsuz etkileyecek gelişmeler yaşanmakta. Ekonomik kriz patlak vermeden önce Rusya’nın sahip olduğu 600 milyar dolarlık rezervlerinde 200 milyar dolarlık azalma olması ile başlayan olumsuz gelişmelere her gün bir yenisi ekleniyor.

Rusya 2000 yılından bu yana hızlı bir ekonomik gelişme gösterdi. Bunda dünyada fosil yakıt ve maden ve hammadde fiyatlarının bu yıllar boyunca hep yükselmesi büyük rol oynadı. Ülke bu gün itibariyle dünyanın 7. en büyük ekonomisi ve on yıldır kesintisiz büyüyen GSMH’si 2008 itibarıyla tahmini olarak 2,3 trilyon dolara ulaşmış durumda.

Ancak, geçen yıl sonbahar aylarında ABD’de finans sektöründe başlayan kriz küresel bir ekonomik kriz haline dönüşüp reel sektörün de dünya ekonomik gelişimini kötü etkilemeye başladı. Bu gelişmelerle petrol ve hammadde fiyatlarında yaşanan gerilemelerden sonra Rusya ekonomisi derinden sarsılmaya başladı.

 

Ülkenin 2008 yılında 8 defa parasını devalüe etmesine ve ekonomiyi canlandırma paketleri açıklamasına rağmen 2009 yılında ekonomik küçülmeyi engelleyemeyeceği belirtiliyor.

Rusya Merkez Bankası, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile ülkenin resesyona, yani ekonomide durgunluğa girdiğini resmen açıkladı. Bu açıklamanın ardından krizden bu yana yüzde 15 değer yitiren Ruble’deki kan kaybının devam edeceği belirtiliyor. Ekonomiyi canlandırmak için Rusya'da, ekonomide yaşanan durgunluğu gidermek için para akışını hızlandırmak amacıyla yüksek oranlı bir devalüasyona gidilmesi öneriliyor. Bu kapsamda Rus para birimi Ruble’nin yabancı para birimleri karşısında değerinin yüzde 20 düşürülmesi öneriliyor. Bu durumda meydana gelecek fiyat artışı, Türkiye’nin bu ülkeden 2009 için umutlu olduğu turizm beklentilerini olumsuz etkileyecek.

Nitekim Antalya Havaalanından alınan 2009’un Ocak ayına ilişkin veriler Türkiye için de bu tehlikenin geçerli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu verilere göre Rusya’dan Antalya’ya gelen ziyaretçi sayısı Ocak ayında yüzde (-12,6) oranında azalmış bulunuyor.

Bu olumsuz hava karşısında, Rusya Tur Operatörleri Birliği Başkan Yardımcısı Andrey İgnatyev, Türkiye turizm fiyatlarının 2009’da Rusya’da yüzde 10 ucuzlamasının beklendiği belirtti. Novıye İzvestiya gazetesine konuşan İgnatyev, Türkiye’yi gelecek yıl fiyatların yüzde 10 düşmesinin beklendiği “yakın ülkeler” grubuna soktu. İgnatyev konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Tur paketlerinin fiyatı iki önemli faktöre bağlı: Ulaşım ve otel. Gelecek yaz tur paketlerinin fiyatında düşüş bekliyoruz. Petrol fiyatı düşüyor, buna bağlı olarak uçak yakıtı ve ulaşım masrafları da... Öte yandan otel sahipleri kriz durumunu dikkate alarak fiyatları düşürmeye başladı. Beklentimiz Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Sri Lanka gibi uzak tatil destinasyonlarında yüzde 25 düşüş olması. Türkiye, Mısır, Çek Cumhuriyeti gibi yakın yerlerde düşüş geçen yıla kıyasla en fazla yüzde 10 olur.”[2]

Sabah gazetesinden Dilek Taş’a göre, turizmciler bu değer kaybının  Türkiye'ye gelecek olan Rus turistlerin alışkanlıklarında da değişime neden olacak. Taş’ın haberine göre, Belek Turizm Yatırımcıları (BETÜYAB) Derneği Başkan Yardımcısı Yusuf Hacısüleyman, Rusların alım gücünü etkileyecek bu değer kaybı ile birlikte daha önce suit ve lüks odalarda konaklayan Rus misafirlerin standart odayı tercih edeceklerini kaydediyor ve orta gelir gurubu turistlerde daha az harcama eğilimi dikkate çekerken üst gelir grubunda bir değişiklik beklenmediği belirtiliyor. [3]

Rusya'dan en fazla turist getiren gruplardan OTİ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş otellerdeki fiyat artışları için marta kadar bekleyip taleplere göre karar vereceklerini kaydetti. Bektaş, "Düşen yakıt fiyatları da paket tatillerde yüzde 10'luk düşüş getirecek. Dövizin değer kazanması her koşulda satılabilir paketler oluşturmamızı kolaylaştırıyor" dedi. [4]

Rusya-Türkiye tanıtım ilişkisi

Tanıtım turizm sektörünün en kilit stratejierinden biridir. Rusya ve Türkiye turizmi açısından da tanıtıma verilen önemin etkileri gerek turist sayısı gerek turist memnuniyeti açısından görülmektedir.

Bunun iyi bir kanıtı, tanıtım faaliyetlerine verdiği önemle dikkatleri çeken OTİ Holding iştiraklerinden Coral Travel’in, Rusya pazarında 2007 Ağustos ayında yapılan “Turizmde En İyi Bilinen Markalar” sıralamasında birinciliğe yerleşmesi olarak gösterilmektedir. Uluslararası araştırma kuruluşu GALLUP’un Rusya’daki şirketi Romir Monitoring’in yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, yaz turizm sezonunda en çok talep gören tur operatörleri sıralamasında Türk şirketi Coral Travel birinci gelmiştir.  Şirketin bağlı olduğu OTI Holding’, 2005 yılında da Türkiye ve İstanbul’un tanıtımı için en büyük özel sektör bütçeli (2.5 milyon dolar) kampanyayı gerçekleştirmişti.

Tanıtım görevi

Rusya ve Ukrayna'da Türkiye'yi tanıtma görevini Iconisus isimli firma üstleniyor. Iconius yarattığı tanıtım kampanyasında Türkiye'nin tarih, kültür ve doğal zenginliğin merkezi olduğunu vurgulayarak uzun vadede kalıcı bir marka oluşturmayı hedefliyor.


Kampanya hazırlanırken pek çok kriterleri olduğunu belirten Iconisus Başkanı Emrah Yücel, geçtiğimiz sene Rusya ve Ukrayna'dan gelen turistlerin sayısındaki artışı bu sene de yakalamayı hedefliyor. Yücel, kısa ve uzun vadeli amaçlardan oluşan etkili bir kampanya yarattıklarını belirtiyor.

Kısa Vadede Deniz Güneş, Uzun Vadede Farklı Mekan Ve İmkanlar

Emrah Yücel'in verdiği bilgilere göre kısa vadeli amaç; Rusya ve Ukrayna'dan önümüzdeki turizm sezonunda Türkiye'ye gelmeyi düşünen turistleri ziyarete teşvik etmek. Bunun için Rus turistlerin Türkiye'yi ziyaret etmelerindeki temel amaç olan deniz ve güneşi vurgulayan çoğunlukla Antalya ve Akdeniz'in çekici fotoğraflarını kullanılıyor. Uzun vadede ise Iconisus sadece Antalya'yı değil, tüm Türkiye'yi bir marka haline getirerek farklı mekanları ve imkanları tanıtmayı hedefliyor. İstanbul, Karadeniz Bölgesi, Kapadokya, Mardin ve Pamukkale'nin tanıtımının yanısıra; alışveriş ve kış turizmi gibi Türkiye'nin gelişmekte olan turizm alanlarını destekliyor.

Iconisus'un Türkiye tanıtım kampanyası için ürettiği sloganlar ise, Doğu ve Batı arasında köprü görevi gören ve kültürel paylaşımların yoğun yaşandığı ülkemizin insanları buluşturma gücünden yola çıkıyor. Her görsele göre değişebilen sloganların teması; merkez - anavatan - memleket olup değişkenlik gösteriyor.

Rusça'da "Medeniyetlerin Anayurdu", "Tatilin Merkezi" gibi anlamlara gelen iddialı sloganlar izleyiciye sunuluyor. Sloganlar, üç boyutlu görünümü ve fotoğrafın perspektife uygun oluşuyla da dikkat çekiyor. Fotoğraf seçiminde ve görsellerin yaratılışında ise Iconisus'un en onemli kriteri Türkiye'nin otantikliğini ön plana çıkarmak.

Iconisus, tasarladığı kampanyada Türkiye'nin kendine özgü, birleştirici gücünün, zengin kültürü ve doğal güzelliğinin otantikliği olarak özetlenebileceğini söylüyor. Bunun uluslararası turizmde en önemli değerlerden biri olduğunu savunuyor. Uzun vadede Türkiye'yi marka haline getirecek özelliğin otantiklik olduğunu vurgulayarak, dünya turizminde bu konuda en önemli destinasyonlar olarak gösterilen Mısır, Hindistan, Fransa ve Avustralya'nın yanında hakettiği yeri alacağına inanıyor.

Ülkemizin kültürünü, mekanların karakterini, anayurt temalı sloganlarla sundukları kampanyada, Iconisus, Türkiye'nin din, ırk ve kültür farkı gözetmeksizin tüm dünyadan insanları geçmişte de, gelecekte de bir araya getirdiğini iletiyor.[5]

*
Diğer yandan 2009 yılına ilişkin beklentileri değerlendiren uzmanlar da Rusya’da artan işsizlik ve işsiz kalma endişesinin 2009 tatil planlarını etkileyeceğini, krizin derinleşmesi durumunda Rusya’dan çıkışların yüzde 50’ler dolayında azalacağını ileri sürüyorlar.

Rusya son dönemde turizm iletişiminde giderek kültür ögesini daha fazla ön planda çıkarmakta. Türkiye de, incoming’de Rusya’nın kültürel temalar etrafında hazırladığı modelleri fazlasıyla uygulayabilecek kapasiteye sahip bir ülke olması sebebiyle her türlü krize rağmen cazibesini korumakta..  

Ruble ile ticaret

Türkiye-Rusya turizm ilişkisini yakından etkileyecek bir başka gelişme ise ticarette yerel para kullanılmasına İran’dan sonra Rusya’nın da “evet” demesi ve ikili ticaret ilişkilerden turizmin de yarar görecek olması.

Türk Rus İşkonseyi Onursal Başkanı Turgut Gür; “Türkiye ile Rusya’nın ticari anlamda çok önemli ortaklar olduğunun altını çiziyor ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olması sebebiyle ilişkilerimizin her anlamda mükemmel olması gerektiğini” vurguluyor. Turizm açısından, “Türkiye, Rusya’nın tatil beldesidir” diyen Gür, ekonomik krize rağmen Ruslar’ın Antalya’da Almanlar’ın önüne geçmiş olduklarının altını çiziyor[6].

Rusya üzerinden yaratılan risk

Turizm rakamları Rusya ve Türkiye arasındaki turizm ilişkisinin yolunda gittiğini gösteriyor. Turist sayısı büyüyor ve 2009 yıl için de bu büyüme devam edebilir.

Ancak buna rağmen, 2008 yılının ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de kendisini hissettirmeye başlayan küresel mali krizin turizme etkisi kamuoyunda önemli bir tartışma konusu oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın dış tanıtım için ayırdığı paydan bağımsız olarak 100 milyon dolarlık bir kurtarma paketi gündeme geldi.

Sezon açısından iki önemli tehlike göze çarpıyor: uçak sıkıntısı ve çifte rezervasyon. Tur operatörleri özellikle Rusya’dan uçak bulmakta sıkıntı yaşıyor, çünkü Rusya’da havayolu filoları, Rus bayraklı uçaklar olarak kullanılıyor. Bu da kapasitenin yetmemesine neden oluyor.

Öte yandan Rusya pazarındaki tur operatörleri arasındaki rekabet, bazı tur operatörlerini batma noktasına getirdi. Bu durum sektörün tamamına zarar veriyor.

Burada sorulması gereken soru şu :

“Suç krizde mi, yoksa plansız ve programsız yatırım yapanlarda mı? Ya da önünü göremeden uçaklarla anlaşıp, uçaklar dolsun diye fiyatları aşağı çekmeye çalışanlarda mı? Ya da rakiplerini ekarte edip kendi monopolünü yaratmak için Türkiye’deki finansmanıyla Yunanistan’a, İspanya’ya, Mısır ya da Tayland’a yatırım yapan, turist taşıyan operatörlerde mi?”

“Fiyatlar nasıl ve neden dibe vuruyor? Neden riske sokuluyoruz?” sorusunun yanıtını araştıran Euractiv.com.tr şöyle bir tablo ile karşılaştı:

Rusya’dan hem Mısır’a hem de Türkiye’ye turist gönderen bir operatörün Mısır fiyatlarını dibe çekmesi sektörü riske sokuyordu. Rusya’daki kriz derinleşir ve yılda bugün iki kez tatile giden Ruslar iki yerine bir kez tatile çıkacak olurlarsa Türkiye yerine ucuz olan Mısır’ı seçeceklerdi. Bunun çaresi Mısır’ı ucuzlatmamak, ama Mısır fiyatını indiren tur operatörü plansız bir biçimde yaptığı uçak bağlantılarını doldurmak için Mısır fiyatını indirmiş ise ne olacaktır? Bu durum hem Mısır üzerinden Türkiye pazarını tehdit etmekte hem de Türk turizminin tamamını olumsuz etkilenmektedir.

Peki çözüm ne olmalıdır?

İster küresel finans krizinin etkisiyle ister sektörün kendi yarattığı ortam nedeniyle olmuş olsun, turizm sektörünü içinde bulunduğu kriz ortamından kısa ve orta vadede çıkarabilecek tek yol planlı bir yeniden yapılanmadan geçiyor.

Bu sebeple, fiyatlar konusunda, kimi operatörlerin fiyatları indirin baskısına kapılınmamalı, herhangi bir artış gerçekleşecekse de dengeli yapılmalıdır.

Ayrıca sektöre hükümet tarafından verilecek yardım, öncelikle dış tanıtım olmak üzere, içeride yeniden yapılanma, daha iyi yönetim sistemleri oluşturmak ve daha bilinçli yatırım yapmak üzerine harcanmalıdır.

Çalışmanın devamını okumak için tıklayınız.


© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics