Logo EurActiv.com.tr

EU JOBS

more offers »

Türkiye'de iç turizmin canlanmasına yönelik öneriler ve AB uygulamalarından örnekler

Bookmark and Share


Dünya genelinde yaşanan ekonomik kriz her sektörü olduğu gibi turizm sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Yapılan araştırmalar, sektörde faaliyet gösteren kurumların çalışmaları ve turizm örgütlerinin 2009'a ilişkin öngörüleri doğrultusunda, 2009 yılının turizm trendlerinde önemli değişiklikler bekleniyor. Bu değişikliklerin başında ise iç turizme yönelik ilginin artacak olması geliyor.

Uzmanlara göre ekonomik krizin turizm eğilimlerine ilk yansıması tatilcilerin iç pazara yönelmesi şeklinde olacak. Geçtiğimiz günlerde Avustralya'nın başlattığı ülke içi turizmi canlandırmayı hedefleyen ''Ayrılmayana Hayat Yok''' kampanyasının bir benzeri AB ülkeleri için de düşünülüyor. Bunun gerçekleşmesi halinde 2009'da dünyayı ''iç turizm'' modasının saracağı tahmin ediliyor.

BÖLÜM 1

Türkiye’de iç turizmin gelişimi

Türkiye’de iç turizm hareketleri 1950’lerde başladı. 1960’lı yıllarda ise deniz kıyılarına yönelik turizm ön plana çıktı.  1963 yılında ilk kalkınma planı ile iç turizmin geliştirilmesine yönelik çalışmalar başladı, fakat uygulamaya geçilmedi. 1970’li yıllarda Turizm Bakanlığı tarafından finanse edilen tatil kredisi ile memur ve işçilerin tatile çıkması sağlandı, fakat daha sonra bazı aksaklıklar yüzünden bu uygulama yürürlükten kaldırıldı. 1990’lı yıllarda iç turizme yönelik tanıtma faaliyetlerine ağırlık verildi. Sosyo-ekonomik yapının değişmesi ile tatil anlayışında da değişiklik yaşandı.

2000’li yıllarda iç piyasaya yönelik promosyonlu satışlar arttı; acentalar iç turizm konusunda gerekli ödeme kolaylıkları sunmaya başladılar ve orta sınıf tatile çıkmaya başladı.

İç turizmi canlandırmak için kampanyalar düzenlenmeye başladı. Erken rezervasyon; her şey dahil, indirimli veya taksitli tatiller bu uygulamaların başında geldi.

Türkiye’de bugün gerçekleşen iç turizm hareketlerinin boyutu hakkında net sayısal bilgiler bulunmuyor. İç turizme yönelik ilk araştırma 1983 yılında Devlet İstatistik Kurumu tarafından yapıldı. Daha sonra Turizm Bakanlığı iç turizme yönelik 1992 ve 1997 yıllarında iki araştırma daha gerçekleştirdi. Son yapılan araştırma ise 1997 yılına ait. Bu tarihten sonra ülke genelini içeren başka bir çalışma yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın son yıllarda iç turizme yönelik bir araştırma yapma girişimi vardı. Ancak, araştırma sonuçlanmış olsa bile, kamuoyuna henüz açıklanmadı. (1)

Bunun yanı sıra, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından her yıl düzenli olarak yayımlanan Konaklama İstatistikleri Bülteni iç turizm konusunda bazı bilgiler veriyor. En son yayımlanan Konaklama İstatistiklerine (belgeli ve belgesiz işletmeler) verilerine göre 2007 yılı içerisinde 24 milyon kişi otel, motel, pansiyon ve benzeri mekanlarda konaklamış. 2007 yılında yapılan geceleme sayısı 41 milyon. Ortalama konaklama süreleri ise 1,7 gün. Ülke içerisinde yapılan konaklamaların yüzde 15,5’i Türkiye vatandaşları tarafından yapılmış durumda. Bu veriler herhangi bir tesiste konaklama yapanlara ait. Fakat Türkiye’de iç turizm açısından önemli rol oynayan başka bir boyut daha var. Bu da Türk insanının ikinci konut adını verdiğimiz yazlıklar, kamu kampları, inceleme kapsamına girmeyen apart oteller, aile pansiyonları, çadırlar, öğrenci yurtları gibi ortamlarda da konaklama yapıyor olduğu.  Öte yandan tatillerini akraba yanında, yayla ve kaplıcalarda, köylerinde, kasabalarında veya doğdukları kentlerde geçirenlerin sayısı da oldukça fazla.  Fotoğrafa tüm bu yönler eklendiğinde Türkiye’de iç turizm aktivitelerine katılanların sayısının, nüfusun en az yarısına tekabül ettiği söylenebilir. Bu doğrultuda en az 35 milyonluk bir iç turizm pazarından söz etmek yanlış olmayacaktır.  Tabii, işletmecilik açısından bu kitlenin ne kadarının “pazar” olarak nitelendirilebileceği ayrı bir konudur. Bakanlık verilerine bakıldığında ise günümüzde Türkiye’nin iç pazar payı yüzde 35,  yıllık cirosu ise yaklaşık 7 milyar dolardır.(1)

 

İç turizmi geliştirmenin önemi

Her ne kadar iç turizm bugüne kadar Türkiye’de çok fazla önem verilen bir alan olmasa da,  doğal ve kültürel değerlerin öğrenilmesi ve sevilmesi; az gelişmiş bölgelerin ekonomik yönden canlanması; gelirin az gelişmiş bölgelere yayılması açısından önem taşıyor. İç turizm halkın yaşam kalitesinin artmasında, sosyal alanda daha kaliteli, ekonomik anlamda daha üretken bir toplum olabilme yolunda önemli bir adım atmasında katkıda bulunuyor. İstikrarlı bir talebe sahip olan iç turizmin bir diğer olumlu yanı da, ekonomik, politik ve çevresel faktörlerden az etkilenmesi. Bu sayede kriz zamanlarında ayakta kalabildiği gibi, normal zamanlarda da daha güçlü konumda olabiliyor. Bunun yanında, turizmde az gelişmiş yöreler getirilecek teşvik sistemleri ile öncelikle iç turizm talebi ile uyarılabilir ve dış pazarlar için olgunlaşma evresini iç pazar sayesinde tamamlayabilir.

Türkiye’de son yıllarda iç turizm hareketlerine katılan kişi sayısında da önemli artışlar gözleniyor. Söz konusu bu artışta dinsel ve ulusal bayramlar ile yılbaşı tatillerinin etkisi büyük. Hafta sonlarında yapılan günübirlik ya da birkaç günlük kısa seyahatler de Türkiye’de iç turizm hareketlerinin gelişmeye açık olduğunu gösteriyor. Ancak Türkiye’de iç turizm anlayışının sosyal turizm kavramı ile ilişkili olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Bu nedenle kamu ve özel sektör kuruluşlarının çalışmalarına boş zaman ve finansman gibi teknik konularda sağlayacağı kolaylıklar ile konaklama işletmeleri ve seyahat acentelerinin iç turizme yönelik çalışmalarına daha çok önem vermeleri, iç turizm hareketlerinin canlanmasında büyük rol oynayabilir.  Öte yandan İç turizmin geliştirilmesi ile birlikte iç ve dış turizmde görülecek talep çakışması, Türkiye’de daha önce turizme açılmamış alanların turizme açılmalarını sağlayarak arz artışına neden olabilir. Bir yörenin önce iç turizme ve kısmen dış turizme açılması;  altyapısının hazırlanması, yatak kapasitesinin artması ve istenilen düzeye getirilmesi ile söz konusu olabilir. Öncelikle, iç talebin kaydığı alanlar, uzun dönemde dış turizm talebinin de bu alanlara kaymasına yol açar. Böylelikle, iç turizmin gelişmesi, dış turizmin gelişmesine basamak oluşturmuş olur. Diğer yandan yerli turistler kendilerine yakın ya da uzak bir bölgeye seyahat etmeleri sonucunda hem ülkelerini daha iyi tanıyacaklar,  hem de ekonomik anlamda ülkelerinde üretilen malları tüketme eğiliminde olacaklar.

Bugün Türkiye’de iç turizmi destekleyen faktörler olduğu gibi, engelleyen faktörler de var. Türkiye’de iç turizmin yeterince gelişmemesinin temel nedenlerinden birisi ülkedeki gelir dağılımının bozukluğu. Bir diğer etken ise tatil kültürünün yeterince gelişmemiş olması. Turizme katılmada insanların yeterince bilinçlendirilememiş olmaları da önemli etkenlerden birisi. Bu noktada kamusal politikalar topluma turizm bilincinin kazandırılmasında belirleyici bir unsur olarak ön plana çıkıyor. Türkiye’de yaygın eğitim temelde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesine karşın, Turizm Bakanlığı’nın son yıllarda turizm alanında yürüttüğü yaygın eğitime yönelik projeleri bulunuyor. Kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, turizmle ilgili gönüllü kuruluşların yöneticilerinin bilgilendirilmesini amaçlayan Bölgesel Eğitim Seminerleri; Esnaf-Turist İlişkileri Bilgilendirme Seminerleri bunlardan bazıları.

İç turizme engel oluşturan faktörler şöyle sıralanabilir:

-          Seyahat kültürünün olmaması

-          Ekonomik sorunlar (gelirlerin düşüklüğü ve tatillerin pahalı olması)

-          Aile bireylerinin yıllık izinlerinin farklı dönemlerde olması

-          Okullarda turizm ve seyahat eğitiminin verilmemesi; eğitim sisteminin Türkiye’nin tarih ve coğrafyasına yönelik merak uyandırmaması

-          Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından iç pazara yönelik son geniş çaplı araştırmanın 1997 yılında gerçekleştirilmiş olması, iç pazarın ekonomiye etkisini net bir şekilde ortaya koyamıyor

-          İkinci konutların yaygınlığı, seyahat ve turizm olgusunun endüstrileşmesinin önünde engel oluşturuyor

-          İç turizmin kriz döneminde hatırlanan bir pazar olması

 

İç turizmi destekleyen faktörler ise şöyle sıralanabilir:

 

-          Yurtiçi seyahat pazarının gelişmesi

-          Basın-yayın organlarının teşvik etmesi

-          İzin ve bayramların fazla olması

-          Ulaştırma imkanların geliştirilmesi.

-          Eğitim seviyesinin yükselmesi

-          Seyahat acentalarının ve tur operatörlerinin yurt içi pazara girmeleri

-          Tüketiciye e-mail ve internet imkanlarının sunulması

-          Fiyatların cazip hale gelmesi ve ödeme kolaylıkları

-          Erken rezervasyonlarda indirim

 BÖLÜM 2

Avrupa’da iç turizm yükseliyor

Avrupa seyahat sanayisi bu yıl için beklentileri ve tahminleri aşağıya çekmeye başladı: 2009 yılında tur operatörleri, seyahat acenteleri ve havayolu şirketleri en az yüzde 10 düşüş ve küçülme bekliyorlar.

Avrupa pazarlarında kriz nedeniyle tatilciler yurtdışı seyahatlere karşı çekimser davranırken, Bazı Avrupa turizm sektörü ise 2009 yılının tatilcileri kendi ülkelerinde tatil yapmaya zorlayacağı bir yıl olarak görüyorlar ve bu değişimden mümkün olduğunca yararlanmayı hedefliyorlar.

 

-          Düşük petrol fiyatları, ucuz ulaşım: Öncelikle Batı Avrupa ülkelerinde düşük seyreden akaryakıt fiyatları, tatil yörelerine ulaşımı ucuzlatıyor. Bu nedenden dolayı bir çok kişi, kendi ülkesi içinde tatil yapmayı tercih ediyor. Son birkaç ayda araba trafiğinin yüzde 5 artarak uçak trafiğinin önüne geçtiği kaydediliyor.

-          Erken rezervasyon: Küresel krizin etkisi ile başta Avrupa olmak üzere yurtdışı pazarlarda geçen yıla oranla rezervasyon düşüşü yaşayan turizmciler, belirli oranda doluluk garantisi sağlamak ve turizm sektörünü canlandırmak için iç turizme yönelmiş durumda. Bu doğrultuda erken rezervasyon kampanyaları Şubat’a çekildi.

-          Bütçeye uygun oteller, dünya mutfakları, güleryüzlü personel: Tophotelprojects.com tarafından yapılan bir araştırma, Batı Avrupa’da özellikle iç pazara yönelik yeni otel projelerinin sayısı her geçen gün artıyor. Yatırımların yüzde 55'ini, seyahat eden işadamları için düşünülmüş 'First-Class' oteller oluşturuyor. Diğer eğilimler ise, wellness ve sağlık otelleri olarak sıralanıyor. En büyük eğilim ise Budget-otellerinde gözlemleniyor. Bu arada Avrupa'daki turizm belde ve işletmeleri iç pazarın ilgisini çekebilmek için kasik Avrupa mutfağının yanında, dünya mutfaklarından da örnekler sunuyorlar. Servis ve hizmet anlayışı da eskiye oranla büyük fark gösteriyor.

-          Ürün çeşitliliği: Avrupa iç turizminde ürün çeşitliliği de dikkat çekiyor. Son yıllarda hizmete giren bir çok wellness, sağlık, kür, spor, dağ, yayla, göl, nehir, kayak ve golf otelinin yanında özellikle kırsal çiftlik evlerinde kaliteli ve dinlendirici tatil yapmak ciddi bir  müşteri tercihi oluşturuyor.

-          Çevre: Yüzmilyonlarca Avrupalı için; çevre yoksa hiçbir şey yok. Avrupalılar çevre konusunda taviz vermiyorlar; onlar bu konuda katiyetle taviz vermiyorlar. Bu toplumsal talebin farkında olan iç turizm sektörü de yasalar ile ciddi bir şekilde korunan sağlıklı doğal çevreye sahip bölgelerde çevreye ve doğaya uygun yeni turizm ürünleri yaratabilmek için neredeyse seferberlik ilan etmiş durumda.

-          Belediyeler yatırımı teşvik ediyor: Avrupalı belediyeler kendi beldeleri için kalıcı, sürdürülebilir yatırımları teşvik ediyor. Yatırımcıları bilgilendirme ve eğitme seminerleri düzenliyorlar. Yeni nesillere müşterek rant ve kalıcı yerel kalkınma modelleri aşılıyorlar. Avrupa'daki turistik işletmelerin uzmanlaştıkları alanların başında, sanat ve kültür; doğa ve aktiviteler; bitkiler ve sağlık; çocuklar için özel imkanlar geliyor.

Türkiye ile Avrupa uygulamaları arasındaki  farklılıklar

Türkiye’ de iç turizm henüz yeterli düzeyde gelişmemiş iken, Avrupa’ da  “Herkes için Turizm” prensibi benimsenmiş durumda.

Avrupa genelinde iç turizm pazarına bakıldığında, insanların modern turizm aktiviteleri kapsamında seyahat ettikleri, konaklama tesislerini terchi ettikleri ve çeşitli pazarlama çalışmalarından etkilendikleri izleniyor. Türkiye’de ise insanlar kendi kültürlerinden kaynaklanan farklı turizm aktivitelerinin içerisinde ve farklı beklentilerle seyahat edebiliyorlar.

Yılda 75 milyon kişi ile dünyanın en çok ziyaretçi çeken ülkesi Fransa’da seyahat pazarının yüzde 65’i, yurtdışına en çok turist gönderen Almanya’da ise yüzde 47’si iç pazara ait. İtalya’da ise her yıl seyahate çıkan 45-50 milyon kişinin yüzde 75’i yurtiçi seyahatleri tercih ediyor. Toplamda turizm hareketlerinden elde edilen 58 milyar Euro’luk cironun yüzde 65’ini iç pazar oluşturuyor.

İç pazarın gelişimine yönelik, sosyal turizme ilişkin alınan tedbirlerin yanında, AB içi turizmi teşvik etmek amacıyla sunulan bir ihtiyaç kredisi sistemi mevcut.

İspanya’da son yıllarda dış turizmde yaşanan durgunluk, iç pazarın canlı olması sayesinde fazla paniğe yol açmadı. 2006 yılında İspanyolların yaptığı toplam 166,3 milyon seyahatin sadece 10.7 milyonu yurtdışına gerçekleşti. İspanya’da iç turizmi en olumlu etkileyen unsurların başında ucuz havayolu şirketleri geliyor. Bu şirketler petrol fiyatlarından ciddi bir şekilde etkilenseler de, düşük fiyat politikalarını koruyorlar. Bunun yanı sıra, büyük havayolu şirketlerinin uçmadığı destinasyonlara uçarak, yerli turistin ilgisini çekebiliyorlar.

Fransızların ise yüzde 90.6’sı tatil için kendi ülkelerini seçiyor. Fransa’da turizm ekonomisinin üçte ikisini iç turizm oluşturuyor.  Okul tatillerinin sene içinde farklı tarihlere bölünmesi, ulaşım ücretlerinin azaltılması iç turizmi destekleyen unsurlardan bazıları. Fransa’da gündemde olan bir diğer uygulama otellerin yerli turistlere daha “dostça” ve daha esnek bir tavır sergilemesi. Bu kapsamda “yatak+kahvaltı” ücretleri, yerli turistin karşılayabileceği boyutlara çekiliyor. Bir diğer uygulama ise seyahat rezervasyon bilgilerinin standart bir hale getirilmesi. Bu sayede seyahat acentaları arasında bilgi paylaşımı kolaylaşırken, yerli turistin internet üzerinden rezervasyon yapması, seyahat programlarını oluşturması kolaylaşıyor. XFT formatında uygulanan bu sistem, herhangi bir standartlık sertifikasına sahip olmasa da, geniş bir kullanım alanına sahip.

İtalya’da iç turizmin gelişmesini tetikleyen en önemli uygulamalardan biri Pazar segmentasyonu. Üniversite mezunu gençlere, ailelere, emeklilere yönelik farklı seyahat programları hazırlanıyor. Bu programlarda, yerli turistlerin gelir düzeyleri ve tercih edebilecekleri destinasyonlar dikkate alınıyor.

Bu arada Avustralya’nın başlattığı ve ülke içi turizmi canlandırmayı hedefleyen ‘Ayrılmayana Hayat Yok’ Kampanyası, AB içinde de ilgi gördü. Avustralya hükümeti turizmi ve ekonomiyi canlandırmak için ülkedeki 11 milyon işçiden tatile çıkmalarını istedi. Avustralya Turizm Bakanı Martin Ferguson hükümetin, işçiler için ayrılan ve toplam 121 milyon iş gününü bulan tatil ödeneğini serbest bırakarak, işçilerin 31 milyar Avustralya doları (yaklaşık 31 milyar 214 milyon YTL) bulan tatil ödeneği ile turizm sektörünü canlandırmak istediklerini belirtmişti.

AB’de iç turizm dış turizmin alternatifi değil, bütünleyeni

Türkiye’de ise iç turizmin yaygınlaştırılmasına yönelik çabaların özellikle kriz dönemlerinde yoğunlaştığı izleniyor ve bu dönemde iç turizm dış turizme alternatif olarak değerlendiriliyor. Oysa AB ülkelerinde durum tamamen farklı. İç turizm, dış turizmin alternatifi olarak değil, bütünleyeni olarak değerlendiriliyor. İç turizm, ülke vatandaşlarının da turizme katılım haklarının olduğu ve turizmin bir bütünlük taşıdığı gerçeğinden yola çıkan bir politikayla ele alınıyor. Bu nedenle ülkemizde turizme yönelik yaygın eğitim politikalarını yalnızca merkezi yönetimlerce değil, aynı zamanda yerel ölçekte de iç turizmin teşvik edilecek biçime dönüştürülmesi vurgulanması gerekli bir husus olarak görülüyor. Fakat iç turizme katılacakların ekonomik durumları da dikkate alındığında, Türkiye turizminde bir sosyal turizm politikası da oluşturularak entegre bir program dahilinde yürütülmesi sağlıklı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, “Sektör temsilcileri de kriz dönemlerinde iç turizme sarılıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen, erken rezervasyon ve iç turizme yönelik kampanyalar önemli bir rol oynayacak” diyor. Türkiye’de iç turizm konusunda sağlıklı veri bulunmadığına işaret eden Köfteoğlu, Turizm Bakanlığı’nın 1997 yılında iç turizm hakkında yaptığı kapsamlı araştırmayı bir daha yenilemediğine dikkat çekiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2006 Konaklama İstatistikleri’ne göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan işletme belgesi almış işletmelerde konaklayan yerli turistlerin sayısı bir önceki yıla oranla yüzde 10.6 artışla 11 milyon 570 bine ve yaptıkları geceleme sayısı yüzde 14.3 artışla 20 milyon 502 bine ulaşmış durumda. 2007 yılına ait kesin veriler olmamasına rağmen, sektör temsilcileri 2007 yılında iç turizm pazarının kişi sayısı bazında yüzde 15 ile 20 civarında bir büyüme gerçekleştirdiğini belirtiyorlar.

Turizm eğitimi

AB, turizm eğitimi konusuna da, turizm arzının niteliğinin yükseltilmesi bakımından büyük önem veriyor. İç pazar çerçevesinde, tüm meslek dallarındaki diplomaların karşılıklı tanınması konusunda tedbirler almaya çalışıyor. Ayrıca, turizm eğitiminde, turizmin ihtiyaç duyduğu alanlarda personel yetiştirilebilmesi için, mesleki profillerin belirlenmesi yönünde çalışmalar yapıyor. Lisansüstü turizm eğitimini teşvik edici burs sistemleri geliştiriyor.

Türkiye’de turizmde yaygın eğitim uygulamalarına yönelik olumlu çalışmalar olsa da, bunların yeterli olduğunu söylemek güç. AB örneği dikkate alındığında, toplumda turizm bilincinin geliştirilmesinde ve etkinleştirilmesinde merkezi yönetim kadar, yerel yönetimlere de sorumluluk düştüğü izleniyor. Bu bağlamda Türkiye’de yaygın eğitim politikalarının merkezi yönetimlerce odaklandığı gözlenirken, Fransa’da turizm örgütlenmesi ile buna bağlı yaygın eğitim aktivitelerinin üç eksende gerçekleştiği görülüyor. Bunlar Bakanlık, Sektörel Komiteler ve Bölgesel Turizm Komiteleri olarak sayılabilir. Bu organizasyonlar bir yandan halkın turiste karşı bilinçlendirilmesini sağlarken, diğer yandan da toplumun boş zamanlarını değerlendirmede turizmin önemini kamuoyuna vurgulamakla görevliler. Bunlar dışında halkın iç turizme daha etkin bir şekilde katılmalarını sağlamak ve boş zamanlarını zevk ve tercihlerine uygun turizm aktiviteleriyle değerlendirebilmeleri için değişik kuruluşlar da hayata geçirilmiş durumda.  (Sürekli eğitim ve öğretim oluşumları, Aktif Eğitim Yöntemleriyle Antrenman Merkezleri, Turist Kabul Eden Ülkeler Ulusal Federasyonu: FNPAT, Turizm Büroları Ulusal Federasyonu:FNOTSI, Turizm Bölgesel Komiteleri Ulusal Federasyonu:FNCDT, Boş Zaman rezervasyon Hizmetleri Ulusal Federasyonu:FNSRC bunlardan bazıları.)

Avrupa’da iç turizmi desteklemek

Avrupa Birliğinde geliştirilen turizm politikaları ile Türk turizm politikaları arasında büyük bir uyum gözleniyor. Turizmin mevsimlik ve coğrafi dağılım olarak çeşitlendirilmesi, doğa ve çevreyle uyumlu turizm türlerinin geliştirilmesi, turizmin ekonomik ve sosyal yararlarının dengeli dağılımı, turizmin insanları ve kültürleri yakınlaştırmak için bir araç olarak görülmesi, hem AB'nin hem de Türk turizminin öncelikli politikaları olarak sıralanıyor. Ayrıca AB içindeki iç talebi artırmak amacıyla alınan önlemlere karşılık, Türkiye’nin de kendi iç pazarını geliştirmesi çok önem taşıyor.

19-21 Kasım 2008 tarihinde OECD’nin Paris merkezinde düzenlenen 9. Uluslararası Turizm İstatistikleri Forumu, AB’de iç turizmi desteklemeyi amaçlayan uygulamaları gündeme getirdi. Yaşanan kriz döneminde AB genelinde iç turizmin ve yerel müşterilerin toplam turizm faaliyetleri içindeki payının artacağına dikkat çekilen Forum’da, vurgulanan iki uygulama şöyle oldu:

-          İç turizmde talebe yönelik hizmet sunmak

Özellikle gelişmiş ülkelerde, tatiller sadece yaz mevsiminde gerçekleşmiyor ve tüm yıla yayılıyor. Fransa’da okul tatilleri bölünerek, sene içinde dağıltılmış durumda. Bu uygulama hem insanların daha fazla tatile çıkmasına hem de tatil sezonunun  uzamasına yol açıyor. Talepler doğrultusunda şekillenen bir diğer uygulama da her yaş segmentine yönelik farklı tatil programlarının ve destinasyonlarının hazırlanması.

-          Düşük ücretli şirketler sektörü

Bu sektörün oluşmasında öncülük eden şirketler düşük fiyatlı havayolu şirketleri. İspanya’da yapılan bir araştırma, ucuz hava yollarını tercih edenlerin, genel olarak uçak seyahati yapanlardan çok farklı profil çizmediğini ortaya koyuyor. Bu uçakların tercih edilmesinin başlıca nedenlerinden birisi, büyük havayolu şirketlerinin kapsamadığı şehirlere uçmaları. Hangi havaalanlarının ve şehirlerin seçileceğine yerel otoriteler ve ucuz hava yolları şirketleri birlikte karar veriyorlar. Bu sayede hem yerel otoriteler kendi topraklarında önemli bir iç turizm hizmeti sunmuş oluyorlar, hem de havayolu şirketleri ticari açıdan kazanç sağlıyor. 

Bu arada, Türkiye’nin şimdiye kadar oluşturduğu turizm politikalarında özellikle nitelikli işgücü oluşumunda turizm eğitimi, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve turizm planlaması gibi konulara gereken önemi gösterdiği söylenemez. Ancak yine de bazı alanlarda Türkiye turizm politikasının Avrupa Birliği politikalarıyla örtüştüğünü söylemek mümkün. Özellikle turizmin mevsimlik özelliğinin yılın her ayına yayılmasını, bölgelerarası gelişim düzeyi farklarının giderilmesinde turizmin ön plana çıkarılmasını, turizmi çeşitlendirmeye yönelik faaliyetlerin geliştirilmesini ve tur güzergahlarındaki konaklama tesislerinin iyileştirilmesini hedefleyen faaliyetler planlanıyor.  Avrupa Birliği’nin çok önem verdiği çevre koruma konusunda ise, son yıllarda özellikle sivil toplum örgütleri tarafından yürütülen çalışmaların turizm sektörü tarafından da desteklenmesi gerekiyor.

Avrupa’dan iç turizmi artırmaya yönelik farklı uygulama örnekleri

Avrupa’da iç turizm ya da yurtiçi seyahat pazarları arasında Almanya ve Fransa’da özellikle sosyal turizm olgusu gelişmiş durumda. Yaşam tarzı, tatilin bir ihtiyaç olduğunun anlaşılması ve devlet teşvikleri iç turizmin oranının yüksek olmasında etkili oluyor.  Avrupa Birliği politikalarında, turizmin ülke vatandaşlarının hayat kalitesini ve seviyesini artırmadaki rolünün Birlik üye ülkeleri tarafından benimsenmiş olması da, bu ülkelerde iç turizm payının yüksek olmasının bir diğer işareti. Fransa’da iç turizmin Pazar payı yüzde 65, İspanya’da yüzde 30, İtalya’da ise yüzde 65 seviyesinde. (1)

Sosyal turizm Fransa ve İspanya başta olmak Akdeniz ülkelerinde iç turizmi destekleyen önemli bir unsur. Bugün AB genelinde sosyal turizm dernekler, kooperatifler ve sendikalar tarafından düzenleniyor. İngiltere’deki Family Holiday Association (Aile Tatil Birliği) Fransa’daki Vacances Ouvertes (Açık Tatiller) veya Agence Nationale pour les Cheqes-Vacances (Tatil Çekleri Ulusal Ajansı), İspanya’daki Residencias de Tiempo Libre (Serbest Zaman Misafirhaneleri)  “herkes için turizmi” koordine eden girişimlerden bazıları. Sendikalar veya gönüllü sosyal kuruluşlar tarafından kar amacı gütmeksizin yönetilen tatil merkezleri de sosyal turizmin yaygınlaşması açısından önem taşıyor. Bu örneklere Fransa ve İspanya’da rastlamak mümkün.

Bu kapsamda Avrupa’daki sosyal turizm üzerine yapılan düzenlemelerin dikkatlice analiz edilmesi Türkiye’nin yapısına uygun politikaların düzenlenmesinde önemli faydalar sağlayabilir. Türkiye’de beş yıllık kalkınma planlarında bu konularda çeşitli düzenlemeler yapılsa da teşviklerin yetersizliği nedeniyle sosyal turizmde istenen hedeflere ulaşılamadı. “Herkesin turizm hakkını” ve herkesin tatil yapmasını destekleyen, “seyahat etmeyi, başta nüfusun en yoksun kesimi olmak üzere en fazla sayıda kişi için erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan” sosyal turizmin canlandırılması ve gelişimi için devlet tarafından alınacak önlemler ve sağlanacak teşvikler iç turizmin de canlanmasını sağlayacaktır. Onun için uzun vadeli bir fon oluşturulabileceği gibi uzun vadeli tatil kredilerine de yönelinebilir.

Fransa’da çalışma saatlerinin haftada 35 saate indirilmesi, 1982 yılından bu yana yılda 5 hafta ücretli izin verilmesi, okul tatillerinin aralık, şubat ve nisan sonunda 15’er günlük üç parçaya bölünmesi Fransızların daha fazla kısa süreli seyahatler yapma imkanlarını artıran uygulamalar. Fransa’da “Tatile çıkma hakkı” nın herkes için somutlaşması için, birçok düzenleme yapılmış durumda. 1987-2007 yılları arasında yaklaşık 400 bin kişi tatil projelerine yönelik yardımlardan faydalandı. Bu yardımlar toplamda 30 milyon Euro’yu aşıyor.

Fransa’da 1987 yılında kurulan ANCV (Ulusal Tatil Çekleri Ajansı) nın iç turizmi desteklemek ve herkese tatil hakkı sunmak amacıyla gerçekleştirdiği uygulamalardan bazıları söyle:

- Tatil Çeki: 1982 yılında kurulan bu sistem, dar gelirli olan ücretlilere Ulusal Tatil Çeki Ajansı tarafından turistik seyahat yapabilme ve bir takım kültürel faaliyetlere ve eğlencelere katılabilme olanağı sağlıyor. Tatil çeki, ücretliler tarafından değerinin çok altında bir değer karşılığı satın alınıyor ve otel, restoran gibi birçok turistik tesiste geçerli oluyor. Tatil çeklerinden faydalanabilmek için, bir çalışanın maaşının 22-793 Euro arasında olması gerekiyor. Şirketler bu çeklerden kendi çalışanları için de faydalanabiliyorlar. Bu durumda şirketlerin maddi katılımı yüzde 20 ila 80 arasında değişiyor. Tatil çekleri verildikleri tarihten itibaren iki yıl geçerli oluyor ve ulaşım, havuz, kayak okulu, tiyatro, müze, otel, tatil köyleri, gençlik kampları gibi çok farklı alanlarda kullanılabiliyor.

- Tatil dayanışma borsası : Tatil dayanışma borsası, dışlanmalara karşı mücadele ve önlem kanunu çerçevesinde 1999 yılında kuruldu. Borsa, özel turizm işletmelerini, sosyal ve ortaklı turizm derneklerini ve işletme komitelerini, kamu taşımacılık işletmelerini, yerel ve ülke çapında toplulukları ve nihayet Ulusal Tatil Çeki Ajansını bir araya getiriyor.  Gençlik, Spor ve Sosyal İşlerden sorumlu Bakanlıklar bu girişime ortaklar. İlke olarak, sosyal güçlük içinde bulunan ailelerin yararlanmaları için yardım derneklerine, işsizlik komitelerine veya belediye sosyal faaliyet merkezlerine düşük maliyetli konaklama olanakları sunuluyor.

- Malvarlığı planı: 1990 yılında başlatılan bu program, yatırım yardımları sayesinde gelir amacı gütmeyen kurumlar tarafından yönetilen tatil köyleri ve aile evlerinin yenilenmesine olanak sağlıyor. Malvarlığı planı, turistik arzın, kalite/fiyat oranı açısından elverişli ve daha dengeli bir dağılıma ulaşmasını hedefliyor.

- Engellilerin ağırlanması: Her yıl engelli vatandaşların ağırlanmasına yönelik bir kampanya düzenleniyor.

- Yaşlılar için Tatil programı: 2007 yılından bu yana ANCV tarafından gerçekleştirilen ve Devlet Turizm Sekreterliği’nin de destek verdiği bu programa, aynı zamanda turizm sektöründe faaliyet gösteren profesyoneller de katılıyor. Yaşlıların, turizm haklarından faydalanmalarını amaçlayan bu program, aynı zamanda iç turizm pazarının da Avrupa’da oldukça büyük bir yüzdeye sahip olan yaşlı nüfus potansiyelinden faydalanmasını sağlıyor. ANCV tarafından yapılan bir araştırma Fransa’da 65 yaş üzerindeki toplumun yüzde 45’inin seyahat etmediğini gösteriyor. 25-64 yaş arasındakilerin seyahat oranı ise yüzde 31. Oysa 2008 yılında ANCV tarafından gerçekleştirilen yaşlılar tatil programına toplamda 3 bin 63 kişi katılmış. Katılımcıların yaş ortalaması ise 72. ANCV 2009 yılı için 100 bin kişinin bu programa katılması için gerekli şartları gerçekleştirmiş durumda. Yerel yönetimler, emeklilik kurumları, sosyal organizasyonlar, emekli sandıkları da bu programlar kapsamında rol üstleniyor. Tatil destinasyonları, mekanları bu işbirliği kapsamında belirleniyor. Programdan yararlanabilmek için 60 yaşın üzerinde olmak; emekli ve işsiz olmak; Fransa’da yaşamak gerekiyor. ANCV’den sağlanan yardım tatil masraflarının yarısını kapsıyor.

Tatil köyü yöneticileri ise bu programlardan büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getiriyorlar. Bu sayede eylül ortasından ekim sonuna kadar normalde boş olacak odalar tamamen doluyor ve kasım ortasına kadar personelin tamamı çalışmaya devam edebiliyor.

Kısa tatiller

Avrupa genelinde turizm iç pazarının gelişmesine önemli bir role sahip olan bir diğer alan ise kısa tatiller, haftasonu tatilleri.

Özellikle;

-          Romantik haftasonları,

-          Balık avlama turları, resim turları gibi özel ilgi alanlarına yönelik geziler

-          Sağlık turizmi

-          Kültürel seyahatler

-          Kamp alanlarında konaklama gibi ucuz turlar

-          Tiyatro veya farklı sanatsal faaliyetleri temel alan turlar Avrupa’da iç turizmin hareketlenmesinde, Avrupalı vatandaşların iki-üç günlük seyahatlere olan ilgilerinin artmasında oldukça etkili oluyor.

Türkiye’de yapılması gerekenler:

Dünyada en fazla turist çeken ülkelerin aynı zamanda iç pazar potansiyellerinin de yüksek olduğu görülürken, Türkiye’de bu güne kadar öncelikle dış turizm, bir turizm hareketi olarak gündeme geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 25 milyonluk bir iç turizm potansiyeli var, fakat bu potansiyel sistematik biçimde kullanılmıyor.

Öncelikli olarak Türkiye’nin, Türkiye’ye tanıtılması gerekiyor. Bu kapsamda TÜRSAB, TÜROB, TÜROFED; Rehberler Birliği ve Yatırımcılar Birliği’nin ortak çalışmaları mevcut. Bu çalışma kapsamında bir süredir destinasyon çalışmaları devam ediyor. Turizm potansiyeli ihtiva eden bölgeler bu potansiyeli kullanmaya davet ediliyor.

İç turizm pazarının başarısına yönelik olarak kamu, özel sektör, turizmdeki sektör kuruluşları ve STK’lar arasında güçlü bir işbirliği ve eşgüdüm sağlanması önem taşıyor. Bu doğrultuda, ulusal ve yerel ölçekte tarih, doğa ve kültür bilincinin gelişmesi için medya, eğitim ve öğretim kurumları ile çeşitli programlar ve kampanyalar düzenlenerek yerli turistlerin tatile özendirilmesinin sağlanması gerekiyor. Bu faaliyetler, turizm gelirlerinde iç turizmin payının yükselmesine yol açmakla kalmayıp, tarihi ve kültürel değerlerin tanınıp, korunmasında da büyük rol oynayacak nitelikte. İç turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve iç turizm gelirlerinin arttırılması amacıyla, özel sektör, sektör kuruluşları ve STK’ların işbirliği içinde çalışmaları önem taşıyor.

Bu arada, 2009 yılında Ramazan Bayramı öncesine gelen okul açılışlarının 24 Eylül'e ertelenmesi, iç turizm açısından atılan önemli bir adım. Yaratılmış olan bu 15 günlük ek fırsat, iç turizm gelirlerine önemli bir katkı sağlayabilir. Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, bölgesel iklim şartları ve ekonomik faktörleri dikkate alarak, okulların il il farklı tarihlerde eğitim öğretime başlaması ve bitirmesi konusunda da çalışmalar yaptığı belirtiliyor.

Genel anlamda AB ülkelerindeki uygulamalara bakıldığında ise, Türkiye’nin iç turizmi canlandırmak için yoğunlaşması gereken alanlar şöyle sıralanabilir:

-          İç pazara yönelik tanıtım faaliyetlerinin artırılması

-          Ortak yurtiçi seyahat pazarı politikalarının oluşturulması

-          İç turizm talebinin analizinin yapılması

-          İç turizm pazarının profilini ve pazar eğilimlerini veren araştırmalar yapılması ve bu araştırmalara dayalı olarak, iç turizm pazarının ülke kalkınmasına faydalı olacak şekilde teşvik edilmesi

-          İç pazar potansiyelinin özel proje ve promosyonlarla desteklenmesi.

-          Özel sektörün yatırım yapmayı tercih etmediği, fakat iç turizm potansiyeli olan bölgelerde, kamu turizm kapasitesi üreterek, bunun özel sektör tarafından işletilmesini sağlamak

-          Gençlik turizmine yönelik projelerin hazırlanması

-          Tatil alışkanlıklarının kazandırılması

-          Taksitli veya uzun vadeli ve düşük faizli kredili tatil imkanlarının geliştirilmesi

-          Kış sezonunda ucuz fiyatlı tatil kampanyası

-          Ulaşımda fiyat rekabeti

-          Özel faizli turizm kredilerinin oluşturulması, kredi kartı komisyonlarında indirim gibi teşvik edici önlemlerin alınması.

-          Gelişmesi istenen yörelerde tatil yapan Türk vatandaşlarının, paket tur harcamalarının vergi iadesi kapsamında alınması

-          Hızlı trenlerin devreye girmesi

-          Tatilin yıl içine dağılamasını sağlayarak, tüketicinin ucuz ve sık tatil yapmasını sağlamak

-          Türkiye de turizmin, kitle turizminden kaynaklanan sorunlarını çözmek ve sezon dışı oluşan atıl kapasite problemini gidermek amacıyla AB’nin de çok önem verdiği bir konu olan, tatillerin sezonluk ve coğrafi dağılımının iyileştirilmesine yönelik tedbirler alınması

-          Dış pazara gösterilen özen ve önemin iç pazara da gösterilmesi

-          Sağlıklı bir toplum için herkesin tatile çıkabileceği bir ortam oluşturulması.

-          Kamunun, kamu bankaları yoluyla sıfır faizli tatil kredisi vermesi

-          Turizmcilerin yabancılara uyguladıkları tutundurma etkinliklerini vatandaşlara da uygulamaları

-          TÜRSAB kayıtlarına göre bugün Türkiye’de yaklaşık 4 bin 300 civarında seyahat acentesi faaliyet gösteriyor. Bunlardan sadece 370 tanesi iç turizm ile ilgileniyor. Bu sayının artırılması gerekiyor. Bunun yanı sıra, iç turizmde çalışan tur operatörlerinin uzun ömürlü olması, piyasada kalıcı ve inandırıcı olmaları da önem taşıyor.

-          İç turizme sadece  ekonomik bir olgu olarak bakılmaması; kırdan-kente göçü yavaşlatmada, farklı gelenek ve göreneklere sahip toplum kesimleri arasında anlayış ve hoşgörü ortamının güçlendirilmesinde, eğitim kalitesinin yükseltilmesinde önemli bir araç olarak görülmesi gerekir.

-          Türkiye’de kişibaşına geliri 20 bin doların üzerinde 3.5 milyonluk bir kesim var. Türkiye’de ekonomik durumu Belçikalı gibi yaşamaya elverişli 3.5 milyon kişi var. “İçimizdeki Belçikalıların” yurtiçinde seyahat etmeleri sağlanıp,  nüfusun tatil yapabilecek düzeyde gelire sahip kesimi de katıldığında ortaya 7  milyar dolarlık bir iç turizm pastası çıkıyor.

-          Acenta ve otel yöneticileri, tüketiciyi erken rezervasyon yapmaya teşvik etmeli. Böylece daha kolay planlama yapabilirler.

-          Var olan turizm bölgelerinin sürdürülebilirlik perspektifi içinde yeniden ele alınarak planlanması ve kaliteli yaşanabilir çevreler oluşturulması

-          Turizmin yaygınlaştırılmasına ve önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik çalışmalar: Bu alanda özürlüler, yaşlılar ve gençler gibi belirli turist kategorilerinin turizmde karşılaştıkları engellerin tespiti ve bunların ortadan kaldırılması için ortak inisyatiflerin geliştirilmesi

-          Turizmciler Milli Eğitim Bakanlığı ile temasa geçerek okul tatillerinin her bölgede farklı tarihlerde olmasını sağlamalı.

-          Gazetelere verilen tam sayfa ilanlar yerine, mesajı net veren küçük ama işlevsel reklamlara yönelmeli. Harcanabilir gelir içinde seyahat harcaması en yüksek 10 ile odaklanıp buralarda insanları daha fazla tatile çıkaracak girişimlere imza atılmalı.

-          Türkçe rehber ve animasyon sayısının artırılması

-          İç turizme teşvik verilmesi, sosyal turizmin desteklenmesi

-          İç turizmin gelişmesi için eğitim, kongre, seminer vb. çalışmaların düzenlenmesi

-          İç pazara yönelik tutundurma, satış geliştirme ve tanıtım faaliyetlerinin arttırılması

-          İlgili gruplar arasında ortak yurtiçi seyahat pazarı politikalarının oluşturulması

-          Farklı iç turizm bölümlerine yönelik özel ürün ve hizmetlerin hazırlanarak sunulması

 

Marka kentler: Edirne örneği

 

İç turizmi desteklemek amacıyla kültürel zenginliklere sahip olan kentlerin ön plana çıkartılması önem taşıyor.

Bu kapsamda Trakya Üniversitesi (TÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından gerçekleştirilen  ''Marka Kent Ölçeğinde Edirne ve Yambol'' Projesi, sınır bölgesinde iş birliği imkanlarının artırılması yoluyla turizm sektörünün canlandırılmasını amaçlıyor.

Amaçlarının Edirne ve Yambol illerinin marka kente dönüşmelerini sağlamak olduğunu anlatan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derman Küçükaltan, proje kapsamında Edirne'nin tarihi ve kültürünü daha fazla ön plana çıkartmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Düzenlenecek çeşitli faaliyetlerle bölge halkının turizm konusunda duyarlılığı arttırılacak ve bölgenin kültürel ve turizm değerlerinin daha iyi pazarlanması sağlanacak. Proje kapsamında Edirne'de Marka Kent Genel Merkezi kurulacak. Merkezin bölgenin ekonomik canlanmasına katkı sağlaması da hedefleniyor. Aynı zamanda bölgenin mevcut turizm potansiyelini ölçmek için hedef gurupların ihtiyaçlarıda belirlenecek.

Türkiye Turizm Stratejisi 2023

Dünyada iç turizmin gelişmesinin ardından, dış turizme yönelindiği izlenirken, Türkiye'de durum tersine işliyor. İç turizmde Türkiye'de 25 milyon civarında potansiyel bir nüfus olduğu kabul edilirken,  bu sayının ne kadarının aktif olarak kullanıldığı tam olarak bilinmiyor. İç turizmin sadece Türkiye'de turizm hareketlerinin kötüye gittiği dönemlerde bir emniyet supabı olarak görülememesi gerektiğini kaydeden sektör temsilcileri, iç turizm hareketliliğinin hem bölgelerarası kalkınmışlık dengesi hem de Türkiye toplumunun birbirini daha yakından tanıması açısından çok yararlı olacağını ifade ediyorlar.

Türkiye Turizm Stratejisi 2023, turizm sektöründe, kamu ve özel sektörün yönetişim ilkesi çerçevesinde işbirliğini gündeme taşıyan ve stratejik planlama çalışmalarının yönetim ve uygulamasına yönelik açılımlar sağlamasını hedefleyen bir çalışma. Katılımcı planlama anlayışı ile hazırlanan Türkiye Turizm Stratejisi ve Eylem Planı ile üretim, yönetim ve uygulama süreçlerinde sektörün önüne bir yol haritası konularak yönlendirilmesi temel amaç olarak kabul edilmiş durumda.

Türkiye Turizm Stratejisi - 2023 çalışması 9. Kalkınma Planı (2007 – 2013) hedefleri ile uyum içinde işliyor. Türkiye Turizm Strateji çalışması Planlama, Yatırım, Örgütlenme, İç Turizm, Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge), Hizmet, Ulaşım ve Altyapının Güçlendirilmesi, Tanıtım ve Pazarlama, Eğitim, Kentsel Ölçekte Markalaşma, Turizmin Çeşitlendirilmesi, Mevcut Turizm Alanlarının Rehabilitasyonu ve Varış Noktalarının Geliştirilmesi konularında uzun vadeli stratejiler öneriyor. 

İç Turizm Stratejisi’nde, genel olarak iç turizmle ilgili istatistiklerin derlenmesi ve iç turizmi özendirici kampanyaların önemi üzerinde duruluyor. Türkiye Turizm Stratejisi 2023 kapsamında öngörülen bakanlık bünyesinde iç turizm ile ilgili bir birim oluşturma çalışmaları tamamlanmış durumda. 
Yine AB uygulamaları dikkate alınarak büyükşehir belediyeleri bünyesinde turizmle ilgili idari birimler kurulması önem taşıyor. Avrupa genelinde yerel yönetimler turistik faaliyetlerin organizasyonu ve alt yapının kurulmasında çok büyük önem kazanmış durumda.

İç turizme yönelik 2023 yılı hedefleri ise şu başlıklardan oluşuyor:

-          Türkiye’deki iç turizm payının ve gelirinin artırılabilmesi için farklı turistik ürün, tesis ve program alternatiflerinin oluşturulması ve ülke turistik değerlerinin tanıtılmasının sağlanması

-          Türkiye’de iç turizm pazarından 20 milyon kişinin yararlanmasının sağlanması

-          Türkiye’de seyahat alışkanlığı olmayan vatandaşların da tercihlerine uygun turistik ürünlerin pazara sunulması ve bunların tanıtılması ile seyahat alışkanlığının yaygınlaşması

-          İç turizmden başta dezavantajlı gruplar (özürlüler, düşük gelirliler, gençler, kadınlar,v.b.) ve genç nüfusun daha fazla yararlanmasına yönelik çeşitli sosyal turizm projeleri kamu ve özel sektör işbirliği ile geliştirilmesi

-          İç turizmin yönetimi ve yönlendirilmesinde kamunun etkinliğinin artırılması için iç turizm pazarının araştırılması ve değerlendirilmesine yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde İç Turizm Araştırma Birimi kurulması

-          İç turizmin çeşitlendirilmesi ve tüm yurda yayılması ana politikası çerçevesinde kültür turizmine önem verilmesi ve marka kentlerin oluşturulması

-          Orta ve düşük gelir gruplarındaki yerli turistlerin tatil ihtiyaçlarını karşılamaları için turizm tesislerinin uygun kontenjan ve fiyat ayarlamaları yapmalarının sağlanması

-          İç turizm pazarına paket tur sunan seyahat acentelerinin sayısının artırılması için bu tür acentelerin desteklenmesi

-          Toplam nüfusun yüzde 20’lik kısmını oluşturan ve hareketliliği daha fazla olan üniversite ve orta öğretim çağındaki bireylere ve bekar orta yaş grubuna hitap eden program alternatiflerinin geliştirilmesi

-          Gençliğin ülkemizi daha iyi tanıması, seyahat ve tatil alışkanlığı edinmesi açısından turizm işletmelerinin gençlik turizmine daha fazla yönelmeleri için sektör ile ortak çalışma ve programların gerçekleştirilmesi

-          Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde çalışacak “İç Turizm” biriminin katkıları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca iç turizm istatistiklerinin tutulması (bu istatistikler kapsamında, yurt içi seyahate katılan vatandaşların sayısı ve değişimi;  seyahat amacına göre Türkiye vatandaşlarının geceleme sayısı;  yurt içi seyahatlerde yapılan konaklama çeşitleri; Türkiye vatandaşlarının yurt içi turizm harcamalarının ekonomik değeri; yurt içi turizm faaliyetlerinin dönemlere göre değişimi; gibi ölçümler yapılması)

-          İç turizm pazarında alternatif turizme dayalı ürünler araştırılarak bölgesel ve yerel bazda kapasite artırmaya yönelik çalışmalar yapılması

-          Dezavantajlı vatandaşların tatile çıkmalarını olanaklı kılacak sosyal turizm projeleri geliştirilmesi

İç turizmde 2009 trendleri:

Tüm bu gelişmeler doğrultusunda, iç turizmde 2009 yılında ön plana çıkacak trendler şöyle sıralanabilir:

-          Yerel turizm örgütlenmeleri hız kazanacak: Seyahat pazarında içe yönelik hareketlenmedeki artışa paralel olarak dünya turizminde yerel örgütlemelerin öne çıkması bekleniyor. Bu noktada, Yerel Turizm Örgütlenmesi (Destination Management Organization-DMO) olarak bilinen yeni kavramlar önem kazanıyor. Tatilci ürün seçimini yaparken, bir kenti, beldeyi veya oteli değil, öncelikle ''yöreyi'' tercih ediyor.

-          Teknoloji daha fazla öne çıkacak: Tüketici en uygun fiyatı teknolojik altyapısı sağlam sitelerden bulmaya alışıyor. Ekonomik krizden dolayı eskiye oranla fiyata odaklanan tüketicinin bu talebi, rezervasyon, dağıtım, sadakat programlarına yatırım yapan turizm şirketleri şimdi de müşteri ilişkileri yönetimi sistemlerine yatırım yapmaya zorlayacak. E-ticaret seyahat endüstrisinde çok önemli bir yere gelecek.

-          Kamp turizmine ilgi artacak: 2009'da ebeveynler, çocuklarıyla karavanla, eskiden ''altın günleri yaşadıkları'' kampinglere gidip, geçmişi diriltecek. Yaşlılar, çocukluk dönemlerine dönerken, gençler ise ebeveynlerinin gezip eğlendikleri yerleri yeniden keşfetmiş olacak.

-          ''Yeşil'' tercihler önde olacak: Her yaştan tatilci doğayla barışık, doğayla baş başa geçirilecek turları talep ediyor. Dolayısıyla 2009'da milli park gezmeleriyle doğayı ön planda tutan turlar revaçta olacak. ''Yeşil''e dayalı turlar, bisiklet turları, yükseklere tırmanış, sıra dışı, extreme sporlar ve açık hava (outdoor) etkinliklerinin de gelişmesine yol açacak.

-          Akraba ziyaretleri artacak: Batı ülkelerinde gençler arasında yapılan bir araştırmaya göre geçen yıl dede ve ninesini ziyaret edip tatilini onlarla geçirmek isteyenlerin sayısı yüzde 38 iken, 2009 yılı için bu oran yüzde 55'e yükseldi. ABD'lilerin yüzde 81'i bu yıl eş-dost ve akraba ziyareti yapacağını dile getirdi. Bu durum, unutulma noktasına gelen akraba ziyaretlerinin artacağını gösteriyor.

 

KAYNAKÇA

 

(1)    (2) Araştırma Dosyası’nda Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşl. Bölüm Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar (1)  ve Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksek Okulu Öğr. Görevlisi Doç. Dr. Nazmi Kazak’ın değerlendirmelerine yer verilmiştir.

 

www.forum.stat.tourisme.gouv.fr

www.ttra.org

www.europa.eu.int/comm/enterprises/services/tourism

www.frmtr.com

www.turizmdebusabah.com

www.turizmgazetesi.com

www.egeekonomisi.com

www.tursab.org

www.turob.org

European Tour Operators Association (www.etoa.com)

World Travel Trends Report

IPK International- World/European Travel Monitor

www.wttc.org

www.wto.com

www.oecd.org

www.die.gov.tr

www.visiteurope.com

Avrupa’da Sosyal Turizm-Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi- Barcelona Bildirgesi

www.tourisme.gov.fr

www.afit-tourisme.fr

www.ancv.fr

www.turizmforumu.net

www.dunya.com

 

 

 

 

 

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics