24 ekranında yayınlanan Olay Yeri programım içinde çekimdeyken, kadim dostum Özden Akbal’ın sesi telefonda “Başbuğ tutuklandı” haberini veriyordu. Telefonu kapattım, çevreme şöyle bir baktım... İçimden, “sadece 18 kilometre bütün bir yaşam boyutunu bu kadar değiştirebilir mi” diye düşündüm... “Karadeniz’in incisi” olarak adlandırılan Batum’da yaşam bütün canlılığı ve renkliliğiyle sürüyordu... Sınırın öte yakasında ise, sokaktaki insanın bir türlü tam olarak anlayamadığı bir hesaplaşmanın gözle görülmeyen ama enerjisini çok uzaklara kadar yayan şimşekleri hissediliyordu...
O an televizyon ekranlarından yayınlanan heyecanlı yorumları, canlı bağlantıları, stüdyo konuklarını, internet haber sitelerinde sürekli değişen manşetleri ve gelişmeyi meşrebine göre yorumlayan bir sürü ağzı gözümün önüne getirdim...
Oysa...Batum’da yaşam beni, kalitesiyle çevreliyordu...
Gün batarken yanan şehir ışıkları, Kafkasya’nın bu eski kentini karşıma Londra+Paris karışımı havada çıkarmıştı!..
...Ve ben, bir kez daha, insanlığın tüm alanlarında yerinde saymadığını, aksine, kararlı ülkelerin tahmin edilenden çok daha hızlı ataklar gerçekleştirdiğini görüyordum...
Bir mucize gerçekleşiyor....
THY’nin Batum’a düzenli seferleri var... Zaten varılan özel bir anlaşmayla Batum, artık Artvinli-Hopalı vatandaşlarımız için bir “iç hat havalimanı...” Yani, İstanbul’dan havalanırken biletinin rotası Türkiye’yi gösteriyorsa Batum’da inip özel bir otobüsle sınıra kadar gidiyor, memleketine de elini-kolunu sallayarak giriyorsun...
Zaten, 10 Aralık 2011’den bu yana Türk ve Gürcü vatandaşları birbirlerinin memleketine pasaportsuz girebiliyorlar. Pasaportla çıkış yaparsan 15 TL, nüfus cüzdanı ile Gürcistan’a geçersen 1 TL yurtdışı harcı ödüyorsun. Gürcistan’ın statüsü bizim için artık KKTC’den farklı değil...
Gürcistan, 1991 yılındaki bağımsızlığından bu yana çok zor günler geçirdi. İç çatışmalar Abhazya’yı Rusya’nın kontrolüne verdi, devamında yaşanılan sıcak savaşla
Rusya bu kez Osetya’yı kopardı aldı... İç siyasette çatışmalar ve istikrarsızlık bu güzel ülkenin yakasını bırakmadı... Ama Gürcüler sağlam çıktı...
Önce Sezar’ın hakkını verelim: Sarp sınır kapısında harika bir gümrük kapısı yapmışlar. Modern, pırıl pırıl... Görevlileri çok nazik, Türkler’e ayrı bir sıcaklıkları var...(Önemli not: Bizim sınır görevlilerinin Gürcistan’dan gelenlere biraz daha sıcak davranmaları ve özellikle pasaport sırasında Türkler’e öncelik tanırken haklarını zedelememeleri yönünde şikayet aldım. Bence orada Türkler ve yabancılar için iki ayrı sıra oluşturmak iyi bir çözümdür.)
Rüşvet nasıl sonlandı?
Günde ortalama 250 Türk TIR’ı Sarp’tan geçip Kafkasya’ya yönleniyor. TIR şoförleri ile konuşuyorum, Gürcistan’da yaşanılan disiplinli kalkınma karşısında şoktalar. Hepsi, “bu ülke rüşveti nasıl önledi, polisini, memurunu nasıl bu kadar hızlı adam etti, kalkınma için gerekli bu para nasıl ve nereden geldi anlayamıyoruz, bir-kaç yıl içinde o eski Gürcistan gitti, yerine Avrupalı bir ülke geldi” diyorlar.
Zaten bunu anlamak için Batum’a bakmak yeterli: Her yerde yükselen beş yıldızlı ünlü oteller, harika bir şehircilik, Sarp sınır kapısından girdikten sadece 18 kilometre sonra sizi karşılayan bir Avrupalı...Bu kente, Gürcistan’ın iç çatışmalar yaşadığı 2004 yılında gelmiştim son olarak, gördüklerime inanamıyorum!..
5 milyon nüfuslu Gürcistan’ın Batum’da gerçekleştirdiği mucizeye bizim Doğu Karadeniz’de mutlaka yanıt vermemiz gerekiyor... Hopa’da gördüğüm, bizim tarafta ise ciddi sorunlar olduğu yönünde...
Türkiye için yeni rota...
Belli ki, Batum, çok yakın bir gelecekte Türkiye için yeni bir turizm rotasına dönüşecek. Yakında kenti, dağlık kesimdeki kayak merkezleriyle bağlayacak teleferik de devreye girdiğinde Batum yalnız yaz turizminin değil, kış turizminin de merkezi olacak.
Bütün bunları neden anlatıyorum... Batum’un turizm merkezi olması Türkiye için iyidir... Sınırdaki liberal uygulama, bu kente gelen herkesi Türkiye’ye yönlendirecektir...
O zaman...
Doğu Karadeniz’de yeni ve köklü turizm yatırımlarına ve Türk tekstil markalarını sergileyecek yeni büyük AVM’lere ihtiyaç var...
İşten ve aştan söz ediyorum...
Benim işim yaşamın gerçekleriyle, başka tartışmaları artık anlamaz hale geldim...









