Zeynep Göğüş - Cumhuriyet
Benden beklenenin Fransız Meclisi'ndeki oylama hakkında bir irdeleme yazısı olduğunu biliyorum.
Yumurta kapıya dayandığında çırpınmak yerine planlı hareket eden bir ülke nasıl olunur? Bunun için bilimsel ve akılcı düşünme yeteneği gelişmiş, girişimci ve projeci insan kaynağı gerek.
O nedenle bambaşka bir konuyu anlatacağım bugün sizlere...
............
Çin'in eski devlet başkanı Deng Şiaoping'in bir sözü var: "Kedinin rengi siyah mı, beyaz mı diye tartışmayı durdurun. Kedi fare yakalıyor mu, ona bakın!"
Paris'i bırakıp merceğimizi çok uzaklara çevirelim.
Hong Kong, Çin'in giriş çıkış kapısı. Bilgi toplumu olmuş bir yer. Nüfusu Türkiye'nin onda birinden az, 7 milyon. Milli geliri yılda kişi başına 32 bin dolar.
Hong Kong'da sekiz ünivesite var, bunların yedisi devlet üniversitesi.
Prof. Ali Beba bir buçuk yıl önce PepsiCo'nun Asya Pasifik Başkanı olan eşi Ümran Beba'yı desteklemek için gittiği Hong Kong'da yaşıyor. Prof. Beba halen Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversite'sinin Girişimcilik Merkezi'ni yönetiyor.
Bu üniversite sadece 20 yıl önce kurulmuş. 20 yılın sonunda mühendislik ve bilim alanında dünya üniversiteleri içinde 36'ıncı sıraya yükselmiş. İşletme Fakültesi'nin MBA proğramı ise 6'ıncı sırada, Executif MBA'da ise 3 yıldır birinci...
Prof. Beba ABD'de akademik faaliyetin içinde olmuş biri olarak diyor ki "Bilime ve bilgi üretimine hiçbir yerde bu büyüklükte bir destek görmedim".
Üniversite, öğretim üyelerinin mutlaka toplumun hizmet veya ürün olarak kullanabilecekleri işlerle uğraşmalarını istiyor. Devamlı araştırma-geliştirme ve inovasyon hali... Bilgiyi üretiyor, öğretiyor ama sonra da bu ikisinin ortalamasından ortaya çıkan ürünü topluma geri veriyor. Felsefe bu.
Prof. Beba bu yıl lisans öğrencileri için de girişimciliğin üniversitenin her bölümünde ders haline gelmesi sağlamış. Ayrıca İşletme Fakültesi'nin altı yıldır düzenlediği 1 milyon dolar ödüllü İş Planı yarışmasının yönetimine geçip, bunu bütün disiplinlere açmış.
..........
Yukarıda 20 yılda dünyada en iyi ilk 50'ye giren bir üniversitenin öyküsünü okunuz. Demek ki 20 yılda bu iş olabiliyor.
Türkiye'de son 20 yılda 50'den fazla üniversite kuruldu. Ne bunların, ne de öncekilerin hala ilk 500'e girmeleri bile sorun iken, Hong Kong'da 20 yılda bir üniversitenin iyi bir stratejik plan ve kaynakların doğru kullanımıyla nereye gelebileceğini okudunuz.
Prof. Beba "Türkiye'de büyüme ile çoğalma arasında bir kavram kargaşası var" derken haksız mı?
Çoğalıyoruz, ama büyümekte zorlanıyoruz...
Yurt dışında çok saygın işler yapan bilim insanlarımız için buraya geldiklerinde ne olduğunu bilemedikleri bir duraklama dönemi başlıyorsa, o zaman kişiden değil sistemden kaynaklanan bir sorun var ortada...
...................
Akademik dünyası fakir olan ülkeler kedinin rengi siyah mı, beyaz mı diye tartışıp durur.
Akıl ve bilim öne çıkmadan...
Ve sistem düzeltilmeden...
Fransa ile de aşık oynatılmaz.
Tepeden tırnağa anlayış değişikliği olmadan kedi bir türlü fareyi yakalamaz. 









