Haber
Spiekermann, akademik standartları uyumlaştırma ile öğrenciler ve öğretmenlerin serbest dolaşımının önüne geçen bariyerleri kaldırmayı amaçlayan Bolonya sürecinin derin araştırma ve eleştirel düşünce yerine sonuçlara odaklandığını bildirdi.
Spiekemann, eğitimin artık öğrenmeden ziyade başarıya ulaşmak daha çok not almakla ilgili olduğunu eleştirerek, “her şey artık not bazlı oldu ve bunun nedenlerinden biri Avrupa üniversitelerinde devam eden Bologna sürecine dayanıyor” dedi.
Üniversitelere ciddi eleştirilerde bulunan Spiekermann mezun olmak için öğrencilerin her sömestr belirli bir nota ulaşmaya zorlandığını ve bunun da çoktan seçmeli testlere tabi tutularak gerçekleştirildiğini bildirdi.
Spiekermann’a göre durum vahim dedi ve ekledi:
“Ben iki üniversitede öğretim görevlisiyim ve bu durumu şimdiden gözlemleyebiliyorum. İnsanların öğrenmek için zamanı kalmıyor çünkü çok fazla sınavları var. Öğrenilen bilgiler pekişmiyor. Öğrencilerin ilgi alanı olabilecek şeyleri araştırmaya zamanları kalmıyor. Bu yaratıcılık değildir. Yaratıcılık not bazlı değildir.”
Spiekermann, görüşleri ile aslında Bolonya Sürecinin açılımını ve Avrupa Yaratıcılık ve yenilik yılını denetlemesiyle görevli olan Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü’nü eleştiriyor.
Yenilik ve yaratıcılık elçisi, Avrupa’nın büyük, şişman, yorgun ve bıktırıcı bir hal aldı ve tekrar hayata döndürülmesi gerektiğini söyledi.
Spiekermann, Avrupa’nın 1950’li yıllarda 2. dünya savaşının ertesinde inanılmaz bir enerjisi olduğunu ancak daha sonra bu enerjinin kaybolduğunu bildirerek, yükselen bir güç olan Hindistan’daki öğrenme ve değişim arzusunu örnek gösterdi.
Sanatçı, bilim adamları, eğitimcilerden oluşan gönüllü yaratıcı bir düşünce grubunun içinde yer alan Spiekermann şu anda yaratıcılık ve yenilik alanında bir manifesto üzerinde çalışıyor.
Danimarkalı araştırmacı Professor Bengt-Åke Lundvall tarafından hazırlanan ve sonbaharda yayımlanması beklenen Manifesto taslağı eğitim, kültür tasarımı ve araştırma üzerine odaklanıyor.
Bunun bir uyanma çağırısı olacağını uman Spiekermann şunları ekledi:
“Bizim dile getirmeye çalıştığımız bunun bir kriz zamanı olduğu ve Hindistan’dakilere benzer bir heyecanımızın ve isteğimizin olması gerektiği. O enerjiyi geri kazanıp tekrar öğrenmek için hevesli olmalıyız. Sınav olmak öğrenmek değil, alıştırma yapmak demektir. Sınavlara girmek 1970’lerin tekniğidir ve artık eğitim ve öğretim için sesli ve görsel metotlar kullanılmaktadır”
Spiekermann son olarak, Avrupa’nın yaratıcılığa olan tutumunu yenilemek amaçlı bir tartışmayı ortaya koyabilmek için, manifestonun olabildiğince kışkırtıcı olması gerekir dedi.
Spiekermann'la gerçekleştirilen röportajın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.










