Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği sürecinde "Bilgi Toplumu ve Medya" Başlığı 18 Aralık 2008 tarihinde müzakerelere açıldı.
Aşağıda, Avrupa Politikaları Merkezi (Center for European Policy Studies-CEPS) adına, Prof. Andrea Renda, Dr. Selen Guerin ve Dr. Emrah Arbak tarafından hazırlanan etki değerlendirmesinin Türkçe özetine ulaşabilirsiniz:
Yönetici Özeti
Avrupa Birliği 18 Aralık 2008 tarihinde, Türkiye ile yapılan katılım müzakerelerinde Bilgi Toplumu ve Medya hakkındaki 10uncu Fasıl da dâhil olmak üzere iki yeni fasıl açmaya karar vermiştir. Komisyonun 18 Aralık 2008 tarihli ortak tutumunda asıl mevzuatın müktesebat ile uyumlu hale getirilmesi, yasal yollar (ikincil mevzuat) ve izinler, telekomünikasyon ile ilgili düzenleyici kurumun idari yeterliliği ve bağımsızlığı, görsel-işitsel politika mevzuatında reform ve ilgili taraflar ile yoğın bir kamu istişaresinin başlatılması ile ilgili ölçütler belirlenmiştir. Bu durum mukabilinde, Türk Hükümeti AB müktesebatı ile arasında bulunan farkları kapamaya yönelik bir dizi girişimde bulunmuştur. Bu girişimler arasında elektronik haberleşme konususunda 5809 sayılı yeni bir Kanun çıkarılması, kurumsal çerçevenin tek çatı altında birleştirilmiş yeni bir düzenleyici kurumun (BTK) oluşturulmasını sağlayacak şekilde yeniden tanımlanması ve uzun süredir beklenen 3G (3. Nesil) ruhsatları ile yakında söz konusu olacak WiMax ve Sanal Mobil Şebeke Operatörlüğü ruhsatlarının verilmesini de içerecek biçimde daha dinamik ve etkin bir spektrum politikasına yönelik güçlü adımlar yer almaktadır.
Daha detaylı şekilde ele almak gerekirse, telekomünikasyon alanında, Avrupa Komisyonu tarafından Kasım 2008’de yayınlanmış bulunan en son İlerleme ,Raporunda, Türkiye’nin AB müktesebatı ile kademeli uyumunda ilerleme kaydetmekte olduğunu kabul edilmiştir. Ancak, evrensel hizmet, yetkilendirme ve özellikle İSS (Internet Servis Sağlayıcılığı) pazarında olmak üzere sabit hatlı telefon sektöründe rekabeti teşvik etme ihtiyacı da dahil bir dizi konuda hala çözümlendirilmemiş endişeler bulunmaktadır. Ayrıca, Operatörlere tarh edilmekte olup, özellikle mobil iletişim sektöründe pazara giriş, yaygınlık ve kullanım yoğunluğuna zarar verdiği ispatlanmış bulunan iletişim vergilerinin azaltılmasına yönelik ihtiyaç da söz konusudur. Son olarak ise, sektör düzenleyicisi olan kurumun göreceli bağımsızlığının Türkiye’nin bu alandaki büyümesine zarar vereceği tespit edilmiştir.
Telekomünikasyon sektörü ile kıyaslandığında, Görsel-işitsel hizmetler alanı kesinlikle AB müktesebatı ile Türk mevzuat çerçevesi arasında en belirgin farklılıkların hala mevcut bulunduğu alandır. Bu durum özellikle de, 14 milyonun üzerindeki televizyon sahibi hane sayısı ile Türk yayıncılık pazarı Avrupa’daki en büyük pazarlardan biri olması nedeniyle önem arz etmektedir. Türkiye’deki durumu değerlendirmek için kıstas AB’nin “Sınır Tanımayan Televizyon” (TVWF) direktifidir. Bu bağlamda tanımlamalar, yargı yetkisi, yayınları alma özgürlüğü, Avrupa kaynaklı ve bağımsız çalışmaların teşviki, reklâmlar ve tele-alışveriş, çocukların korunması, radyo ve televizyon şirketlerinde yabancı sermaye payı üzerindeki kısıtlamalar, kamu hizmeti gören yayıncı için kaynak yaratma, düzenleyici kurumun (RTÜK) bağımsızlığı ve dijital teknolojiye geçiş için koyulan hedefler (2014 yerine 2012) dahil pek çok alanda önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Elektronik iletişim hakkındaki yeni Türk kanunu Kasım 2008’de nihayet çıkarılmıştır. 5809 sayılı Kanunun temel amaçlarından biri Türk düzenleyici çerçevesini AB müktesebatı ile uyumlu hale getirmektir. Ancak, bu bölümde de açıklanacağı üzere, söz konusu amaç ancak kısmen gerçekleştirilmiştir. Yeni Kanun önemli ölçüde geliştirilebilir. Evrensel hizmet, spektrum planlama ve tarife düzenleme hakkındaki hükümler ile (Ulusal Düzenleyici Kurum) UDK’nun yetkileri hakkındaki genel hükümler UDK’nun operatörlerin faaliyetlerini nihai şekilde inceleme konusunda Rekabet Kurumu’nun sorumluluklarını da devralmak suretiyle pazar düzenleyicisi, planlayıcısı ve denetleyicisi olarak hareket edebileceği şeklinde bir izlenim yaratmaktadır. Tarife düzenlenmesi hakkındaki hükümler kimi zaman bir pazar analizinin gerçekleştirilmesi ile ilişkilendirilmemekte ve bazı maddeler UDK’nun zorlayıcı tedbirleri uygulaması için EPG (Etkin Piyasa Gücü) bildirimine gerek olmayacağını öngörmektedirler. Son olarak, Kanunun kesinliği, spektrumun iptali hakkındaki muğlak hükümler de dâhil olmak üzere diğer hükümler tarafından engellenmektedir.
Ayrıca, Kanunun bizzat kendisinin sisteme bir karmaşıklık unsuru getireceği görünmekte ve dolayısıyla Kanun uzun zamandan beri beklendiği (ve AB seviyesinde şiddetle talep edildiği) gibi düzenleyici çerçevenin bir düzene sokulması ve basitleştirilmesi unsurlarını sağlamakta başarısız olmaktadır. Bunun nedeni Son derece uzun olan geçici tedbirler (“Son Hükümler”), ve – daha genelde - Türk yasa koyucu tarafından, yeni bir kanun çıkartmaktan ziyade, önceki mevzuatı tadil eden bir kanunu yürürlüğe koyma yönünde kullanılan tercihtir. Bu bağlamda, konsolide bir metin geliştirmek ve yürürlüğe koymak daha tercih edilebilir bir yöntem olabilir idi.
Geleceğe bakış: Düzenleyici Alternatifler ve Politika Senaryoları
Raporda gelecek aylarda 10uncı Fasıl müzakereleri bağlamında mercek altına alınmaları muhtemel olan bir dizi meseleye temas edilmektedir. Bunlar arasında evrensel hizmet, lisanslama ve yetkilendirme, spektrum politikası, numara taşınabilirliği, mobil çağrı sonlandırma, Sanal Mobil Şebeke Operatörlerinin yetkilendirmeleri, e-haberleşme hizmetlerinin vergilendirilmesi ve sabit hat sektörünün rekabete açılması için mevcut seçenekler yer almaktadır. Bu meselelerden her biri için bir dizi düzenleyici seçenek tanımlanmakta ve eldeki seçeneğin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerinin bir analizi sunulmaktadır. Aşağıdaki Tablo, analiz edilen her bir mesele için dikkate alınan tüm seçeneklerin bir özetini içermektedir.
Tanım | Maliyetler | Faydalar | |
Evrensel Hizmet | |||
1.1.0 | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻ | ☻ |
1.1.1. | Evrensel Hizmet Fonunun tahsisinde daha fazla şeffaflık | ☻☻ | ☻☻ |
1.1.2. | Daha fazla şeffaflık ve Evrensel Hizmet Fonunun Telekomünikasyon Kurumuna devri | ☻☻☻ | ☻☻☻ |
1.1.3. | Yeni bir Evrensel Hizmet Yükümlülükleri düzenlemesi vasıtasıyla müktesebat ile uyum | ☻☻☻ | ☻☻☻☻ |
Ruhsatlandırma ve Yetkilendirme | |||
1.2.0. | 5809 sayılı Kanunun üslubunun muhafaza edilmesi | ☻☻ | ☻☻☻ |
1.2.1. | AB müktesebatı ile tam uyum | ☻☻ | ☻☻☻☻ |
1.2.2. | Tüm hizmetler için genel yetkilendirmeler | ☻☻☻ | ☻☻ |
1.2.3. | Karma bir sistem | ☻☻☻ | ☻ |
Spektrum Politikası | |||
1.3.0. | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻☻☻ | ☻☻ |
1.3.1 | Belli bantlarda hizmet ve teknoloji tarafsızlığının getirilmesi | ☻☻☻ | ☻☻☻ |
1.3.2. | Dijital bölüşümün COM(2007)700’ye uygun şekilde kümelenmesi | ☻☻☻ | ☻☻☻☻ |
Numara Taşınabilirliği | |||
1.4.0 | Mevcut planların uygulanması | ☻☻☻ | ☻☻☻☻ |
1.4.1. | Geçiş süresinin 5 günün altına düşürülmesi | ☻☻☻☻ | ☻☻☻ |
Sonlandırma Ücretleri | |||
1.5.0. | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻☻ | ☻ |
1.5.1. | “Kademeli Geçiş” | ☻☻ | ☻☻☻ |
1.5.2. | “Tek bir etkin Mobil Çağrı Sonlandırma Ücretine” doğru “Kademeli Geçiş” | ☻☻☻ | ☻☻☻ |
1.5.3. | “Kademeli Geçiş” + dâhili ayrımcılık yapmama yükümlüğünün kaldırılması | ☻☻ | ☻☻☻☻ |
Sanal Mobil Şebeke Operatörleri | |||
1.6.0. | Sanal Mobil Şebeke Operatörleri ile ilgili herhangi bir işlem yapılmaması | ☻ | ☻ |
1.6.1. | Sanal Mobil Şebeke Operatörlerinin yetkilendirilmeleri | ☻☻ | ☻☻☻☻ |
1.6.2 | Sanal Mobil Şebeke Operatörlerinin mecburi katılımları | ☻☻☻☻ | ☻☻ |
Sabit Hat ve Genişbant Sektöründe Rekabetin Teşvik Edilmesi | |||
1.7.0 | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻☻☻ |
|
1.7.1 | Yatırım merdiveni | ☻☻ | ☻☻☻ |
1.7.2 | Düzenlemelerden geçici muafiyetler | ☻☻ | ☻ |
1.7.3 | İşlevsel ayrılık | ☻☻☻☻ | ☻☻☻ |
Vergilendirme | |||
1.8.0. | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻☻☻ |
|
1.8.1. | Hazine payının ve ÖİV’nin kaldırılması | ☻☻ | ☻☻☻☻ |
Görsel-İşitsel Politika | |||
2.1.0. | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻ |
|
2.1.1. | AB Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi ile uyum | ☻☻ | ☻☻ |
2.1.2. | Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi ile uyum + spektrum reformu | ☻☻☻ | ☻☻ |
2.1.3. | Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi ile uyum + spektrum + geliştirilmiş yönetim | ☻☻☻ | ☻☻☻☻ |
UDK Bağımsızlığı ve İdari Yeterliliği | |||
3.1.0. | Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi | ☻☻ | ☻ |
3.1.1. | Yayıncılık, spektrum ve ruhsatlandırmadaki görevlerin daha iyi tanımı | ☻☻ | ☻☻☻ |
3.1.2. | RK ile işbirliği, azaltılmış devlet mülkiyeti, şeffaflık, DED(DEA) | ☻☻ | ☻☻☻☻ |
Seçenekler Türk vatandaşları için en yüksek net faydaları getirmesi muhtemel olan kombinasyonunun tanımlanması maksadıyla dört farklı senaryo halinde birleştirilmişlerdir. Maliyetler, diğer hususlara ilaveten, fırsat maliyetleri, politika formüle edilmesi ve uygulanmasındaki yetersizlikler, düşük kaliteli iş ortamı ve idari maliyetler olarak ifade edilmektedirler. Faydalar ise, düşen fiyatlar, artan rekabet, yenilikçilik ve büyüme, ürünlerin, hizmetlerin ve seçeneklerin tüketiciler için bulunurlukları, düzenleyici kesinlik, daha etkin yönetim, v.s. olarak ifade edilmektedirler.
· Senaryo 1: Herhangi bir politika değişikliğine gidilmemesi
Türkiye, senaryo 1 altında, hali hazırda kabul edilmekte bulunan kanun ve düzenlemelere (3G’nin yetkilendirilmesi gibi) kıyasla herhangi bir ek politika tedbiri getiremeyecektir. Bu durumda, tabi ki müktesebat ile uyum yetersiz kalacak ve bunun Türkiye için en önemli sonuçlarından biri 10uncu Fasıl ile ilgili müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması olacaktır.
Genel olarak bakıldığında, e-haberleşme ve medya sektörlerindeki mevcut durumun muhafaza edilmesinden Türk vatandaşlarına sağlanacak çok az fayda söz konusudur. Yeni bir mevzuat olmaksızın Türkiye fiilen AB dışında kalacaktır; ayrıca, ruhsatlandırma ve yetkilendirmenin yoluna sokulmaması halinde, şebeke-içi görüşme pazarına girişte yaşanan zorluklar nedeniyle, sabit hat ve genişbant sektöründe son derece düşük bir rekabet oluşacaktır. Bunun da ötesinde, nispeten katı spektrum politikası ve dijital paylaşım için rekabet yanlısı bir spektrum planının olmaması Türk vatandaşlarına dijital çağa ön kapıdan girme yönünde nispeten kısıtlı bir olanak tanıyacaktır. Bu durum, mevcut görsel-işitsel politika çerçevesindeki katılıklar ve dolayısıyla da mevcut çerçevenin yol açtığı (yabancı) kaliteli içeriğe sınırlı erişimden dolayı daha da kötüye gidecektir. Toptan genişbant erişimine olanak tanımak üzere mevzuatta yapılan son değişiklikler UDK’un hem e-haberleşme hem de (en çok) medya sektöründeki sınırlı yeterliliği ve bağımsızlığı nedeniyle yeterli bir şekilde uygulanamayacaklardır.
Çalışmanın devamına ulaşmak için lütfen tıklayınız.
Raporun orijinal metnine ulaşmak için tıklayınız.









