Avrupa bankaları, Brüksel'in kredi krizi sırasında, finans kurumlarına yapılan devlet yardımlarını gözden geçirecek olması nedeniyle, zorunlu bir yeniden yapılanma tehdidiyle karşı karşıya.
Haber
Avrupa Rekabet Komisyonu Üyesi Neelie Kroes, bu yılın başında Britanya Bankerler Derneği'nde yaptığı bir konuşmada, Lloyds ve Royal Bank of Scotland gibi bankaların "varlıklarının kayda değer miktarlarda azaltılacağına" inanmakta olduğunu belirtmişti. Bu kurumların, Avrupa'daki diğer bazı büyük bankalarla birlikte, Avrupa Komisyonu'nun gelecek ay başlatacağı kapsamlı soruşturmaların merkezinde yer almaları bekleniyor.
Finans krizi, Brüksel'in finans sektörüne yönelik sermaye enjeksiyonu ve zehirli varlıkların satın alınması da dâhil olmak üzere, destek amacıyla alınan birtakım hükümet önlemlerine yeşil ışık yakmasına yol açmıştı. Krizin ortaya çıkardığı acil durum, bu tür desteklerin derinlemesine bir analizi söz konusu olmadan, altı ay içinde gözden geçirilmek üzere aceleyle onaylanmasına neden oldu. Ancak Brüksel kaynaklı son söylentiler, bu türden ilk onaylanan desteklerin süresinin gelecek haftalarda dolacağı ve bu işlemlere yeniden başvurulması durumunda, Avrupa Komisyonu'nun, potansiyel olarak önemli miktarda varlığın satışını zorlayarak, söz konusu devlet yardımlarına ilişkin kurallarda çok daha sert davranacağına işaret etmekte.
İyi yardım, kötü yardım
Kroes, geçen ay Uluslararası Baro Derneği'nde yaptığı bir konuşmada, "bazı durumlarda varlıkların düşürülmesinin gerekmeyebileceğini, ancak birçok durumda bunun gerekli olacağını" belirtti. Sözlerine, "bazı bankalar iflas etmesine göz yumulamayacak kadar büyük olabilir, ancak bu bankaların hiçbiri yeniden yapılandırılamayacak kadar büyük değil" diye devam etti.
Meselenin aslı, Avrupa Komisyonu'nun "iyi yardım" ile "kötü yardım" arasında ayrım yapıp yapmayacağı ve bunu nasıl yapacağında yatmaktadır. "İyi yardımlar", sorunları bütünüyle piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan, yapısal olarak güçlü bankalara yapılmaktadır. "Kötü yardımlar" ise kendi durumlarını aşırı zorlamış ve zaten normal piyasa koşullarında bile ayakta kalamayacak durumda olan bankalara yapılmaktadır.
Bu ayrım önemli, çünkü "iyi yardım" verilmesi nedeniyle söz konusu olacak bir cezalandırma, "kötü yardıma" göre daha hoşgörülü olmalı. Bir yardımın "iyi yardım" olarak kabul edilebilmesi için, devlet yardımının ekonomideki ciddi bir huzursuzluğa çare olması amacı taşımalı. Finans krizinin böylesine bir huzursuzluk yarattığı konusunda Avrupa Komisyonu da dâhil olmak üzere hemen herkes üzerinde anlaşmış olmasına karşın, Brüksel'in söz konusu soruşturmada tüm bankalara yönelik daha sert "kötü yardım" kurallarına başvurmak niyetinde olduğu görülüyor.
Bu önlemler, finansal istikrarı bozacak ve finans piyasalarının yeniden bütünüyle işlevsel hale gelmesini yavaşlatabilecek şekilde zorunlu bir varlık satışına yol açabilir. Bankalar, gelecekte kendi ayakları üzerinde durma şanslarını azaltacak şekilde en kârlı varlıklarını satmaya zorlanabilir. Alıcılardan çok satıcıların olduğu bir piyasada varlıkların, fiyatların bir başka çöküşe yol açacak şekilde stres altına girmeden elden çıkarılması zor olabilir.
Yeniden yapılanma
Avrupa Komisyonu, bir yandan devlet yardımının ahlaki bozulmayı artırması ve rekabeti bozmasından sakınırken, öte yandan finans sektörünün kendi ayakları üzerinde durabilmesini güvence altına alabilmek için, her bir bankanın aldığı yardımları iki kategoriye ayırmalı: A) finans piyasalarının çöküşüne karşı bir çare olacak biçimde orantılı yardımlar (bir "iyi yardım" payı) ve B) doğrudan bir piyasa çöküşüne atfedilemeyecek kayıplar nedeniyle bankanın ayakta kalmasını sağlayan diğer ek yardımların tümü (bir "kötü yardım" payı).
Söz konusu her iki yardım da Avrupa Birliği yasalarına uygun olmakla birlikte, sadece "iyi yardım" alan bankalar yapısal olarak sağlam olarak ele alınmalı. Bu bankalar, piyasada yaygın bir bozulma söz konusu olmasaydı, yükümlülüklerini yeteri ölçüde yerine getirebilecek durumda olacaktı ve bu nedenle yeniden yapılanmaları ve varlıklarını azaltmaları istenerek, kendilerinin sorumlu olmadığı geniş çaplı ekonomik bir bozulma nedeniyle aşırı şekilde cezalandırılmamalılar.
Britanya Merkez Bankası da dâhil olmak üzere, bazı ulusal yasal düzenleyici kurumlar ve merkez bankaları, Brüksel'in Avrupa bankacılık sektörüne yönelik yeniden yapılanma amacıyla yapmak istediği geniş kapsamlı müdahale olasılığına karşı pozisyon alıyor. Avrupa Komisyonu, yeniden yapılanma ve varlıkların satışını talep ederek, yeniden sağlanmaya başlanan finansal istikrarı zayıflatıyor ve ulusal yasal düzenleyicilerin sürdürmekte olduğu tedbirli etkin gözetimleri engelliyor. Komisyon'un bu durumun farkına zamanında varacağını umarız.( Lorenzo Coppi ve Geert van der Klis / Wall Street Journal -Referans Gazetesi)



