Avrupa Birliği’nin (AB) yeni Enerji Komiseri Günter Oettinger’in elektrik ve gaz piyasalarında ulusal çıkarların korunması nedeniyle zorlu bir mücadele ile karşı karşıya bulunduğu uyarısında bulunan Bruegel isimli düşünce kuruluşu uzmanı Georg Zachmann, EurActiv’e üye devletlerin AB yasalarının uygulanmasında işi yokuşa sürdüklerini iddia etti.
Haber
“Tehditlerden biri ki en büyüklerden biri olabilir, üçüncü enerji paketinin uygulamaya konulmaması” diyen Zachmann, Ukrayna ve Beyaz Rusya’daki politika yapıcılara enerji sektörü sorunlarıyla ilgili tavsiyelerde bulundu.
Zachman “Bunun kolay olmayacağını çünkü birçok üye devletin enerji şirketlerinin dağıtım şebekelerinin elden çıkarılması anlamına gelen mülkiyet paylaşımı konusunda hala umursamaz olduğu” uyarısında bulundu.
Almanya’daki RWE’ye göndermede bulunan yetkili “Bazı büyük firmalar buna itiraz ediyor ve Komisyon’un üçüncü pakette belirlenen hedefleri yerine getirmek için çetin bir mücadele veriyor” dedi.
Üçüncü paketin ötesinde
Mevcut özelleştirme hedeflerine ulaşılabilmesinin zaten zor olduğunu kabul eden Zachmann “Komisyon bunun ötesine geçebilmeli” diyerek sözlerine devam etti.
“Elektrik piyasasında üçüncü enerji özelleştirme planının bir parçası olarak açıkça kurumların güçlendirilmesini görebiliyorum ki şu anda bununla ilgili yetkiler son derece sınırlı” diyen yetkili AB Enerji Düzenleyicileri İşbirliği Kurumu’na (ACER) atıfta bulundu.
Slovenya’nın Ljubljana kentinde kurulacak ACER ulusal düzenleme yetkelerinin sınır ötesi gaz ve elektrik şebekelerinin çalışmalarını koordine edecek ve 3 Mart 2011 itibarıyla faaliyete geçecek. Kurum, ulusal yetkelerinin herhangi bir anlaşmazlıkta uzlaşmaya varamamaları durumunda sınır ötesi alt yapılarıyla ilgili olarak bağlayıcı kararlar alabilme yetkisine sahip olabilecek.
Ancak Zachmann kurumun enerji yatırımlarını dikte ettirme konusunda yetkili olmadığı uyarısında bulunarak ulusal çıkarların bu konuda baskın olacağını kaydetti.
“Soru, kimi ülkelerin kendileri için para yatırmış olsalar bile yeteri kadar çıkar elde edememeleridir. Bu durumda sizin yeniden dağıtım tedbirlerinin uygunluğunu sağlamanız ve dolayısıyla onların yeni yatırımlardan elde edilecek kazanımlardan adil pay almalarını temin etmeniz gerekecek.”
“Bencillik” AB’nin son ekonomik kurtarma paketinde de kendini gösterdi. Liderler Avrupa’nın ortak çıkarlarının gözetilmesi gereken enerji altyapı projelerden oluşan liste üzerinde bir türlü anlaşmaya varamadılar.
“Tek Pazar oluşturulmasında önemli olan şey yalnızca ulusa çıkarların ve şebekelerin toplamından ibaret olmayan ama Avrupa ağını ve onun önümüzdeki yıllarda karşılaşabileceği zorlukları ortak bir şebeke gelişim planına sahip olmaktır. Neden kendi bölgelerimizde en fazla ihtiyaç duyulan ağlardan oluşan ortak bir şebekemiz olmasın? Neden rezerv ağlarını birbirine bağlamayalım?”
Örneğin Baltık gibi bölgelerin daha büyük çaplı şebeke bütünleştirme projelerinden yararlanabileceğini kaydeden Zachmann enerji şirketlerinin sınır ötesi birleşmelerinden yana olduğunu söyledi.
Zachmann AB enerji piyasasının daha iyi bütünleşmesi için iyi bir fırsat olacak Avrupa Ötesi Enerji ve Ulaşım Şebekesi kılavuzunun gözden geçirilmesinin bu yıl ya da önümüzdeki yıl yapılacağını kaydetti.
“Bunlar sabırsızlıkla beklediğimiz enerji girişimleri ve fırsatları” diyen yetkili ACER’in ve şebeke operatörleri birliği ENTSO’nun hazırladığı şebeke gelişim planlarına da atıfta bulundu.
Gaz piyasasında geri adım
Bruegel’de görevli analist büyük piyasa birleşmelerinin gaz sektöründe çok zor olduğunu söylerken bunun gaz boru hatlarının sınırlı sayıda olmasının ve Sıvılaştırılmış Doğal Gaz altyapısının yeterli olmamasından ileri geldiğini kaydetti.
Zachmann gaz akışını engelleyecek şekilde düzenlenen sözleşme paragraflarını kastederek “Gaz piyasasında hem altyapı hem de kurallarda geri adım atılıyor” dedi.
“Ocak 2009’da Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan doğal gaz krizi sırasında enerji akışının yönünün değiştirilebileceğini ve arabağlantıların beklenildiği gibi olmadığını gördük.
“En büyük sorunlar taşıma varış noktalarıyla ilgili anlaşma hükümleri. Bunlara göre operatörlerin belli alanlarda satış yapma yetkisi bulunmuyor ve bu durum sanki tekel oluşturuyor.
"Örneğin, Fransa ve Almanya’daki piyasa bölgelere ayrılmış ve siz tek bir gaz fiyatı belirleyemiyorsunuz. Dolayısıyla durum yeterince şeffaf değil ve tüketiciyi zor durumda bırakıyor.
“Gerçekten de gaz akışı bir piyasadan diğerine engellenmiş oluyor. Bu durum özellikle Ocak 2009 krizinde çok etkili oldu. Örneğin Polonya’da gazın hangi pazardan alındığını anlamak zor oldu çünkü diğer bölgelerde fiyatlar şeffaf değildi.”
Zachmann uzun vadeli gaz anlaşmalarının iş çevrelerini daha görünür hale getirdiği ve fiyatta istikrar sağladığı görüşünü reddetti. “Böyle düşünmüyorum. Sanıyorum piyasaya birçok seçenek sunmanız ve sonra kararı piyasaya bırakmanız gerekiyor.”
Arka plan:
Komisyon 2007’de AB enerji piyasaları için üçüncü özelleştirme planı önerisinde bulundu.
Teklifler sektör içi anketlere göre yapıldı ve birliğin enerji sektöründe ciddi aksaklıklar olduğu görüldü.
İhtilafa sebep olan tasarı özellikle mülkiyet hakkının el değiştirmesi konusunda tartışmaları alevlendirdi. Önerilen, EDF ve RWE gibi büyük enerji şirketlerin üretim ve işletim birimlerinin dağıtım birimlerinden ayrıştırılmasıydı.
Fransa ve Almanya tasarıya karşı başarılı bir muhalefet sürdürdükten sonra gaz ve elektrik ağlarının mülkiyet hakkını korumayı başardılar. Ancak bu şirketlerin dış gözetime tabi tutulması kararlaştırldı.
Konuyla ilgili son anlaşma Kasım 2008’de imzalandı ve enerji firmalarının dağıtım birimlerinin mülkiyetini korumaları kararlaştırıldı ancak bu firmaların mülkiyet hakkı bulunmayan ülkelerde şirket satın almaları yasaklandı.







