Avrupa Komisyonu’nun 15 Ekim’de açıklanması beklenen Türkiye İlerleme Raporu’nun ana hatlarının netleştiği belirtiliyor. İçerikteki farklı beklentiler konusunda Türk Hükümeti’nin önünde 6 sıcak hafta var. Üç konuda daha somut adımlar bekleniyor: 1) Kürt açılımı 2) Ermenistan ile ilişki 3) Kıbrıs ve limanlar. Ancak 15 Ekim’e kadar bu konularda yeni adım atılması zor görünüyor.
Haber
Avrupa ile oldukça yavaş ilerleyen görüşmeler süreci 2009 sonbaharı ile birlikte yeni bir dönemece giriyor. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye İlerleme Raporu’nu 15 Ekim’de açıklaması bekleniyor.
AKP Hükümeti’nin son dönemde “demokratik açılım” adı altında Kürtlere yönelik olarak başlattığı “açılım” politikası Avrupa Komisyonu tarafından olumlu olarak değerlendiriliyor, ancak içeriğin somut adımlarla doldurulması isteniyor. Rapor Türkiye’nin limanlarını Kıbrıs Rum yönetimine açması için tanınan sürenin sonbaharda sona ermesi açısından özellikle önem taşıyor.
Raporda Kıbrıs’ta müzakerelerin sürdüğü kaydedilerek, üye ülkelerden talep gelmedikçe 8 başlığa ek olarak yeni müzakere başlıklarının askıya alınmasının talep edilmediği belirtiliyor.
Taslak raporda, ayrıca TRT Şeş’in açılması, askeri mahkemelerin yeniden yapılanması, Avrupa Birliği sürecine tam mesai harcayacak olan bir başmüzakerecinin atanması ve Kürt açılımı çabaları hükümetin olumlu adımları olarak sıralanıyor.
Raporda Kürt açılımının içeriğinin somut adımlarla doldurulması ve toplumsal mutabakat ile uzlaşma sağlanması isteniyor.
Ermenistan ile ilişkiler taslakta yer almıyor, ancak önümüzdeki dönemde bu konunun da taslağa eklenmesi bekleniyor.
Basın özgürlüğü eksik
Raporda olumsuz olarak değerlendirilen konular arasında ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ile siyasi reform eksikliği yer alıyor. TCK 301’deki değişikliğe rağmen, ifade ve basın özgürlüğü konusunda eksikliklerin, hatta olumsuz anlamda geriye dönüşlerin olduğu dile getiriliyor.
Ayrıca Ruhban Okulu’nun açılmamasına, Patrikhane’nin ekümenik statüsünün tanınmamasına ve dini azınlıklarla sorunlar yaşandığına dikkat çekiliyor.
Asker-sivil ilişkileri konusunda Henüz AB standartlarına ulaşılmadığı bir kez daha tekrarlanıyor.
15 Ekim’e kadar yeni somut adımlar zor
AB’nin Taslak İlerleme Raporu’nun ana hatları ortaya çıkarken Türkiye’nin somut beklentiler içeren üç ana konuda 15 Ekim’e kadar yeni adımlar atması oldukça zor görünüyor. Beklenti konularına daha yakından bakınca bu olgu daha iyi görülebilir. Bu konular şunlar:
1) Kürt açılımı: İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesini de içeren son açıklaması, konunun yasal muhatabı olan DTP çevrelerinde belli bir hayal kırıklığı yarattı. PKK’nın tek taraflı olarak ilan ettiği ateşkesi Ramazan boyunca bayrama kadar uzatması bu konudaki beklentilerin sürdüğünü gösteriyor. Ancak yine İçişleri Bakanı’nın demokratik açılım paketinin TBMM’ye geleceğini söylemesi, 15 Ekim’de açılacak olan Meclis’in yasaları gündemine alma tarihinin en erken kasım ayı olabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla 15 Ekim’e kadar bu konuda adım atılması zor görünüyor.
2) Ermenistan açılımı: Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan’da fırtınalar yaratan, ABD ve AB çevrelerinde ise büyük bir sempati ve pozitif beklentilerle karşılanan Türkiye-Ermenistan protokolü’nün hayata geçirilmesi de 15 Ekim’e yetişmeyecek. Çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan’ın net olarak söylediği gibi, bu protokolün de TBMM’den geçmesi gerekiyor. O da otomatik olarak kasım ve aralık aylarına sarkıyor. Ayrıca bu protokolde Karabağ konusu da netliğe kavuşmuş değil. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan “Karabağ, Türkiye ile diyalogda yok” derken, Türkiye’de özellikle hükümete yakın medya yayınlarında, Karabağ’dan çekilmenin protokolün ön şartı olduğu ısrarla vurgulanıyor. Protokolün şimdi dünya kamuoyuna duyurulmasının en önemli nedeni, 14 Ekim’de Bursa’da yapılacak Türkiye-Ermenistan futbol maçı ve Sarkisyan’ın bu maça gelmesi hedefleniyor. Bakalım protokol taslağı ve karşılıklı vaatler Sarkisyan’ın Bursa’ya gelmesine yetecek mi?
3) Kıbrıs ve limanlar: 15 Ekim’e yetişmesi beklenmeyen, ama sonbaharda kızışacağı kesin olan bir konu da, Türk limanlarının Kıbrıs Rum yönetimine açılması konusu. Hristofyas’ın bugün başlaması gereken 2. tur görüşmelere katılmaması bu konunun daha da çetin geçeceğini gösteriyor. Hristofyas, KKTC’deki bir ayine giden Rumlara Yeşilırmak kapısının açılmamasını gerekçe gösterdi. Ayrıca Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun KKTC’de yaptığı “Rum tarafı anlaşmada isteksiz davranırsa başka seçenekler gündeme gelir” şeklindeki açıklamasının da görüşmeleri boykotta etkili olduğu öne sürülüyor. Görüşmeler şimdilik belirsiz bir tarihe ertelendi.
AB’nin Türkiye’ye limanları açmak için verdiği süre bu sonbahanra bitiyor. Ancak Türkiye Kıbrıs paketini KKTC’yi de içeren bir paket olarak ele aldığı ve BM’yi de devreye soktuğu için tek başına liman konusunda çözüm zor görünüyor. Bu konunun bütün karmaşıklığı ile bir kez daha AB’nin gündemine gelmesi ve orada hararetli tartışmalar yaratması da kaçınılmaz görünüyor.
Sonbaharın hızla geçmesini ve Türkiye-AB ilişkilerinin “sıcak bir kış”a doğru ilerlemesini beklemek daha gerçekçi bir yaklaşım olarak önümüze geliyor.


