Türkiye'nin AB'ye vizesiz giriş için çabaları sürerken, vize konusunda sıkıntı yaşayan tek ülke olmadığımız örneklerle ortaya çıktı.
Haber
2004 yılında Sırp gazeteci Dejan Anastasijevic, Brüksel'de AB ve güvenlik konulu bir konferansa katılmak için AB yüksel temsilcisi Javier Solana'nın davet mektubuyla birlikte Belçika vizesi başvurusunda bulundu. Ancak kendisine davetin, Solana'nın Belçika vatandaşı olmaması; AB'nin de bir Belçika şirketi olmaması sebebiyle geçersiz olduğu bildirildi.
Bu olaydan bir yıl sonra konferansın İspanya'da gerçekleşen ikinci ayağında aynı sorun bir kez daha yaşandı ve bu kez sorun Solana'nın İspanta vatandaşı olmamasıydı. Anastasijevic vizeyi ancak, bu trajikomik olayı gazetede yazacağını söylemekle tehdit ederek alabildi.
Görülüyor ki Dejan'ın yaşadığı bu olay ilk değil, Balkanlarda bunun gibi bir dizi olay yaşanıyor. Schengen vizesine başvurmak zaman almasının yanı sıra oldukça masraflı ve stresli bir süreç.
İnsanlar vize için başvuruyu kişisel bir red olarak algılıyor ve konuyu AB'nin geleceğinde yer alma önerisi ile bağdaştıramıyorlar. AB yanlısı kesim bunu ayrımcılık olarak algılarken, işadamları kendi şirketlerinin büyüme potansiyeline yönelik sınırlama olarak algılıyor. Gençler ise zindanda kapalı kalmış hissine kapılıyor.
"Sıkı ama adil" deklarasyon
Ancak son 20 yılda ilk kez AB vize konusunda umut ışığı yarattı. 2008 yılında formüle ettiği ve içerisinde bir dizi net gerekliliğin sıralandığı vize yol haritaları ile sorunların üstesinden gelerek vizesiz seyahat imkanı yaratma yolunda adım attı.
Avrupa İstikrar Girişimi (ESI) ve İtalya eski Başbakanı ve İçişleri Bakanı Giuliano Amato tarafından başkanlık edilen Schengen Beyaz Liste Projesi denetim kurulu yayınladığı deklarasyon ile AB tarafından başlatılan bu süreci hızlandırmak ve başarıya ulaştırmak adına çalışmalarını sürdürüyor.
Deklarasyonda belirtildiği üzere, "AB zorlu şartlarla karşı karşıya. Bu sorunları aşmak içinde para ve çabaya ihtiyacı var. Eğer vize konusuna ilişkin problemler ortadan kalkarsa yalnızca Batı Balkanlar değil, tüm Avrupa daha güvenli bir hale gelecek. Avrupa çapında kolluk kuvvetleriyle işbirliği içinde güvenli sınırlara, düzenlenmiş sığınma prosedürlerine, yasadışı pasaport uygulamasına sahip olmak Avrupa'nın kendisinin yararına olacaktır. Organize suç ve yasadışı göçle mücadele için işbirliği gerekir, dışlama değil."
Makedonya: "Schengen duvarları yıkılsın"
AB'nin önünde vizesiz seyahat için en yakın aday Makedonya olarak görülüyor. Makedonya'ya yönelik bu uygulama, AB'nin "sıkı ancak adil" olma prensibine ilişkin tahahhütünü test edecek nitelikte olacak. AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Başbakanı Mirek Topolanek'in de söylediği gibi, " Makedonya vize muafiyeti için tüm koşulları yerine getirdi, eğer bir sorun olursa bu doğası gereği siyasi olacaktır."
AB iç prosedürlerini yakından izleyen ESI uzmanı Alexandra Stiglmayer'a göre , AB'nin, tüm koşulları yerine getirmiş olmasına rağmen Makedonya gibi kimi ülkeleri Schengen Beyaz listesine alması çaba gerektirecek.
Makedonya Başbakan Yardımcısı Ivica Bocesvki ise konuya ilişkin ESI'ye şunları kaydetti:
"İki milyon nüfusu olan Makedonya, birliğin güvenliği ve göç politikası açısından bir tehdit değildir. Makedonya ayrıca, toprakları içerisinde sığınmacı barındıran ülkeler listesinin en altında yer almaktadır. 1987 yılında ABD Başkanı Ronald Reagan Sovyetler Birliği lideri Gorbaçov'a komünizmin çöküşüne ve Avrupa içindeki ayrılığa ithafen, 'Yıkın şu duvarı' demişti. Şimdi sıra bende. Avrupa, Schengen duvarını bu kez bizim vatandaşlarımız için yıkın!"


