GENEL SPONSOR

MEDYA PARTNERI

Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri 17 Aralık’ta toplanan meclis genel kurulunda Avrupa Birliği (AB) liderlerinin geçen hafta Brüksel’de gerçekleştirilen yılsonu zirvesinde üzerinde mutabakata vardıkları iklim ve enerji paketini coşkuyla onaylarken çevreci lobiler anlaşmanın küresel ısınmayla mücadelede yetersiz kalacağını ileri sürdüler.

Haber

AB liderleri iklim ve enerji paketine ilişkin mevzuatı 11-12 Aralık’ta düzenlenen zirve görüşmeleri sırasında tamamladılar.

Paket 27 AB üyesi ülkenin CO2 salımlarını 2020 yılına kadar yüzde 20 oranında azaltmalarına ilişkin siyasi taahhüdün ayrıntılarını içeriyor.

Almanya ve Polonya gibi ülkelerin baskıları üzerine anlaşmaya birliğin ağır sanayileri ve fosil yakıtlarıyla çalışan enerji santrallerinde maliyeti azaltacak bir takım imtiyazlar eklendi.

Paketle ilgili mevzuatta aşağıdaki noktalara yer veriliyor:

·     AB Emisyon Ticaret Planı’nn (ETS) gözden geçirilmesi;

·     Enerji santrallerinin CO2 tutulması ve yer altında depolanması için gerekli teknolojiyle donanımı;

·     Emisyon indirim hedeflerinde imece çalışması;

·     AB’nin enerji karışımında yenilenebilir enerji kaynaklarının payının arttırılması için ulusal hedefler belirlenmesi;

·     Otomobillerde CO2 salımlarının azaltılması ve

·     Yakıtlardan sera gazı salımlarının azaltılması.  

AP enerji ve iklim değişikliği paketini ezici bir üstünlükle 610 oya karşın 60 oyla onayladı. 29 milletvekili de çekimser kaldı.

AP üyeleri arasında yaygın kanı, Avrupa Komisyon’unun hazırladığı ilk taslağın hayli yumuşatılmış olmasına rağmen anlaşmanın üç hedefle 2020 yılına ulaşılma ihtimali üzerinde oldukça önemli bir rol oynuyor: Sera gazı emisyonlarında yüzde 20 indirim, enerji tasarrufunda yüzde 20 artış ve birlik genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarının yüzde 20 oranında daha fazla kullanımı belirlenen üç hedef.

Meclis görüşmelerinin büyük bir kısmı olumsuzluklara yoğunlaşırken Konsey ağır sanayinin ve kömüre dayalı enerji santrallerine sahip üye ülkelerin baskılarıyla çok fazla ücretsiz emisyon tahsisi ayırmakla suçlandı. Ayrıca AB ülkelerinin karbon emisyonlarını gelişmekte olan ülkelerdeki iklim projelerinin finansmanı yoluyla dengelemelerine müsaade edilmesin kendi topraklarında tedbir almaktan kaçınmak şeklinde yorumlandı.

Yine de oylama sonrası Starsburg’ta gazetecilere konuşan Parlamento raportörleri kabul edilen paketin “iyi bir başlangıç” olduğunda birleştiler. Finli AP üyesi Satu Hassi “İlk taslağın kimi bölümleri hafifletildi, kimileri de güçlendirildiğini” söyledi.

ETS raportörü Avril Doyle Parlamento’nun görüşmelerdeki rolünün gerçek bir yasa yapıcı şeklinde sergilendiğinin altını çizdi. Geçtiğimiz hafta toplanan Avrupa zirvesi bu sürecin ortasında yer almasına rağmen Fransız dönem başkanlığının Parlamento ve Komisyon temsilcileriyle toplanmasından önce herhangi bir karara varılmadı.

Taraflar:

Merkez sağ EPP-ED gurubu üyeleri oylamanın “Avrupa’nın tarihi zaferi” olduğunu belirtirken Avrupa’nın gelecek yıl Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılacak iklim görüşmelerinde çevreci mücadelesinin ön saflarında yer alacağını vurguladılar. Avrupa Demokratlar ve Liberaller İttifakı da bunun “tarihi bir oylama” olduğu düşüncesinde birleştiler.

AP Muhafazakârlar grubu paketin Komisyon’un orijinal taslağının fazlaca zayıflatılmış hali olmasından dolayı duydukları hayal kırıklığını dile getirdiler. Yeşiller ise bu durumun AB’nin çabalarını olağanüstü şekilde arttırması gerektiğine işaret ettiğini söylediler.

Avrupa Komisyonu nihai sonuca destek veren bir bildiri yayılmadı. Bildiride oylamanın gelecek yıl için planlanan uluslararası iklim anlaşmasına önemli katkıda bulunacağı belirtildi.

“Bu benim bu Komisyon’daki ikinci en mutlu günüm. En mutlu günüm Kopenhag’da olacak,” diye konuşan AB Çevre Komiseri Stavros Dimas Starsburg’ta yaptığı açıklamada ilk metindeki çevre ile ilgili hedeflerdeki bütünlüğün korunduğunu iddia etti ve Avrupalıları çok fazla eleştirel olmamaları konusunda uyardı. Dimas’a göre, fazla eleştiri AB’nin ABD’nin yeni yönetimi ile ilişkilere ve iddialı iklim politikasına ciddi şekilde zarar verebilir.

Çevreci sivil toplum örgütleri de Parlamento’yu ilk metindeki iklimle ilgili tekliflere taslağın nihai şeklinde yer verilmemesi konusunda şiddetle eleştirdiler.

Öte yandan Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF) paketin dünyaya örnek olmaktan çok uzak olduğunu ve Avrupa dışındaki ülkelere ücretsiz karbon kredileri tahsis edilmesi ile zehirlendiği, eylemlerin Avrupalılıktan çok uzak ve dünya için kötü bir örnek olduğu iddiasında bulundu.

Yeşilbarış örgütü de benzer şekilde iklim paketinin 2009 Kopenhag toplantısında AB’nin müzakere konumunda esası oluşturamayacağı uyarısında bulundu. Örgüte göre küresel ısınmayla mücadelede asgari emisyon düzeyinin yüzde 30 olduğu ancak AB’nin hedefinin yüzde 20’de kaldığının altını çizdi.

Yeşil Barış AB iklim ve enerji politikası yöneticisi Joris den Blanken, “Parlamento geçen Cuma günü AB zirvesinde üzerinde görüşmelerin yapıldığı tavizlerde küçük de olsa değişiklik yapma cesaretini göstermeyerek kendisini marjinalleştirdi. Avrupa iklim konusunda liderlik sözü verdi ancak şu ana kadar bize sadece bahçe kapısına kadar liderlik edebildi.”

Öte yandan Avrupalı sanayi kesimleri Komisyon’un iklim hedeflerinin hafifletilmesini coşkuyla karşıladı. Avrupa Bölge Hava Yolları Birliği (ERA) havacılığın ETS planına 2012 yılına kadar katılmayacağını hatırlatarak sağduyunun aşırı çevrecilere galip geldiğini açıkladı.

Ancak Business Europe anlaşmanın şirketlere hala yüksek maliyet getirdiğinden şikâyet etti,  özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüksek enerji ve CO2 ücretleri ile bürokratik yük altına sokulduğunu öne sürdü.

Euro Chlor da Avrupa klor-alkali sanayinde karbon sızıntısına karşı alınacak güvenlik tedbirlerinin yeterince açık olmadığına ilişkin endişelerini dile getirdi.

Karbon sızıntısı üye ülkeleri çevreyle kanunların daha yumuşak olduğu başka ülkelere üretim tesislerini kaydırmaları şeklinde tanımlanıyor.

 

 

© EurActiv 2003-2012.