GENEL SPONSOR

İstanbul’ da haftada 358 pazar kuruluyor. Bu pazarlardan yaklaşık 150 bin kişi geçimini sağlıyor. Bu pazarlar vatandaşların gıda, tekstil, mutfak eşyası vb. nerdeyse tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Ancak son zamanlarda büyük alışveriş merkezlerinin kurulması ve pazar yerlerinin değiştirilmesiyle semt pazarları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Pazarcılar odası Başkanı Mesut Şengün "Türk pazar kültürünün Avrupa'da taklik edildiğini söylüyor". Şengün pazarda bağırmanın yasaklanmasına karşı! (Neslihan Yeler-Faruk Akçam-MİHA)

Semt pazarı. Yaşama savaşı veriyorlar

Neslihan Yeler- Faruk Akçam (MİHA) 

     Semt pazarları yıllardır insanların hem sosyalleştiği hem de ihtiyaçlarını en ekonomik biçimde karşıladıkları yerler olarak biliniyor. Bu nedenle İstanbul’un her gün farklı bir semtinden farklı sokaklarından pazarcıların sesi yükseliyor. Sabahın erken saatlerinde tezgâhlarını açan pazarcılar bıkmadan usanmadan çalışsalar da, mesleklerini yok etmeye götürecek politikaların uygulanmaya konulması pazarcıları isyan etme noktasına getirdi.

       İstanbul Fatih’teki Çarşamba Pazarı da pazarcıların bu isyanının en çok duyulduğu ve İstanbul’daki pazarların genel durumuna ayna tutan bir yer. Çarşamba Pazarı, altı meydanı ve yirmi dokuz sokağı kapsayan bir genişliğe sahip. Bu tarihi pazar İstanbul’un en büyük, dünyanın ise sayılı en büyük pazarlarından biri.

   Fatih Çarşamba Pazarı’nda açılan tezgahların yüzde sekseni tekstil ürünleri satıyor.  Tekstil dışında pazarda gıda,  mutfak eşyası vb. ürünler de var. Fatih pazarındaki esnafların yüzde onu imalatçı, yüzde doksanı ise ara malcı. Bu pazara ürünlerin yüzde beşi ise şehir dışından geliyormuş.

   Şimdilik Çarşamba Pazarı’nın yerinin değiştirilmesi söz konusu değil. Fatih ilçesinde bu pazarı taşıyacak kadar büyük bir boş alan olmadığı için Fatih Pazarı’nda yerinde iyileştirme yapılması düşünülüyor. Ancak İstanbul’daki diğer semt pazarlarının yerleri değiştiriliyor. Ve bu pazarlar merkeze uzak yani halkın kolay ulaşamayacağı yerlere kurulduğu için pazarcı esnafı büyük zarar görüyor. Bu uygulamanın olumsuz etkisini ve pazarların genel durumunu Fatih Çarşamba Pazarı esnafına sorduk.

“1 TL’lik çorap için bile kredi kartı”

  Ahmet Yılankaya 25 yıldır pazarlarda çorap satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Pazarcılığın son haliyle ilgili şunları söylüyor: “Sabah altıda tezgâhımızı açıyoruz. Akşam geç saatlere kadar bekliyoruz. Önceleri buraları tıklım tıklımdı. 2000’den sonra satışlar düşmeye başladı. Son dört yıldır ise kendimizi zor idare ediyoruz. Çünkü artık insanlar 1 TL’lik çorap için bile kredi kartı kullanıyor. Bu yüzden bize değil alışveriş merkezlerine gidiyorlar.”

   Necdettin Ateş ise 30 senedir pazarcılık yapıyor: “Artık bu işin çilesinden bıktım. Pazar kapatılırsa başka bir iş yaparım. Burada yangın çıksa itfaiye giremez. Hem biz burada başkalarının evinin önünü işgal ediyoruz. Avrupa’daki gibi katlı Pazar sistemini istiyorum.”

   Sultan D. ise uzun zamandır pazarcılık yapan bir kadın. Ona pazarcılığın bir kadın için zorluğunu sorduğumuzda şunları söylüyor: “Evde çocuklarım var, her gün pazara çıkmak zorundayım. Tezgâhım kira. Daha hiçbir iş yapmadan cebimden kira parasını çıkarıyorum. Ve bu kira paraları yazın daha da artıyor.”

  Müşteriler ise pazarların varlığından son derece memnunlar. İhtiyaçlarını en ucuz şekilde pazarlardan karşıladıklarını söylüyorlar. Ancak eskisi gibi tüm ihtiyaçlarını pazardan almıyorlar. İhtiyaçlarının diğer kısmını ise mağazalardan alıyorlar.

Pazarcılar Odası Başkanı: “Kanunda yer almasına rağmen belediyeler pazarlar için arsa ayırmıyor”

  Pazarcılar Odası Başkanı Mesut Şengün’le pazarcıların genel durumu ve alınabilecek önlemlerle ilgili konuşuyoruz.

Çevre kirliliği ve trafik bahane edilerek pazarların yerleri değiştiriliyor. Bu yer değişiminin pazarcılara nasıl etki ettiğini düşünüyorsunuz?

 “Biz de Pazarcılar Odası olarak esnafımızın yemek, tuvalet vb. tüm ihtiyaçlarını giderebileceği ve daha rahat çalışabilecekleri alanlar istiyoruz. Ancak belediyeler pazarları boş alanlara taşırken merkezi olmayan yerlere taşıyorlar. Halk pazara ulaşamadığı için ihtiyaçlarını süpermarketlerden alıyor. Ve bu durum da pazarcılığı olumsuz etkiliyor. Ayrıca yeni pazar yerleri özelleştirildiği için kira ve işgaliye paraları daha da artıyor. Yani böylece pazar kamu yararını gözeten bir yer olmaktan çıkıp bir rant alanına dönüşüyor.”

Alışveriş merkezleri pazarları ne kadar etkiliyor?

  “Pazarcı esnafı marketlerin varlığına kızmaz. Çünkü haftanın bir günü biz o semtteyiz. Diğer günler vatandaşın ihtiyaçlarını giderecekleri marketler olabilir. Ancak  süpermarketler sürekli haksız rekabet yapıyor. Süpermarketler pazarın olduğu gün damping uygulayarak pazardaki fiyattan daha ucuza satış yapıyorlar. Kaldırımları işgal edip pazar tarzı tezgahlar kullanarak pazarın olduğu günler müşteriyi cezbetmeye çalışıyorlar.”

Bu konuda yasalar sizi koruyor mu?

    “Kanuna göre pazar yerlerini belediyeler yapar ve bunun için bütçe ayırmalıdırlar. Ancak belediyeler imar planında pazar yerleri için arsa ayırmıyorlar. Yani belediyeler kanunda belirtildiği gibi pazarlar için boş arsa ayırmak yerine, bu boş alanları ihaleyle özel kuruluşlara satıyor. Bu özel kuruluşlar pazarcıdan fazla miktarda kira ve işgaliye parası alınca bu pazardaki mallara zam olarak yansıyor. Ve böylece hem pazarcı hem müşteri mağdur oluyor.”

“Avrupa Birliği’nin bazı uygulamalarını benimsemiyoruz. Yüksek sesle satış yapmak pazarcılık kültürüdür”   

Avrupa Birliği Uyum Yasası çerçevesinde pazarlara bazı kurallar getirildi. Bu kurallar neyi kapsıyor?

“Evet bu konuyla ilgili Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın yayımladığı bir genelge var. Bu genelgeye göre balık, peynir gibi sıcaktan etkilenebilecek gıdalar 0 ile +4 arasındaki soğuklukta satılmalı. Balık tezgahları ise krom-çelik tezgah olmalı ve bu balık tezgahları buzlu termos sistemi ile sürekli soğukta muhafaza edilmelidir. Ayrıca pazarcılara Halkla İlişkiler eğitimi verilerek pazarcıların müşterilerle olan iletişimini kuvvetlendirmek amaçlanmaktadır.”

Pazarcılar bu kurallara ne kadar uyuyor?

 “Pazarcılar insan sağlığıyla ilgili kurallara uymak zorundadır. Gıda malzemesi satan pazarcı tırnak, sakal vb. sağlık unsurlarına dikkat etmek zorundadır. Biz Pazarcılar Odası’ndan görevlendirdiğimiz görevlilerle bu kurallara uygun şekilde satış yapılmasına çalışıyoruz. Ve Pazarcılar Odası da belli zamanlarda yaptığımız programlarla pazarcılara uzman kişiler eşliğinde iletişim eğitimi vermeye çalışıyor. Ancak bu yasa çerçevesinde çıkan bazı uygulamalara karşı çıkıyoruz. Örneğin bu yasa çerçevesinde pazarlarda yüksek sesle satış yapılması yasaklandı. Ancak biz bu unsuru pazarcılığın bir kültürü olarak görüyoruz.”

Siz Pazarcılar Odası olarak belediyenin pazarlarda uyguladığı yanlış politikalara tepki gösteriyor musunuz?

 “Evet. En son özelleştirilen üç pazarın kaldırılması için dava açtık. Ve bu dava sonucu Avcılar Pazartesi Pazarı, Çekmeköy Sosyete Pazarı ve Beykoz’da Acar Sitelerinin olduğu yerdeki pazarı kaldırdık. Bir süre önce de Esenler ve Sultangazi’deki semt pazarları daha uzak yerlere kaldırılmak istenince pazarların bağlı olduğu belediyelerin yardımıyla bir anket yaptık. Bu anket sonucu halkın yüzde yetmiş beşi pazarlarının kaldırılmasını istemediklerini söyledi. Ve bu pazarların yeri değiştirilmedi.”

Pazarcılık kültürünün devam etmesi için çözümünüz nedir?

  “Büyük pazarların üstü kapalı, modern alanlara taşınması taraftarıyız. Ancak bu pazarlar taşınırken merkezi olmayan yerlere taşınmamalı ve özelleştirilmemelidir. Küçük semt pazarları ise yerinde rehabilite edilmelidir.”

  Pazarcılık bizim kültürümüzün Avrupa’da da taklit edilen hoş bir ayrıntısı. Bu güzelliğin yok olması Türkiye’nin de bir rengini kaybetmesi anlamına gelecektir. Semt pazarlarından binlerce kişi geçimini sağlıyor. Pazarlar yok olursa binlerce kişinin geliri birkaç elde toplanmış olacak. Bu tür bir tekelcilik pazarcı esnafının topluma verdiği kamu yararını da ortadan kaldıracak. Ancak halk istemedikçe pazarlar kalkmaz. Halkın yakında “Pazarımı İstiyorum” kampanyasına girişmesi hiç de uzak bir ihtimal değil.

© EurActiv 2003-2010.