Avrupa Komisyonu’nda ikinci Barroso döneminin başlamasıyla birlikte EurActiv komiserlik görevlerinin yeniden şekillendirilmesi sürecini takibe aldı. Yüksek düzeyli değişikliklerin en fazla iklim ve göç komiserliklerinde yapılması bekleniyor.
Haber
Bu yeni görevlerin AB üye devletleri arasında her bir portföyün yetki alanının ve hangi ülkeye hangi komiserliğin verileceğine ilişkin çılgınca pazarlıklara yol açması bekleniyor.
Ancak yeni Komisyon göreve başlayıncaya ve İrlanda’da 2 Ekim’de düzenlenecek Lizbon Anlaşması halk oylaması sonuçlanıncaya kadar somut kararlar alınmayacak.
Barroso’nun tek şansı
Avrupa Politika Merkezi (EPC) isimli düşünce kuruluşu başkanı Antonio Missiroli, bu bekleme oyununun sonucu olarak Barroso’nın ekim ayının tamamını AB liderleriyle müzakere yaparak geçirmesinin beklendiğini söyledi.
Missiroli bu konuyla ilgili olarak EurActiv’e, Barroso’nun göreve erken başlamasının Komisyon’un yeniden yapılandırılmasında kendisine daha güçlü bir el sağladığını söyledi.
Dahası Lizbon Anlaşması’nın kabul edilmesi durumunda Komisyon başkanının Avrupa Konseyi başkanlığı ve dış ilişkiler yüksek komiserliği gibi iki yeni pozisyon için de görüşmelerde bulunması gerekecek.
Missiroli, Barroso’nun kendi yetki alanını belirlemek ve şekillendirmek üzere eşi benzeri görülmemiş bir çaba sarf edeceğine inanıyor. EPC başkanına göre Barroso önümüzdeki iki yıl sürecince Komisyon’un oynadığı rollerin eski sağlığına kavuşturulması ve politika yapımını gerçekten etkileyebilmek için tek şansı olduğunu söyledi.
Üç yeni portföy: İklim, Göç ve Temel Haklar
Yeniden göreve gelmeden önce Barroso adalet, vatandaşlık ve azınlık hakları da dâhil olmak üzere temel haklar ve özgürlüklerden sorumlu bir komiserlik pozisyonu öngörüsünde bulunmuştu. Avrupa Parlamentosu (AP) Liberaller Grubu (ALDE) Başkanı Guy Verhofstadt bu tür bir pozisyon oluşturulması durumunda BArroso’ya destek vereceğini belirtmişti.
Barroso iç işleri, göç ve iklim hareketi için de yeni bir komiserlik pozisyonunun açılmasını düşündüğünü söylemişti.
İklim hareketi komiserinin hem siyaset hem de kamuoyunda belli bir saygınlığa ve isme sahip olması bekleniyor. Ancak bu pozisyon altında ve keza çevre portföyü altında yer alabilecek müdürlüklerin neler olabileceği henüz kesinleşmiş değil.
Kellen- Avrupa İdari Yöneticisi Alfons Westgeest’e göre, aralıkta toplanacak dünya iklim zirvesinin adı geçen pozisyon üzerinde etkili olacak.
EurActiv’e konuşan Westgeest Kopenhag’daki zirvenin yeni iklim hareketi müdürlüğünde politika alanları ve önceliklerinin yenilenmesine sebep olacağını ileri sürdü. Bununla birlikte enerji tüketimi, yeni çözümler ve uluslararası sorunlarla ilgili dosyaların yeniden sınıflandırılması gerekecek.
Birçokları Adalet, temel haklar ve özgürlükler portföyünün Barroso’nun Avrupalı Liberallere bir hediyesi olduğunu düşünüyor. Bu portföy aynı zamanda AB düzeyinde göçle ilgili tartışmaların giderek büyüdüğüne ve sorunların mevcut adalet ve iç işleri müdürlüklerinde çözülmesi gerektiğine işaret ediyor.
Belçika’daki Weber Shandwick CEO’su Mark McGann mevcut düzenlemeye göre Adalet ve İç İşleri (JHA) Komisyonu’nun hem “hâkim hem de jüri” görevini üstlenerek adaletle ilgili konuları ele aldığını, ayrıca sosyal azınlıklarla göçmenlerin haklarından sorumlu olduğunu belirtiyor.
McGann portföyün ayrılmasının hem yasal hem de siyasi açıdan makul olduğuna inanıyor. Missiroli de benzer bir görüşü savunuyor ve bu ikiliğin aslında biraz utanç verici olduğuna dikkat çekiyor.
Yeni göç ve güvenlik portföyüyle ilgili olarak Missiroli bu iki pozisyonun birlikte ele alınmasının yanlış mesaj gönderme riski taşıdığını ileri sürüyor. Göç bir güvenlik meselesi ve Barroso hiç şüphesiz bunun farkında.
Dijital çar, insan sermayesi başkanı ya da kültü şefi mi?
Bunların ötesinde Brüksel yeni muhtemel portföylerle ilgili spekülasyonlarla da meşgul.
Bilgi Toplumu Komiseri Viviane Reding’in isteği üzerine Barroso’nun mevcuttaki bilgi toplumu yerine yeni bir “dijital” portföy oluşturacağı söylentileri giderek yayılıyor. Böyle bir girişim komiserin telekomünikasyon piyasasında rekabetin uygulanması ve dijital telif hakları noktasında elini güçlendirmiş olacak.
Bir başka gelişmede ise Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel yayımladığı son raporda yüksek öğrenim, araştırma ve yenilikçilik ayaklarından oluşan bilgi ekonomisi komiserliğinin oluşturulmasını önerdi.
Raporda “Bu yeni pozisyonun oluşturulmasıyla Avrupa’da bilgi ekonomisi yeni Komisyon’un önceliği olmaya devam edecek” denildi.
Benzer şekilde Missiroli EurActiv’e “Eğer başkan araştırma, geliştirme ve yeni Lizbon Gündemi konularında ciddi ise insan sermayesi, AR-GE ve Avrupa ekonomilerinin ileriye dönük modernizasyonu gibi konuları içeren bir komiserlik oluşturulması mantıklı olabilir” dedi.
McGann ise Avrupa kültür komiserliği oluşturulması çağırısında bulunarak “şu anda bir eğitim ve kültür ve bir de çok dillilik komiserliği mevcut. Bu ikisini yeniden düzenleyerek güçlü bir Avrupa kültür komiserliği kurmak ve bu çerçevede yalnızca Avrupa kültürüyle, azınlıklarıyla ve dilleriyle ilgili konuları ele almak oldukça faydalı olabilir” dedi.
Taraflar:
Bruegel ekonomik ve mali işleri komiserliğinin kurulması çağırısında bulundu, ekonomik ve mali işlerin birbirinden ayrılmasının hem Komisyon hem de AB için zararlı olduğunu ileri sürdü.
Bu değişikliğin yapılması halinde Bruegel iç pazar komiserinin en önemli sorumluluklarından birinin ortadan kalkacağını iddia etti. Dahası, örgüt “Sanayi ilişkileri veya son zamanlarda bilindiği gibi işletmeler komiserinin uygun politika gereçlerinden yoksun olduğu dolayısıyla 1990’ların başlarındaki duruma geri dönülmesini ve iç Pazar ile sanayi ilişkileri komiserliklerinin birleştirilmesini” önerdi.
Bruegel ayrıca Bilgi Ekonomisi Komiserliğinin kurulmasından yana tavır aldı. “Bu yeni pozisyonun oluşturulması Avrupa’da bilgi ekonomisinin yeni Komisyon için yaşamsal bir öncelik olduğu gerçeğinin altını çizmektedir” denildi.
Westgeest “enerji, ulaşım ve doğal kaynaklar portföylerinin öne çıkacağını ve hangi komiserin neyi alacağı üzerine bir tartışmayı tetikleyeceği uyarısında bulundu. Westgeest aralıktaki Kopenhag zirvesinin çevre portföyünü genişleteceğini ama aynı zamanda enerji tüketimi, yeni çözümler ve uluslararası sorunlar gibi konuların ve önceliklerin yeniden elden geçirilmesine sebep olacağını kaydetti. “En büyük iletişim zorluğu Avrupalılarla daha olumlu bir anlayış çerçevesinde ilişkilerin yürütülmesidir.”
McGann ise şöyle konuştu:
"Barroso’nun açıkladığı yeni portföylerden bazıları Liberallerin siyasi baskılarına maruz kalıyor ve bu portföyler kesinlikle memnunluk uyandıracaklar. Özellikle çeşitlilik ve insan haklarıyla ilgili olanı umarım ki mümkün olan en fazla yasama yetkisine de sahip olur. Ancak dikkat çekmek istediğim asıl konu Avrupa tek pazarının geleceği açısından rekabet ve iç pazar gibi önemli portföylerin Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya veya İtalya gibi büyük ülkelere verilmemesinin önemli olduğudur.
“İkinci önemli konu ise iç pazar portföyünün parçalanmaması gerektiğidir. Telif hakları ve mülkiyet hakları gibi konuların halen Charlie McCreevy’inin sorumluluğundaki iç pazar komiserliğinden alınacağına dair konuşmalar var. Avrupa iş ve sanayi çevreleri için Barroso muhtemelen son 20 yılda tek pazar kanunları açısından en zayıf Komisyon’a başkanlık ediyor. Dolayısıyla Avrupa pazarının giderek daha fazla parçalandığını görüyoruz. Sanırım bu portföy Fransa veya Almanya’ya verilmesi tek pazarın diz çökmesi anlamına gelecek.
“Temel haklar komiserliğinin oluşturulmasına gelince, Jacques Barrot’nun sorumluluğundaki JHA portföyünden bunun ayrılması makul bir şey. Mevcut düzenlemeyle Komisyon hem hakim hem de jüri olacak. Yani siz hem adalet komiseri olacaksınız ve aynı zamanda göçmenleri sosyal azınlıklar komiseri olacaksınız. Dolayısıyla portföyün ayrıştırılması yasal ve siyasal açıdan kesinlikle mantıklı bir durum.
“Ayrıca Komiser Reding’in sorumluluğundaki telekom rekabetinde DG COMP’dan DG INFOSOC’a yetki kaydırmasının yararlı olacağını düşünüyorum. BU şekilde telekom hizmet piyasasındaki rekabet eksikliğine katkı sağlanacak.
“İnsanlar çok dillilik portföyüyle dalga geçiyorlar. Sanırım güçlü bir Avrupa kültür komiseri pozisyonu mantıklı olur. Şu anda Eğitim ve Kültür ile Çokdillilik olmak üzere iki ayrı komiserlik mevcut. Azınlıklar ve diller gibi konuların tek bir Avrupa Kültür Komiserliği altında birleştirilmesi uygundur.
“Günün sonunda Komisyon’un en güçlü olduğu ve üye devletleri sindirebileceği komiserlikler rekabet, iç Pazar ve ticarettir. Bu komiserliklerin olduğu gibi kalmasını ve belki bir istisna olarak telekomünikasyonun DG COMP altına kaydırılmasını önerebilirim.”
Arka plan:
Jacques Delors’tan bu ana ikinci kez göreve seçilen ilk Komisyon başkanı olma unvanını kazanan José Manuel Barroso’nun öncelikle komiserler ekibinde yeniden yapılandırmaya gitmesi bekleniyor.
Politika portföylerinin yeni isim verilmesi veya yeniden yapılandırılması ulusal hükümetlerde olduğu gibi Avrupa Birliği’nde de (AB) sık rastlanan bir durum. Bu tür değişiklikler genellikle siyasi talepler veya işlevlere göre şekilleniyor. Unvan ve yetki alanında değişiklikler bir komiserin itibarı üzerinde önemli rol oynuyor.
Ticaret, rekabet veya tarım gibi çok değerli birkaç portföy AB’nin ilk inşasından bu yana pek fazla değişikliğe uğramadan yoluna devam etmeyi başardı. Ancak aralarında adalet, iç işleri, çevre, enerji ve bilgi toplumu gibi diğer protföylerin büyük bir kısmı değişikliklere maruz kaldı.
