Bu hafta içerisinde kabul edilecek yeni bir plan 2009 seçimlerinden önce Avrupa Birliği (AB) kurumlarının vatandaşlarla iletişiminin güçlendirilmesi amacıyla ulusal hükümetlerin daha etkin rol alması ve daha fazla kurumlararası işbirliği teklifini içeriyor. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun tasarıya gösterdiği direnç Avrupa Komisyon’unu tasarıyı küçültme konusunda harekete geçirdi.

Komünikasyon ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Komisyon Üyesi Margot Wallström

Arka Plan:

2005 yılında AB Anayasası’na Hollandalı ve Fransızların “hayır” oyu kullanması iletişim konusunu AB’nin gündeminde daha üst sıralara taşıdı. Komisyon kurumsal krize cevap olarak demokrasi, diyalog ve müzakere içerikli yeni bir plan hazırladı.

Avrupa İletişim Politikası konulu bir beyaz tebliği (İng.) Şubat 2006’da oylamaya sunan Komisyon AB projelerine vatandaşların duyduğu güvensizliği ortadan kaldırmayı hedefliyordu.

AP’in hazırladığı Herrero Raporunda (İng.) Komisyon’un tüm AB kurumlarında ortak bir kurallar ve davranışlar kılavuzu hazırlanması çağırısı reddedilirken bölgeler ve şehirlerin önemine vurgu yapıldı. İletişim sırasında açık ve basit bir dil kullanılması ve iletişim teknolojilerinin daha fazla kullanılması çağrısında bulunuldu.

Konu başlıkları:

2009 yılı seçimlerinde düşük katılım beklentisi ve bu yıl içerisinde kabul edilmesi planlanan yeni AB Reform Antlaşması’nın onaylanması sürecinde karşılaşılacak zorluklar AB’nin iletişim politikalarını gündemin üst sıralarına taşıdı.

Kurumsal ilişki ve iletişim stratejisinden sorumlu Komisyon Başkan Yardımcısı Margot Wallström 2009 seçimlerinden önce vatandaşların güvenini yeniden kazanmak adına iç uyuşmazlıkların çözüleceğini ümit ettiğini söyledi.

Ancak Avrupa Parlamentosu üyelerinin geçen yılın Kasım ayında hazırladıkları bütünleştirilmiş iletişimin yasal dayanakları ile ilgili bir tasarının reddedilmesinden sonra Wallström hazırladığı ve Komiserler Kurulunun 3 Ekim’de onayladığı yeni planın küçültülmesi gerekiyor.

Wallström şimdi yasal dayanağın eksik olmasına rağmen kurumların üye ülkeler ve AB kuruluşları tarafından uygulamaya koyulacak bir dizi siyasi öncelikler üzerinde mutabakata varabileceğini ümit ediyor.

EurActiv’in ele geçirdiği taslak kopyası (İng.) “Avrupa İletişim Ortaklığı” başlığını taşıyor.

•    Dafa fazla kurumlararası işbirliği

Komisyon AB kurumları arasında iletişimin nasıl olacağı konusundaki işbirliğini geliştirmek için hazırladığı bir anlaşmada “her bir kurumun ayrı iletişim etkinliklerine sahip olmasının engellenmeyeceğinin” altı çiziliyor. İletişim önceliklerinin belirlenmesine ilişkin karar yapıcı mevzuatın somut şartları daha sonra belirlenecek ve Parlamento kaynaklarına göre bu kurallar silsilesinin hantal olması, bu alanda iddialı girişimleri sınırlama potansiyeline sahip olması kuvvetle muhtemel görülüyor.

•    Üye ülkelerin daha fazla katılım

Komisyon üye ülkeler arasında “ortak iletişim girişimlerinin gerçekleştirilmesinde ana elemanlar” olarak işlev gören “idari ortaklığın” kaldırılması teklifinde bulunurken AB ile iletişimlerin yerel bazlarda yürütülmesi ve “etkin Avrupa vatandaşlığının” teşvik edilmesini hedefliyor.

Brüksel’de devam edegelen ve üye ülkelerle Komisyon’un AB politikalarını seçmenlere anlatma sorumluluğunu birbirlerinin üstüne atmakta ısrarlı olmalarının genel olarak kötü AB iletişiminde başlıca etmenler olduğu belirtiliyor (EurActiv 18/01/07).

Gönüllü esasa dayalı ortaklığın her bir ülkenin kendi gereksinimlerine ve zorluklarına uygun biçimde şekillendirilmesi ile gerçekleştirilebileceği ifade ediliyor.

•    Kamusal alanların teşviki


“Avrupa Kamusal Alanlarının” ulusal düzeyde temsilciliklerle geliştirilmesinin teklif edildiği tasarıda, bu durumun Komisyon, Parlamento ve üye ülkeler arasında her bir ülkenin kendine özgü konumuna göre şekillendirilecek iletişime müsaade eden “ortak iletişim planlarına” öncülük etmesi öngörülüyor. Örneğin, 2005 yılındaki halk oylamasında önemli rol oynayan Komisyon’un Hizmetler Yönergesi’ne Fransızlar oldukça şüpheli yaklaşıyordu. Ancak tasarı İrlanda ve İngiltere gibi diğer ülkelerde hayli memnuniyetle karşılandı, farklı bir yaklaşımın yolunu açtı.

Diğer tasarılar eğitimin rolü, Eurobarometre araştırmalarının güçlendirilmesi ve bilgi ağlarının kurulması üzerinde yoğunlaşıyor.

Komisyon ayrıca İnternet, görsel işitsel iletişim ve “D Planı” sivil toplum diyalog projeleri gibi yeni iletişim araçlarının güçlendirilmesi konusunda da hazırlıklar yapıyor. Ek olarak, “D Planı stokuyla Avrupa genelinde demokratik müzakerelerin genişletilmesi için taslaklar sunmak” Komisyon hedefleri arasında yer alıyor. Bunun Reform Antlaşmasına eklenmesi için artık çok geç olmasına rağmen, bunun 2009 Avrupa seçimlerinde tasarının oylamaya sunulmasıyla başarılması planlanıyor.

Öte yandan, AB İletişim Komiseri Margot Wallström şu sıralarda sonuçlandırılması beklenen ve taslak Reform Antlaşmasına AB iletişim ihtiyacının gerekliliğini onaylayan bir formül ileri sürüyor.

Taraflar:

27 Eylül günü bir sivil toplum etkinliğinde konuşan Wallström, “Avrupa demokrasi ve iletişim politikası insanları uçağa bindirmek değil direksiyona geçmelerini sağlamaktır. Bu nedenle diüer AB kurumları ve sivil toplum ile güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyor. Avrupa iletişimini ortaklıkla sağlamamız gerekiyor” dedi.

Avrupa Parlamentosu Yeşil üyesi Helga Trüpel EurActiv’e, “Parlamento, Komisyon ve üye ülkeler iletişim politikasının ortak yaklaşımı nasıl ifade etmesi gerektiği konusunda hayli farklı görüşlere sahip. Her kurum güçlerin birleştirilmesi yerine kendi gücüne sahip olmak istiyor” dedi. Bununla birlikte Trüpel iletişim politikasında yasal baza destek vermeye devam edeceğini çünkü “bunun devam ettirilebilir bir eylem için tek yok” olduğunu söyledi.

Çok sayıda katılımcı ise Avrupa Kamusal Alanı konusunda sadece münakaşa etmek yerine somut eylemin çok daha önemli olduğu yönünde eleştirilerini dile getiriyor. Komisyon tebliğinde “Avrupa’nın günlük yaşamı üzerinde önemli etkileri olacak iç piyasa, iklim değişikliği, ticaret, enerji politikası ya da göç gibi siyasi kararların” AB’yi sıradan insanlarla ilintilendirmenin en iyi yol olduğuna inanıyor. Ancak Komisyon tebliğinde REACH ve hizmetler yönergesi konuları gibi AB’nin imajını zarar uğratan tartışmaları da zikrediyor.

Trüpel öte yandan etkin bir AB iletişim politikasının politikanın kendisinin mükemmelden uzak olması halinde yararının pek az olacağını ileri sürüyor. “Gerçek şu ki Birlik, iddiasız bir Reform Antlaşması ve son yasal mevzuatlara az ödenek sağlıyoruz; ortada birçok soru varken bu durum ‘iyi’ bir iletişim sağlamak, vatandaşların kalplerini ve düşüncelerini kazanmak konusunda yararlı olmuyor.”

Son gelişmeler ve atılacak adımlar:

•    3 Ekim 2007: Komisyon hazırladığı AB iletişim politikasını Konsey ve Meclise sunuyor.
•    Önümüzdeki aylarda Komisyon yeni bir İnternet stratejisi, bir görsel işitsel strateji ve D Planı girişiminin takibini gerçekleştirecek.

© EurActiv 2003-2010.