21 Mart Nevruz Orta Asya'nın büyük bahar ve yeni yıl şölenidir. İran'da iki haftalık tatille tıpkı Batı dünyasının "Christmas"ı kutladığı gibi neşeyle kutlanır. İran'da Nevruz yumurtası sanata dönüşür. (Resim) Bu yıl da Nevruz'da Türkiye'ye yüzbinlerce turist tatile gelecek. Nevruz'u yıllardır, terör ve şiddet tehdidi altında kutlayan Türkiye'de bu bayramın barış, şenlik ve şölen anlamını yeniden keşfetmenin zamanı gelmedi mi? Nevval Sevindi'nin Nevruz yazısı
Nevval Sevindi- Yazar-gazeteci (Antropolog)
21 Mart bütün Türk dünyası’nda ve İran’da büyük bayramlarla kutlanır.
Ne yazık ki, biz yıllardır Nevruz’u “olaylı mı geçecek, olaysız mı?” bekleyişine indirgemiş durumdayız.
Militan anlayışın Nevruz’u “O sadece bizim,Türkler kutlamasın” gibi binlerce yılı reddeden bir cehalet maalesef.
Sadece Türk kültürü binlerce yıldır kutlamıyor, İranlılar, Zerdüşt gelenekten beri kutluyor Nevruz’u. Hem de en büyük milli bayram olarak.
İranlıların 13 günlük tatille, Batılıların “Christmast”ı anlayışıyla kutladıkları Nevruz “yeni gün” demektir. Türkiye'ye her yıl Nevruz tatilinde gelen yüzbinlerce İranlı turist bu geleneğin nasıl güçlü bir şekilde günümüze taşandığının da göstergesidir.
Eski Zerdüşt bayramı olan Nevruz günlerin uzamasıyla aydınlığın karanlığı yenmesinin öyküsüdür. Gündüzle gecenin eşit olduğu bu gece ateşten atlanır, dilekler tutulur.
7 tane “S” harfiyle başlayan yiyeceğin yer aldığı Nevruz masasında filizlenmiş buğday, ayna, altın, kırmızı balık ve Kuran-ı kerim de yer alır.
Her yıl değişen yeni yıla giriş saatinde kırmızı balığı dönerken görürseniz o yıl uğurlu gelecek demektir.
Filizlendirdiğiniz buğdayı kırlara, derelere atmak için Nevruz bayramının 13. günü kırlara çıkarlar İran’da. Böylece bereket getirecek ve 13 uğursuzluğunu evden uzaklaştıran bu törenle bayram biter.
Orta Asya’da, Ortadoğu’da ve Ege’de Yörükler arasındaki kutlamaları günümüze kadar süren bu ateş kültü Hıdrellez Bayramında da yankılarını bulur.
Ege’de ve Teke yarımadasında Yörükler “Sultan Nevruz” diye bayram yapar. Bu bayram bizde baharın müjdecisidir. İlk çiğle yoğurdu mayalayan Yörükler, Türkmenler inanılmaz bir tat elde ederler.
Türk kültüründe kutsal olan beş öğeden biri ateştir.
Altay Şamanlarının “sıcak ateşi yakarak veren “Atam Ülgen” sözleri Tanrı Ülgen’in ateşin yaratıcısı olduğunu anlatır.
Ateş yakan Türkler ateşin rengine göre yorumlarda bulunurlardı. Bu yorumlara göre alev yeşil olursa kıtlığa, kırmızı ise savaşa, sarı renkte ise salgın hastalığa, siyah olursa Hakan’ın öleceğine inanırlardı.
Kırgızlarda da sönen ateş yakılmaz.
Ergenekon efsanesinde de demirle ateş birleşir ve Türkler kurtulur.
Kürt söylencesinde, Demirci Kawa dağda kocaman bir ateş yakarak zaferini kutlar. Baharı karşılama kültürünün devamı olarak Kürt kültüründe yer alır.
Kısacası söylenceler, inanışlar ve dinsel inançlarla beslenen Nevruz bayramı, barış, dostluk, sevgi gösterilerinin yapıldığı törenlerdir çağlar boyunca. Yenilir içilir. Kırlara çıkılır. Dans edilir ve kurbanlar kesilir.
Gelen bahar, “yeni yaşam” kutlanır.
Böyle kültürel bir barış motifinin ülkemizde siyasal bir yere çekilmek istenmesine izin verilmemeli.
Çok eski bir ateş kültü olan Nevruz Bayramı, Orta Asya’dan buraya bir çok kültürün kutladığı bir bayram.
Sultan Nevruz ve doğanın yeniden topraktan fışkırması sevinçli bir kutlamadır. Hayatın nefes almasına izin verelim ve doğuşu kutlayalım. Onlar bizden binlerce yıl önce vardı ve binlerce yıl sonra da olacaklar. Onlar bir gün bizsiz kalacak ama bugün biz onları doya doya yaşayalım.
Kültürel zenginliğimizin ve onun getirdiği sevginin, dostluğun kıymetini bilelim.
Kültürün temel kaynağı insandır.
İnsanı ayırmadan sevmek ve saymaktır.
İstediğimizi yapma hakkı sadece bize ait değildir, aynı zamanda ölmüş ve doğmamış olanlara da aittir.
Sultan Nevruz hoş geldi sefa geldi. Hadi bir dilek tutun. Nevruz evinize bereket getirsin.
Nevval Sevindi
