Manchester İşletme Yüksekokulu ve Mancherster University Bankacılık dalı öğretim görevlisi Prof. İsmail Ertürk, günümüzde kültür ve ekonominin bir arada telafuz edilmeye başlandığını ve kültür alanına yapılan her 1 Euro'luk yatırımın ekonomiye 16 Euro olarak geri döndüğünü kaydetti.
Gökşen Çalışkan
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Avrupa Birliği’nin tartışmaları alanlarından biri olan “Kültür Politikaları” kavramını, 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti ünvanını alacak İstanbul’da masaya yatırıyor.
Üç gün boyunca The Marmara Oteli’nde gerçekleşecek “Avrupa ve Türkiye’de Kültür Politikaları” temalı sempozyumun ikinci gününde “Kültür- Ekonomi ve Kültür Endüstrileri” tartışıldı.
Moderatörlüğünü Zeynep Göğüş’ün üstlendiği oturumun ilk konuşmacısı Manchester İşletme Yüksekokulu ve Mancherster University Bankacılık dalı öğretim görevlisi Prof. İsmail Ertürk oldu.
Disiplinlerarası çalışma yürüttüğünden aynı zamanda kültür ekonomisi konusunda da uzman olan Ertürk, günümüzde kültür ve ekonomi arasındaki yakın ve sorunlu ilişki ile küresel ekonomide giderek daha çok pay almaya başlayan yaratıcı endüstrilere değindi.
Ertürk, günümüzde kültür ve ekonominin bir arada telafuz edilmeye başlandığını ve kültür alanına yapılan her 1 Euroluk yatırımın ekonomiye 16 Euro olarak geri döndüğünü kaydetti.
Ertürk’ün anlatımına göre kültür endüstrisine ilişkin algı ikiye bölünmüş durumda. Ünlü sosyolog Adorno’nun tezini savunanlara göre kültürün piyasada alınıp satılmasıyla bireyler açısından bağımsızlaştırıcı, özgürleştirici rolü azalıyor.Bu görüşe karşı çıkan kesimler ise kültürün endüstrileşmesiyle tanıtımı ve yaygınlaştırılmasının daha da kolay bir hal alıyor.
Yeni dönemin en çarpıcı gelişmesinin devletlerin desteğiyle gelişen “yaratıcı şehirler” olduğunu söyleyen Ertürk, tüm dünyada şehirler arasında bir yarış olduğunu belirtti. Londra, bankacılık endüstrisini New York’tan çekebilmek için kültürel altyapısını güçlendirirken,ekonominin kendini yaratıcılıkla yenileyeceği fikri kabul görüyor.
Kültür endüstrisi Avrupa Birliği’nde 4 milyon kişiyi istihdam ettiren 310 milyar Euroluk bir alan, bunu içine alan 490 milyar Euroluk yaratıcı endüstrinin istihdam ettiği kişi sayısı ise 6.3 milyon kişi. Ekonominin kendini yaratıcılıkla yenileyeceği fikri kabul görüyor. Avrupa’da sanattan modaya, internetten oyunlara, yaratıcı sektörlerin oluşturduğu ekonomi 780 milyar euroluk bir toplam. Bu bu büyük ekonomide istihdam edilen insan sayısı 8.8. milyon kişi. Yani yaratıcı endüstrilerin ekonomideki payı arttıkça istihdam da artıyor. Gelişmiş şehirlerde yaratıcı endüstri ürünlerine ayrılan hane halkı harcaması gıdanın önüne geçiyor.
Ertürk’e göre her geçen gün daha da büyüyen bu küresel ekonomide yapılması gereken Avrupa Birliği’nin Lizbon stratejisinde özetlediği nokta:
“Kültürü yaratıcılık yoluyla ekonomik büyüme ve istihdamı artırmada bir araç olarak kullanmak”.
Ertürk, Abu Dabi’nin bu konudaki başarısını da örnek olarak gösterdi. Abu Dabi’nin Saadiyat Adası’na kurulan Kültür Köyü’nde Louvre müzesinden eserler getirilip sergilenecek. Louvre müzesinin buradan her yıl 450 milyon Euro franchising ücreti kazanacak olması kültür endüstrisinin içinde barındırdığı potansiyelin görülmesi açısından dikkate değer bir örnek.
"Kültür promosyonu yalnızca turizmden yapılmasın"
Oturumun bir diğer dikkat çeken konuşması Venedik IUAV Üniversitesi Sanat ve Endüstriyel Tasarım Bölümü öğretim üyesi Prof. Giorgia Tavano Blessi oldu. Blessi, sunumunda Türkiye açısından özellikle dikkat edilmesi gereken bir noktaya parmak bastı. Yaşadığı Venedik kentinin turizme yaptığı yatırımlar nedeniyle kültür ve yaratıcılığı ihmal ettiğini kaydeden Blessi, bu nedenle kentin nüfusunun büyük ölçüde azaldığına dikkat çekti. Kültürün promosyonunun salt turizm üzerinden yapılmasının yanlış bir politika olduğunu belirten Blessi, bunun kötü bir yerel kalkınma modeli olduğunu, bu sebeple en ufak ekonomik krizde Venedik’in büyük hasar aldığını kaydetti.
Oturumun son konuşmacısı bilgi ekonomisi, enformasyon tasarımı ve yönetimi uzmanı olan Dr Özgür Uçkan oldu. Uçkan kültür endüstrilerinin oluşumunda kentlerin önemini vurguladı. Etkili bir kültür politikası için girişimciliğin teşvik edilmesi, inovasyon yetisinin geliştirilmesi, yaratıcılığın önünü açan uygulamaların benimsenmesi gerektiğini kaydeden Uçkan AB örneğinden yola çıkarak “politika yakınsamasının” da çok önemli olduğunu vurguladı.
Lizbon Stratejisinin sekteye uğramasının en önemli sebebinin üye ülkelerin politikalarının yakınsanamaması olduğunu kaydeden Uçkan, kültür politikaları ile ekonomi politikalarını ayrı tutarak cevap alınamayacağını kaydetti.


