Avrupalı liderler hayli tartışmalı CO2 gazı salımının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili yasalar konusunda yılsonundan önce anlaşmaya varmak suretiyle uluslar arası iklim değişikliği görüşmelerinde daha güçlü bir duruş sergileme sözü verirken, enerjiye dayalı sanayilere de rekabet koşullarının korunacağının teminatı verdiler.
Arka plan:
Mart 2007’de toplanan zirvede Avrupalı devlet ve hükümet başkanları 2020 yılına kadar sera gazı emisyonlarının aşağı çekilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılmasıyla birliğin ithal yakıta bağımlılığının azaltılması ve “yeni küresel sanayi devrimi”nde kendi rotasını belirlemesi hedefleniyor.
23 Ocakta ise taahhütleri Komisyon’un özellikle CO2 emisyonunda ortak çabalar ve emisyon ticareti yanı sıra yenilenebilir enerjilere ilişkin kanun tasarılarının yer aldığı bir paket takip etti.
14 Martta Brüksel’de sona eren İlkbahar Zirvesi’nin kapanış metninde, Avrupa Konseyi ve Parlamentosu’nda Komisyon tasarıları konusunda “ayrıntılı müzakereler”in 2008 yılı sona ermeden bir anlaşmanın ortaya çıkarılması ve en geç 2009 yılı başında ilgili yasama dönemi içerisinde varılan mutabakatın yürürlüğe konulmasına karar verildi.
Aralık 2009’da Kopenhag’da iklim değişikliği konulu büyük bir uluslararası toplantı düzenlenmesi planlanırken AB diğer ülkeleri 2012 yılı sonrasında Kyoto Protokolü’nün yerine geçebilecek küresel bir iklim anlaşması konusunda baskı uygulamadan önce kendi içerisinde iklim değişikliği tehdidiyle nasıl başa çıkabileceğinin sıkıntısını yaşıyor.
Ancak üye ülkelerin yine de Kopenhag’da birleşik cepheyi temsil etmeleri öncesinde birkaç pürüzü gidermeleri gerekiyor.
Başkentler tarafından genelde kabul gören Komisyon tasarılarına rağmen CO2 salımının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili çabalar konusunda AB ülkeleri fikir ayrılığı yaşıyor.
Enerjiye dayalı sanayi çevreleri başroldeki üye ülkeleri, özellikle Almanya’yı, Brüksel’in “karbon kuşağının” sıkılaştırılması sırasında kendi küresel rekabet güçlerinin sekteye uğratılmaması konusunda baskı altına alıyor.
Çelik, çimento, alüminyum sektörleri bağlayıcı sera gazı indirim tedbirlerinin diğer ülkeler tarafından uygulanmaması halinde kendi üretim tesislerini Avrupa dışına çıkaracaklarını ileri sürüyor. Bu durumun büyük oranda istihdam kaybı yanı sıra “karbon sızıntısı” adı verilen ve AB sınırları dışında sera gazı emisyonlarında artış gözlenmesi ile sonuçlanabileceği bildiriliyor.
Almanya Cumhurbaşkanı Angela Merkel zirve toplantısında sanayi sektörünün duruşunu aktarırken Konsey’in sonuç bildirgesine özel bir ifadenin eklenmesinde ısrar etti: “Avrupa Konseyi uluslar arası rekabete açık enerjiye dayalı sektörlerde karbon sızıntısının acilen ele alınmasını gerektiğini kabul etmektedir.”
Sonuç maddeleri konunun aciliyetini açıklamakla birlikte metinde keza Komisyon’un duruşunu da yansıtan “uluslararası bir anlaşmanın bu konunun ele alınması için en iyi yol olduğu” da ifade ediliyor.
Komisyon Başkanı José Manuel Barroso 14 Martta Emisyon Ticareti Planı (ETS) 2012 sonrası döneminde enerji odaklı olacağının sözünü verdi.
Ancak küresel bir anlaşmanın imzalanabileceği konusunda iyimser olan Brüksel’in 2010 yılına kadar bu anlaşmanın başarısız olması halinde alınacak koruyucu tedbirlerle ilgili ayrıntılı bilgi vermeyeceği bildirildi.
Görüşler:
Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) ilkbahar zirvesinin önemli bir adım olduğunu belirtti. Ancak kuruluş “sosyal ve istihdam merkezleri mülahazaların da dikkate alınması gerektiğinin” altını çizdi. AB’de mevcut işlerin korunabilmesi için ETUC daha esnek iklim rejimi uygulayan ülkelerde iş yapan ithalatçıların vergiyle mükellef tutulması gibi bir “ayar mekanizması”ndan yana görünüyor.
Öte yandan çevreciler zirve konusunda pek de olumlu görüşler bildirmekten çekindiler. Parlamento’daki Yeşiller, “İlkbahar Zirvesi’nin ekonomik çıkarların çevrenin korunmasından daha önemli olduğunu ortaya koyduğunu” ileri sürdüler.
Yeşiller Başkan Yardımcıları Rebecca Harms ve Claude Turmes, “Enerji tabanlı sanayi gruplarına daha Kyoto sonrası tatminkâr bir küresel anlaşmanın olup olmayacağı belli olmadan yarı başarılı girişimlerle muafiyet getirmek vahim bir işarettir. Bu tutumla AB liderleri BM uluslararası iklim görüşmelerinin gelecek turunda başarılı sonuçlar alınabileceği konusuna kendilerinin ne denli şüpheyle yaklaştıklarını göstermektedir,” diye konuştular.
“Greenpeace” iklim ve enerji politika sorumlusu Mahi Sideridou, bunun “bir zirve olmadığını” belirtirken toplantının “ağır sanayi sektörünü memnun etmek adına himayeci dilin kullanıldığı ve geçen yılki toplantının bir kopyası olduğunu” söyledi.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Avrupa İklim ve Enerji Birimi Başkanı Stephan Singer ise, “Avrupalı liderler yenilik, istihdam ve ihracat fırsatları gibi iklim değişikliğinin yaratabileceği potansiyel yerine enerji yoğun sanayi sektöründeki dinozorlara yoğunlaşmaya devam ettiler,” şeklinde konuştu.
Sivil toplum örgütü Oxfam AB liderlerinin karbon salımını en az yüzde 30 oranında azaltmaları ve AB’nin hedefini halen saptırmış olan sanayi lobisine karşı çıkmaları gerektiğini belirtti. “Ancak o zaman gerçekten iklim değişikliği ile uğraşmaya başlamış olacağız ve dünyanın en fakir insanlarının geleceğini koruyacağız.”
Atılacak adımlar:
13–14 Mart: İlkbahar Avrupa Konseyi toplantısı;
2008 sonu: Fransa dönem başkanlığı sırasında öngörülen paket üzerinde siyasi mutabakat;
2009 ortası: Avrupa Parlamentosu seçimleri ve Komisyon’un çalışma döneminin sonu.
2009 sonu: Kopenhag iklim değişikliği toplantısı.







