Dün gece (29 Temmuz) Silvio Berlusconi’nin iktidardaki Özgürlükçü Halk Partisi (PdL) içinde yaşanan görüş ayrılığı İtalya’yı nerdeyse siyasi ve anayasal bir krize sürükleyecekti. Gerginliğin neden olan olay, bir grup isyankar meclis üyesinin PdL’in meclis partisinden istifa ettiklerine dair bir dilekçe imzalayıp temsilciler meclisi sözcüsü Gianfranco Fini’ye ilettiklerini duyurmaları üzerine cereyan etti.
Olayı krize sürükleyense, parti yönetimi Fini’yi yani PdL’in kurucu ortağını, iç ihtilafı karıştırmakla ve “parti tarafından alınan kararları tahrip edici bir şekilde eleştirmekle” suçlayan bir bildiri yayınlaması oldu. Bildiri, Başbakan ile onun 16 yıl önce siyasete ilk atıldığı zamandan beri müttefiki olan eski neo-faşist arasında kaynama noktasına gelen bir gerilime neden oldu.
David Cameron tarzı muhafazakarlığın aksine Fini’nin giderek artan bir dozda savundukları arasında daha yenilikçi politikalar, PdL içinde daha fazla parti içi demokrasi, ve hükümet ile parti yetkilileri arasında rüşvetten şüphelenilen isimlere daha az hoşgörü vardı.
Başbakan’ın bir basın toplantısının ardından belirttiği üzere: “Fini ile anlaşmak adına her şeyi yaptık. Bu mümkün olmadı. Görüş ayrılığını daha fazla kabullenme niyetinde değlim.”
Berlusconi eski ortağından sözcü olduğu görevini bırakmasını istedi. Buna karşın Fini, meslektaşlarının ifadesine göre, bu mevkinin Başbakanın atfettiği bir bağış olmadığını, dolayısıyla da iade etme gibi bir niyeti olmadığını söylüyor.
Berlusconi, Fini’yi partiyi yavaş yavaş yoketmeyi amaçlamakla suçluyor. Berlusconi’nin ardından merkez sağ liderliğe aday gösterilen Gianfranco Fini uzun bir süredir İtalyan Başbakan’a muhalefetiyle ön plana çıkıyordu.
Siyasi gözlemciler son durumun hükümeti sarsacağı yorumunu yaparken, Berlusconi, Fini ile çıkan gerilimin hükümetinin istikrarını etkilemeyeceği görüşünü savunuyor.
Bunun yanında Fini uzlaşmaya da hazır görünüyor. Perşembe günü (29 Temmuz) Il Foglio gazetesine verdiği bir röportajda Berlusconi ile anlaşmaya varmaya hazır olduğunu söyleyen Fini ekledi, “Her şeyi yeniden başlatalım. Aramızda kin kalmasın. Berlusconi ile arkadaşlığımızı sürdürmek zorunda değiliz, lakin İtalyan halkına olan sorumluluğumuz uyarınca siyasete ve seçmene olan vaadimizi tutmalıyız.”
