İngiltere’de muhalefette bulunan Muhafazakârlar 2 Kasım Pazartesi günü yaptıkları açıklamada Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'un Lizbon Antlaşması’nı imzalamasıyla kendilerinin iktidara gelmeleri halinde metni referanduma götürmeyebileceklerini duyurdular.
Haber
Muhafazakâr Parti lideri David Cameron bir muhabirin sorusu üzerine “Referandum ihtimalini mümkün olduğunca göz önünde bulundurmak istiyorum. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Klaus’un anlaşmayı imzalamayacağını umuyordum. Ama zaman değişiyor. Bu konuyu ihtiyaç duymamız halinde tekrar gündeme getireceğiz” dedi.
Muhafazakârların İngiltere’de önümüzdeki Haziran ayında yapılacak genel seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. İngiliz Muhafazakârlar iktidara gelmeleri halinde eğer Lizbon Anlaşması o vakte kadar 27 AB üyesi ülkede kabul edilmemişse metni referanduma sunacaklarını açıklamışlardı.
Muhafazakârlar anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor ve Avrupa’da karar yapıcı mekanizmaların gücünü sulandırdığına, federal bir Avrupa’ya doğru atılmış bir adım olduğuna inanıyor.
Ancak Lizbon’un yürürlüğe girmesi durumunda işin peşini bırakmayacağını kaydeden Cameron bununla neyi kastettiğine açıklık getirmekten kaçındı.
Geçen hafta AB liderlerinin Klaus’un insan hakları sözleşmesinden Çek Cumhuriyeti’nin muafiyet tutulması yönündeki talebini kabul etmeleri üzerine anlaşmanın önündeki en büyük engellerden biri kalkmış oldu.
Vaclav Klaus'tan dün gelen onayın ardından İngiliz Muhafazakârların bundan sonra ne yapacaklarına dair açıklamada bulunması bekleniyor.
Cameron, konuya ilgili olarak “Lizbon Anlaşması’nı referanduma götürmek istediğimizi söyledi ancak açıkça görülüyor ki anlaşmanın artık daha fazla anlaşma olarak kalmayacak ve Avrupa yasalarının bir parçası olacak. Her zaman konuları kendi haline bırakmayacağımızı dile getiriyoruz” dedi. İngiliz Muhafazakârların referandum yerine Brüksel’den Londra’ya sosyal politika gibi konularda bir takım yetkileri geri devretmesi talebinde bulunabilecekleri bildiriliyor.
İngiliz İşçi Partisi Başkanı ve Başbakan Gordon Brown Pazartesi günü asıl zorluğun iklim değişikliği ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği olmasına rağmen AB’nin sosyal mevzuat ve istihdamla ilgili yasalardan çekilmek istediği gerekçesiyle Cameron’u suçladı.
Brown meclis konuşmasında “İngiliz nüfuzunun en etkin şekilde kullanılacağı nokta Avrupa Birliği’nden en ufak sapma anında dün yaşanan çekişmeler mi olacaktır?” sorusunu yöneltti.
