Çek Cumhuriyeti'nden Avrupa Birliği dönem başkanlığını 1 Temmuz'da devralacak olan İsveç'in AB ilişkilerinden sorumlu Bakanı Cecilia Malmström, AB'nin Türkiye'ye karşı "büyük mesuliyeti" olduğunu düşünüyor.
Haber
Türkiye'nin üyelik şartlarını yerine getirmesi durumunda AB'nin hem bu "büyük mesuliyetinin" gereğinin yapılması hem de oybirliği ile Türkiye'ye verilen üyelik sözünün tutulmasını isteyen İsveç, Türkiye için kritik bir dönemde AB'nin dümenine geçecek. AB'nin 2009'un ikinci yarısında Kıbrıs'a ilişkin limanlar sorununu tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Bazı uzmanlara göre 2009, Türkiye-AB ilişkileri için "ya devam ya tamam" yılı olacak.
Bu kritik dönem arefesinde Zaman'a konuşan İsveç'in Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Cecilia Malmström, isim vermeden Almanya ve Fransa liderlerinin Türkiye tutumunu "talihsizlik" olarak nitelendirdi. Türkiye'ye oybirliği ile söz verildiğine işaret eden İsveçli Bakan, 2009 yılının hiçbir şekilde bir mühlet olarak algılanmaması gerektiğinde ısrarlı. İsveçli bakanla mülakatın mühim kısımları şöyle:
2009 yılı: 2009 için bu kadar dramatik tarzda konuşmamak lazım. 2009'un "ya devam ya tamam" yılı olduğuna dair yorumlar, yoğun beklentilere ya da hayal kırıklıklarına yol açabilir. Ancak 2009'un mühim bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Başbakan Erdoğan, Brüksel ziyaretinde bunu dile getirdi zaten.
2009, Kıbrıs için mühlet mi?
Kıbrıs'ta bir mühlet yok. Ama sorunun çözümü için mühim bir yıl. Müzakereler olumlu bir atmosferde devam ediyor. Bir çözüme ulaşılmasını güçlü bir şekilde arzu ediyoruz. 2009'da ne olursa olsun Türkiye ile ilişkilerimiz devam edecek. Biz dönem başkanlığımız sırasında da Türkiye ile ilişkileri daha ileriye götürmek için çalışacağız ve birkaç faslı daha müzakerelere açabileceğimizi umuyorum. Tekrarlamam gerekirse; bir mühlet yok, her zaman bir yarın vardır.
Kıbrıs'ta çözüm olmazsa, yeni fasıllar dondurulur mu?
Biz daha fazla faslı askıya almaya çalışmıyoruz, askıya alınanları tekrar müzakerelere açmak istiyoruz. Ama biliyorsunuz, buna sadece biz karar vermiyoruz. Bütün üyelerin anlaşması lazım.
Enerji ve Kıbrıs: Son aylarda enerji meselesi, AB gündeminin tepesine yerleşti. Enerji faslının hemen açılması gerektiğini savunan görüşe tamamıyla katılıyorum. Ve birçok meslektaşımın da benim gibi düşündüğünü biliyorum.
Anayasal darbe teşebbüsünün başarısız olması rahatlattı
İsveç'in Türkiye'de değişen imajı: Sanıyorum, Türkiye'de çok mühim değişiklikler oldu. Mevcut Türk hükümeti ülkede çok büyük reformlara imza attı. Ben bunu bir istikamet değişikliği olarak görüyorum. "Ülkeyi değiştiriyoruz. Avrupa'ya ve Avrupalı değerlere yakınlaşmak istiyoruz", hükümetin verdiği mesaj budur.
Bazıları Erdoğan'ın Peres'le kavgasından sonra AK Parti'nin Türkiye'yi Ortadoğu'ya sürüklediğini savundu.
Erdoğan ile Peres arasındaki tartışmadan çok fazla jeo-stratejik neticeler çıkarmamak lazım. Ancak geçen yıllardaki anayasal sorunlar yüzünden pek fazla bir reform yapılamadığını biliyorum. Mahallî seçimlerden sonra reformlara yeni ivme kazandırılacağını umuyorum. Türkiye, reform konusunda hızlanırsa, AB'nin büyük bir mesuliyeti olacak. O zaman Türkiye'ye "biz buradayız ve oybirliği ile aldığımız bir sözümüz var, şartları yerine getirdiğinde kulübe hoş geldin" diyebilmeliyiz. AB'nin de sözlerini tutması çok mühim.
AK Parti, ülkenin istikametini Ortadoğu'ya mı çevirdi?
Beni böyle düşündürecek herhangi bir emare göremiyorum.
Geçen yıl AK Parti'yi kapatma teşebbüsünü anayasal darbe olarak nitelendirdiniz.
Bu, anayasal bir darbe teşebbüsüydü. Ancak neticede yargı sistemi rüştünü ispat etti. Tabii ki iktidarın seçimi tamamıyla Türklere ait bir iştir, bunu söylerken kesinlikle herhangi bir partiye ilişkin yorum yapmıyorum. Ama halktan bu kadar yüksek oy almış bir partinin kapatılmamasından memnun olduk, rahatladık tabii.
Ergenekon'u takip ediyor musunuz?
Çok teferruatlı değil. Çok dramatik bir hikâye. Avrupa basınından takip etmeye çalışıyorum ama ayrıntılara vâkıf olduğumu söyleyemem. Birçok ülke gibi Türkiye'nin de tartışılması, aydınlatılması ve çözülmesi gereken bir geçmişi var. Yakında Türk meslektaşım İsveç'e gelecek. Onunla eminim Ergenekon meselesini de ele alacağız.
Kürtçe TV'ye ne diyorsunuz?
Çok olumlu bir adım. Büyük bir ilerleme.
İsveç'in kuvvetli desteğine rağmen Sarkozy ve Merkel gibi liderler Türkiye'nin üyeliğine karşı...
Biz Türkiye'nin üyeliğinin avantajlarını her platformda dile getiriyoruz. Türkiye'nin üyeliğini en güçlü destekleyen ülkelerdeniz. Bunu zaten dönem başkanlığı programımızı açıkladığımızda göreceksiniz. Ancak dediğiniz gibi bazı başkentler ve bazı siyasetçiler Türkiye konusunda hâlâ mütereddit. Bu çok talihsiz, zira ahde vefalı kalmalı Avrupa. Türkiye'ye hep birlikte bir söz verdik ve bu sözümüzü yerine getirmeliyiz.


