186 ülkeden delegelerin katılımıyla bugün Polonya’nın Poznan kentinde iklim değişikliği ile mücadele konferansı başladı. On iki gün sürecek toplantılar daha başlamadan Avrupa Birliği’nin (AB) CO2 emisyonlarının nasıl aşağı çekileceği konusundaki anlaşmazlık yüzünden gölgelendi.
Haber
Her Aralık Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması (UNFCCC) uyarınca büyük bir Katılımcılar Konferansı (COP) düzenleniyor. Etkinlik, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğiyle mücadele şeklinde uluslararası diplomatik sürecin bir parçası olarak gerçekleştiriliyor.
Bu yıl ki konferans COP’ların on dördüncüsü ve 2007 Aralık’ında Endonezya’nın Bali kentinde gerçekleştirilen ve 2009 Aralık’ında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da sonuçlandırılacak küresel görüşmelerde “yarı yol” olarak nitelendiriliyor. Müzakerelerde katılımcılar 2012 yılında süresi dolacak olan Kyoto Protokolü’nü mirasçı bir anlaşma ortaya getirebilmek için uğraş veriyorlar
Karşılaşılan en önemli zorluklardan biri Çin ve Hindistan gibi hızla gelişen ülkeler ile ABD gibi inanılmaz yüksek oranlarda sera gazı yayan daha gelişmiş ülkeler arasında küresel emisyon indirimlerinin ne şekilde paylaşılacağına ilişkin bir yol bulunması.
Bu, çözülmesi güç durum AB içerisinde de alıcı bulurken üye ülkeler Avrupa Komisyon’unun “iklim ve enerji paketi” adın verdiği ve üye ülkelerin CO2 ve sera gazı emisyonlarını 2020 yılına kadar yüzde 20 oranında azaltmak, bunun yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını aynı süre zarfında yüzde 20 oranında arttırmak adına Mart 2007’de üzerinde siyasi anlaşmaya vararak yasalaştırdığı bir dizi mevzuatla ilgili ortak nokta bulmaya çalışıyorlar.
AB Çevre Komiseri Stavros Dimas 28 Kasım’da yaptığı açıklamada, “Önemli ilerlemeler kaydetmek için henüz çok erken olsa da, Poznan konferansı açıklayıcı görüşmelerden somut müzakerelere kaymalı,” dedi.
12 Aralık’a kadar devam edecek toplantılarda katılımcılar Kopenhag’da yapılacak Aralık 2009 konferansı sırasında küresel bir anlaşmaya ilişkin hazırlıkların temelini oluşturacak ayrıntılı bir program ve bir taslak metin oluşturulmasını ümit ediyor.
Ancak Avrupa Komisyonu Poznan’la ilgili oldukça ümitvar konuşurken, her fırsatta iklim değişikliği ile mücadelede kendisinin küresel bir oyuncu olduğunu ileri süren AB üye ülkelerin iklim ve enerji paketinin ayrıntıları üzerindeki anlaşmazlıkları nedeniyle bu konuda giderek saygınlık kaybediyor.
Herhangi bir anlaşmaya varılamaması AB için utanılacak bir durum olacak ve Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na (WWF) göre bu durum Poznan’da yanlış sinyaller gönderecek.
Brüksel yönetimi soğukkanlılığını korumaya çalışırken bir Komisyon yetkilisi 28 Kasım’da konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İçeride gösterilen gayretlerin dağılımına ilişkin herhangi bir konumda bulunmuyoruz ancak tarafların ilgilendiği paketin Polonya’ya ve Almanya’ya kaça mal olacağı değil. AB üyeleri birliğin en yüksek siyasi düzeyde belirlenmiş hedeflere ulaşması, bu hedeflerin yasalaşması konusuyla ilgileniyorlar.”
Kötü bir zamanlama mı?
Bu yıl konferans 11-12 Aralık’ta Brüksel’de düzenlenecek AB zirvesi ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Toplantılarda AB devlet ve hükümet başkanlarının zirvede iklim ve enerji paketiyle ilgili müzakerelere son noktayı koymaları bekleniyor.
Öte yandan Poznan konferansında belirsizlik yaşanacağı şeklindeki endişeler sürerken uluslar arası delegeler Brüksel’in Avrupa’nın büyük ekonomilerine ilişkin ipuçlarını bekliyor.
Konferansın ilk gününde delegeler ve aralarında Komisyon yetkililerinin de bulunduğu diğer katılımcılar ile sivil toplum örgütleri bir dizi çalışma toplantıları ve çalıştaylarda Kyoto’dan sonraki iklim anlaşmasının “yapı taşları” ile ilgili konular ve teknik ayrıntıları masaya yatırıyorlar. Üzerinde durulan konular arasında gelişmekte olan ülkelerde temiz teknolojiye geçiş ve uyumun yanı sıra ormanlık alanların korunması da yer alıyor. Bu panellerde ele alınacak konular daha önceki COP toplantılarına katılan gruplarca gece geç vakitlere kadar sürecek grup toplantılarında ve koridorlarda ayaküstü konuşmalarda da ele alınacağı belirtiliyor.
Devlet başkanları arasında yüksek düzeyli toplantılar konferansın son iki ya da üç günü gerçekleştirilecek ve dolayısıyla AB zirvesine paralel bir seyir takip edilecek. AB zirvesi ile Poznan konferansının son günleri arasındaki bağlantının ayrıntıları henüz belirsizliğini koruyor.
