Geçtiğimiz hafta gerçekleşen AB Dışişleri Bakanları toplantısında AB’nin Balkan ülkelerini içine alacak biçimde genişlemesi konusu masaya yatırıldı.
Haber
Zirve’de Almanya ve Fransa’nın, AB kurumsal yapısındaki belirsizlikler çözülmeden yeni bir genişleme dalgasına sıcak bakmadığı görülmesi üzerinden üst düzey AB yetkililerinden farklı yorumlar geldi:
Zirve ardından, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Koucher, “Lizbon Antlaşması yürürlüğe girmediği sürece yeni bir AB genişlemesi söz konusu değil. Bunu herkes biliyor, neden söylemekte çekiniliyor?” açıklamasında bulundu.
İrlanda, Almanya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin onay vermesi ardından yürürlüğe girecek Lizbon antlaşması ,2004 ve 2007 genişlemeleri ardından birliğin daha etkin çalışmasını sağlayacak mekanizmaları içinde barındırıyor.
Alman Dışişleri Bakanlığı yetkileri de zirve ardından Deutche Welle’ye yaptıkları açıklamada, “Lizbon Antlaşması olmadan yeni üyelerin Birliğe kabulünü desteklemeyeceğiz” dedi.
Buna karşın genişleme yanlısı Birlik üyeler, AB’nin genişlemeye kapılarını tamamen kapatmasını doğru bulmuyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, “AB tarihinden ders çıkarmalı ve unutmamalı ki genişlemek daha güçlü olmayı beraberinde getirir” yorumunu yaptı.
AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg de, genişlemeden yana olan ülkelerden. Schwarzenberg yaptığı açıklamada, “Batı Balkanlar Avrupa’nın bir parçasıdır, o sebeple AB’nin de bir parçası olmalıdırlar” dedi.
AB üst düzey yetkililerinden Javier Solana ve Olli Rehn de genişlemeyi destekleyenler arasında yer alıyor. AB Ortak Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Solana, birliği siyasi bir korumacılık riskine (yani milliyetçiliğe) karşı uyarırken, Avrupa Komisyon’u genişlemeden sorumlu üyesi Rehn, “ genişlemeyi başka sorunların günah keçisi olarak nitelemek doğru değil”, açıklamasında bulundu.


