Avrupa Konseyi, Alman Hükümeti, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ile diğer bazı kuruluşlar, geçtiğimiz hafta sonu meclis seçimlerine hile karıştırılması ve muhalefet partilerinin sindirilmesi iddialarıyla ilgili olarak Rusya’yı kınadıklarını açıkladılar.

Arka Plan:

1–2 Aralık günlerinde gerçekleştirilen genel seçimlerde Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Birleşik Rusya partisi oyların yüzde 6,4’ünü alarak muhalefet partileri karşısında büyük bir zafer kazandı.

On aday partiden üçünün yüzde yedi eşiğini geçmeyi başardığı meclis seçimlerine hile karıştırıldığı yönündeki iddialar uluslararası kamuoyunda yankı uyandırmaya devam ediyor.

Gündem Başlıkları:                     

Çoğu gözlemci Birleşik Rusya partisinin açık zaferi ve meclis çoğunluğunun Putin’i perde arkasında kendisine bağlı bir başka politikacıyı liderlik koltuğuna getirerek iktidarını sürdürmek isteyeceğine inanıyor.

Bir diğer spekülasyonda Rus yasalarında göre ardı ardına üç kez cumhurbaşkanı seçiminin mümkün olmaması nedeniyle gelecek seçimlerden sonraki dönemde tekrar başkanlık koltuğuna oturacağını ancak bu arada Rusya’nın en üst parlamento organı olan Federal Konsey Başkanlığını yürüteceği ileri sürülüyor.

Putin’in 2008 yılı Mart ayında görev süresi doluyor ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisinin yeniden aday olup olmayacağı henüz bilinmiyor. Eylül ayında Putin Viktor Zubkov’u başbakanlığa getirmişti. Birleşik Rusya Partisi’nin 17 Aralıktaki parti kongresinde cumhurbaşkanı adayını açıklaması bekleniyor.

Görüşler:

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile Avrupa Konseyi’nin birlikte oluşturdukları ortak bir meclis gözlem kurulu Rusya genel seçimlerinin “adil olmadığı” ve demokratik seçim standartlarına “birçok yönden” uygunluk göstermediğini tespit etti.

AB Portekiz dönem başkanlığı muhalefet taraftarlarının hafta sonunda seçimler sona erinceye kadar alıkonulması ile ilgili endişeleri dile getirdi.

İngiliz dış işleri ve Fransız hükümeti Rusya’ya seçimlere hile karıştırıldığı suçlamalarına ilişkin inceleme başlatması uyarısında bulundu. Alman hükümeti “bizim standartlarımıza göre bu seçimler ne adildi ne demokratik ne de serbestti. Rusya bir demokrasi değildi ve hala değil” açıklamasında bulundu.”

Ancak Putin suçlamaları reddetti, “Rusların eski Sovyet ülkelerinin izlediği yıkıcı yolu asla takip etmeyeceğini” bildirdi.

Komisyon sözcüsü Johannes Laitenberger AB’nin yolsuzluk suçlamalarının bilincinde olduğunu söylerken AB yürütme organının seçimler üzerinde ilgili raporların incelenmesinden sonra yorumda bulunacağını dile getirdi.

Avrupa Parlamentosu da birkaç konuda Rus seçimlerini eleştirdi.

AP EPP-ED üyesi Hollandalı Hıristiyan Demokrat Ria Oomen-Ruijten, “Rusya açık ve şeffaf bir demokrasi olduğu göstermek istiyorsa adil olmayan bu seçimlerle ilgili tüm raporları incelemelidir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (PACE) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü Parlamenterler Meclisinin vekillerinin seçim gözlemlerini ciddi bir şekilde dinlemeliyiz” dedi.

AP üyesi ve Liberal Demokrat lideri Graham Watson da Rus seçimlerinin sonucu ile ilgili eleştirilerde bulunarak Putin’i “diktatör süslü bir popülist” olmakla suçladı. Rusya’nın hala Avrupa Konseyi üyelik şartlarına uygun olup olmadığını sorgulayan Watson, “Seçim sonuçları Batı’nın Rusya ve Rus halkını anlamaktaki başarısızlığını göstermektedir,” dedi.

Polonyalı Liberal AP üyesi Janusz Onyszkiewicz ise meclis seçimlerinin “tüm kurumların kontrolünü tek bir kişiye devrettiğini ve bu durumun otokratik dikta rejimine yol açtığını” ileri sürdü.

AP Yeşiller/EFA grubu seçimlerinin “düzmece olduğu” ve “demokratik saygınlığı olmadığı” açıklamasında bulunurken AB’yi bu rejimle ilişkilerinde Rusya ile yapılan enerji anlaşmalarında asgari demokratik standartlarla ilgili maddeler de dâhil olmak üzere daha büyük bir sorumlulukla davranmaya davet etti.

Son gelişmeler ve atılacak adımlar:

© EurActiv 2003-2012.