GENEL SPONSOR

MEDYA PARTNERI

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ''AB katılım sürecinin Türkiye'deki bürokratlar ile Brüksel'deki eurokratlar arasında bir entelektüel tartışma konusu, bir bilek güreşi gibi algılanmaması lazım'' dedi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu

Haber

Rifat Hisarcıklıoğlu, İktisadi Kalkınma Vakfının (İKV) 47. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, AB'nin katılım müzakerelerinin başladığı tarihten bu yana 3,5 yıllık süreye rağmen katılım müzakerelerini topluma mal edemediklerini ve toplumsal dönüşüm için seferberlik haline getiremediklerini belirterek, Türkiye'nin genç nüfusuna AB heyecanını hissettiremediklerini söyledi.

Katılım sürecinin, bürokrasinin zaman zaman meşgul olduğu bir alan olarak algılandığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''AB katılım sürecinin Türkiye'deki bürokratlar ile Brüksel'deki eurokratlar arasında bir entelektüel tartışma konusu, bir bilek güreşi gibi algılanmaması lazım. AB katılım süreci Türkiye'de anlaşılamıyor. Sürecin ana unsurları sürecin dışında bırakılmıştır. Siz, resmin sadece bir kısmını topluma göstereceksiniz, sonra çok zor ve çetrefilli konularda destek talep edeceksiniz. İnsanlar bilmediğinden korkarlar. Önce topluma AB katılım sürecinin ne anlama geldiğini anlatmamız lazım. En kısa sürede katılımcılığı sağlayacak kurumsal bir istişare mekanizması tesis edilmelidir. Lütfen; iş dünyasının bu çağrısına cevap verin.''

Diğer taraftan AB'nin önde gelen ülkelerinden bir kısmında Türkiye'nin üyeliği aleyhine oluşturulan ortamın kamuoylarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

''Bir taraftan kamuoyunu, halktan iradeyi almış kişiler yanlış yönlendiriyor, diğer taraftan da yanlış yönlendirilen kamuoyu ileri sürülerek Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkılıyor. Hem çıkacaksın, kürsüde yanlış yönlendireceksin hem de 'benim halkım istemiyor' diyeceksin. Aralık 1999'da Türkiye'ye katılım öncesi strateji sunan hükümetler hangi ülkelerin hükümetleriydi? Aralık 2004'de Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatma kararı alan hükümetler AB üyesi ülkelerin hükümetleri değil miydi? Hükümetlerin kendilerinden önceki hükümetlere olan saygısızlığını anlamakta zorlanıyoruz. Sanırım etik değerlere sahip her insan bu yaklaşımlardan rahatsızlık duyuyordur. AB Parlamentosu seçimlerinde bazı ülkelerde yaşananlar halkımız tarafından Türkiye'ye karşı diplomatik nezaket kurallarına uymayan, ayırımcı ve düşmanca bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım herkesin unutmaya çalıştığı ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını yeniden Avrupa'nın gündemine getirecek tehlikeli bir adımdır. Bu, bizden daha çok Avrupa ülkeleri için tehlikelidir.''

 

 

© EurActiv 2003-2012.