GENEL SPONSOR

MEDYA PARTNERI

AB ile müzakerelerde geçtiğimiz hafta açılan 11. başlık olan "Vergilendirme"de uyum konusunda uzmanlar Türkiye'nin zorluk çekeceği görüşünde.

Haber

Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda açtığı "vergilendirme" başlıklı müzakere süreci, 30 Haziran tarihinde resmen başladı. 

Bu başlıkta müzakerelerde ana tartışma, ana ekseni oluşturan dolaylı vergilerde yaşanacak.

Müzakereler sonunda asgari eşiğin genel KDV'de yüzde 15'e çekilmesi beklenirken indirimli KDV'de yüzde 5'e çekilmesi hedefleniyor.

Bu durumda, temel gıda ile gazete ver dergiler gibi Türkiye'de yüzde 1 oranında vergi alınan ürünlerde vergi artışına gidilmesi gerekecek.

Müzakere başlığının açılması için geçtiğimiz aylarda alkollü içkilerde yeni ÖTV düzenlemesine giden Türkiye, tütün ithalatında ise ton başına 3 bin dolar olan ve bütçeye yıllık 200 milyon dolarlık katkı yapan Tütün Fonu kesintisinin de 2018'e kadar sıfırlanacağını taahhüt etmişti.

Uzmanlara göre her ne kadar vergilendirme AB ülkelerinde ulusal egemenlik alanı içinde tarif edilse de, AB üyeleri arasında rekabetçiliği önleyici hak ihlallerine engel olma amacı taşıyan vergi uyumunda Türkiye zorluklarla karşılaşacak.

Açılan fasılla birlikte, KDV uygulamasında yerli ve ithal ürün ayrımı yapılmayacak. Enerji, alkollü içecek ve tütün ürünlerinde ÖTV, AB'nin belirlediği oranlara uygun olacak,tasarruf mevduatları vergilendirilecek ve sınır ötesi ekonomik faaliyetlerde çifte vergilendirme yapılmayacak.

Görüşler

Milliyet gazetesi yazarlarından Güngör Uras, Türkiye'nin yarın AB’ye girebilecek ise, AB ülkelerinde değişik mal ve hizmetlere uygulanan desteklerden, bu ülke üreticilerinin yararlandıkları fonlardan yararlanabilecek ise AB'nin vergiler konusundaki uyum isteklerinde haklı olduğu görüşünde. Ancak Uras,  tam üyelik mekanizması işlemeden, Türkiye’nin üye olup olamayacağı belirsiz iken, vergilerde uyum sağlamanın, “bir pehlivanın ayağına ağırlık bağladıktan sonra öbürü ile güreş tutmasını istemek”ten farksız olduğunu bildirdi.

Eurohorizons Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şebnem Karauçak ise, vergilendirmenin AB ülkeleri için ulusal egemenlik alanı olarak kabul edildiğini belirterek, "Burada amaç AB üyeleri arasında rekabetçiliği önleyici hak ihlallerine engel olmak. Bir üye devlet, diğer üye ülkelerin ürünlerine kendi ürünlerine uyguladığı vergi politikalarından farklı bir politika uygulayamaz. Zaten AB'nin vergi yaratma veya kaldırma yetkisi yok. Bu, ülkeler arasındaki asgari standartların belirlendiği bir konu" dedi.

Türkiye'nin KDV ve ÖTV mevzuatını gözden geçirmek zorunda olduğunu ifade eden Marmara Üniversitesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bumin Doğrusöz ise, Türkiye'de aynı üründen hem KDV hem de ÖTV alındığını hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Üstelik KDV, ÖTV'nin üzerinde hesaplanıyor. Yani verginin de vergisi alınıyor. Bu düzenlemeler AB yönergelerine aykırı. Gelir veya Kurumlar Vergisi gibi dolaysız vergilerde ise AB ülkeleri genelinde uyumu sağlayacak bir yönerge yok. Dolaysız vergilerde uyum daha ziyade şirket birleşmeleri ve bölünmeleri ile ilgili konularda var. Ama bizim mevzuatımız bu konularda büyük oranda uyumlu. Dolaylı vergilerin AB'ye uyumu Hazine'de gelir kaybına yol açabilir. Özellikle kayıt dışı ekonominin kayıt içine alınması veya vergilendirilmeyen kaynakların vergi kapsamına alınması ile bu açığın giderilmesi lazım." 

© EurActiv 2003-2012.