Zengin ülkelerin düşük yoğunluklu karbon teknolojilerine yatırımları arttırmaları yönündeı Endonezya’nın Bali adasında toplantılarına devam etmekte olan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği konferansında çağrı yapılırken yeni raporlar gelişmekte olan ülkelerin enerji talebini hızlandıran iklim risklerinin söz konusu olduğu yönünde.
Arka Plan:
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi altında gelişmiş ülkeler çevre dostu teknolojiler ve gerekli bilginin gelişmekte olan ülkelere aktarılması ya da erişimlerinin sağlanması, geliştirilmesi, kullanımlarının kolaylaştırılması ve finansmanı için gerekli tüm uygulanabilir adımları atacakları belirtiliyor.
Koyoto Protokolü altında yürürlükte bulunan bir mekanizma gelişmekte olan ülkelere teknoloji aktarımının teşvik edilmesine yardımcı olmakta. Temiz Gelişim Mekanizması (CDM) adıyla bilinen bu yöntem Avrupa Birliği (AB) karbon pazarı ile ilintili.
Bu “esnek mekanizma” ile AB ülkeleri, gelişmekte olan ülkelerdeki emisyon indirim projelerinin finansmanı yoluyla kendi ülkelerinin sera gazı salımı indirim hedeflerini kısmen karşılama hakkına sahipler. Keza bu durum AB üyelerinin emisyon indirimini daha ucuza gerçekleştirebilmelerine de olanak tanımakta; ancak planın uygulanması göreceli olarak yavaş ilerlemekte.
Gündem Başlıkları:
“Teknoloji aktarma fonu” fikri ile birlikte sanayileşmiş ülkelerin temiz enerji teknolojisi planlarının finansmanını karşılamaları ya da patent satın almasını üstlenmelerini sağlanırken gelişmekte olan ülkeler de bu gibi durumlarda yükümlülük altında kalmaktan kurtarılıyor. Ancak, Çin söz konusu fikri 3–14 Aralıkta devam etmekte olan Bali’deki BM İklim Değişikliği konferansında bir araya gelen 187 ülkenin delegeler önünde tartışmaya devam ediyor.
Asya’nın yükselmekte olan devi halen dünyanın en fazla sera gazı salımı yapmakta olan ülkesi durumunda bulunuyor. Çin, gelişmekte olan ülkelerin daha fazla CO2 salınımı indirimine gitmesi yönündeki çağırıları geri püskürtürken zengin ülkelerin temiz teknolojilerin kullanımlarının yaygınlaştırılması için daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini ileri sürüyor.
Çin delegesine göre bu konuda şimdiye kadar gösterilen gayretler “zayıf”.
2006 yılında Temiz Gelişim Mekanizması, gelişmekte olan ülkelerde sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda $5 milyar fon aktarmayı başardı. Ancak BM iklim değişikliğini hafifletme çabalarının 2030’ya kadar yıllık $200 milyar yatırım gerektirdiği tahmininde bulunuyor; bu miktarın yaklaşık yarısı gelişmekte olan ülkeler için ayrılmış.
3 Aralıkta konuyla ilgili bir rapor yayımlayan Sürdürülebilir Gelişme Dünya İş Konseyi (WBSCD) yukarıda sözü edilen mekanizmanın temiz enerji teknolojisinin kimi ülkelere taşınmasında başarı sağlanmış olmakla birlikte, yüzlerce proje onay süreçlerinin uzunluğu, ticari kazançlardaki belirsizlik ve fikri mülkiyet hakları hırsızlığı gibi nedenlerle “kapıda beklemekte” olduğunu açıkladı.
Bunun sonucu olarak da projeler Çin, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerin seçildiği bir gruba yoğunlaştırıldı. Söz konusu ülkelerde mevcut piyasa potansiyeli yüksek; oysa Afrika kıtası ülkeleri, özellikle Güney Afrika’daki ülkeler, tüm CDM projelerinin ancak yüzde üçünü alabiliyor
Görüşler:
“Artan finansman her zaman ana sorun olmayabilir ancak uyarıcı büyük ölçekli yatırım ve finansmanın ticari açıdan uygun düşük ya da sıfır karbon yoğunluklu enerji teknolojilerine yönlendirilmesi kilit noktayı oluşturuyor, diyen WBSCD Başkanı President Björn Stigson, gelecekte karbon fiyatları ile ilişkili temiz ve yüksek beklentilerin, sera gazı emisyonu indirim hedeflerine ve yoksul ülkelerin istikrar ve şeffaf düzenleme rejimlerinde giderek yükselen risk profillerine bakılırsa, temiz teknolojilere daha fazla yatırım sağlanmasının öneminin açık olduğunu belirtti.
“Gelişmekte olan ülkelerin gelişim safhalarının tümünde düşük karbonlu teknolojilere yatırımları kolaylaştırma yolları bulunmadıkça ve politikalar değiştirilmedikçe, bu ülkeler bugünün sanayileşmiş ülkelerinin karbona dayalı gelişim patikalarını aynen izlemeleri beklenmektedir. Bu durum onyıllarca sürecek emisyona endeksli bugünün karbon ve enerjiye yönelik yatırım kararlarının sonucu olarak kaybolan bir fırsat demektir.”
Gerçekten de teknolojiye bağımlı gelişmekte olan ülkelerde enerji talebinin şimdi ile 2050 yılı aralığında 2,3–5,5 katsayısıyla artması bekleniyor. Örneğin nüfusunun yarısının elektrik kullanamadığı ve yüzde 85’inin günlük kazancının $2 altında olduğu Hindistan emisyon salımında dünyada beşinci sırada yer almakta.
3 Aralıkta American düşünce kuruluşu Küresel Gelişim Merkezi’nin (CGD) yayımladığı benzer bir rapor gelişmekte olan ülkelerin toplam emisyonlarının 2060 yılına kadar CO2 düzeylerinin milyonda 450 eşiğinden daha fazla olacağını İlkim Değişikliği Hükümetler arası Panelin bu durumun iklim üzerinde geri dönüşü olmayan büyük etkileri olacağını bildirdi.
CGD Başkanı Nancy Birdsall “Güneyin kendi küresel ısınma krizini oluşturmakta olduğunu” fark ettiğini söylediği konuşmasına şöyle devam etti: “Görev daha önce inandığımızın çok ötesinde büyük ve ürkütücü. Küresel bir felaketten kaçınmak için zengin ülkelerin emisyonlarını hemen azaltmaları ve gelişmekte olan ülkelerin düşük karbon yoğunluklu bir geleceğe ilerleyebilmeleri için onlara yardım etmek için daha fazla çaba sarfetmeleri aynı zamanda da kendi halklarını daha iyi bir yaşam özlemlerini yerine getirmeleri gerekiyor.”
Bali’deki konferans öncesinde AB Çevre Komiseri Stavros Dimas, Bali’de belirlenen yol haritasının ana unsurunun “gelişmekte olan ülkelere yeni teşvikleri, esnek katkıları ve düşük karbon teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması” olduğunu ve kendisinin bunu destekleyeceğini söyledi.
Ancak Washington merkezli Küresel İklim Değişikliği Pew Merkezi’nden Eileen Claussen temiz projelerin yoksul ülkelerde finanse edilebilmesi için gelişmiş ülkelerden teknoloji ve fon aktarımı konusunda kuşku duyduğunu ifade etti. “Bunu gerçekten gerektiği konusunda emin değilim. Sanırım bu uygulama ile anlaşılabilecek bir konu. Çin’in diğer birçok ülke gibi rekabetçi olduğu bir ortamda bu olasılık çok düşük ve ben gerçekleşebileceğini göremiyorum.”
Üçüncü Dünya Ağı (TWN) yöneticisi Martin Khor çevre dostu teknolojilerle ilgili mülkiyet hakları konusunda kilit soru olduğunu bu teknolojilerin maliyeti yükseltirken gelişmekte olan ülkeleri de düşük karbonlu teknolojilere uyumlu hale getirilmesinin önünde bir engel olarak durduğunu söyledi. “Mülkiyet hakları tekelleşmeyi doğuruyor, gelişmiş ülkelerde özel sektör ya da kamu sektörüne teknoloji aktarımını ya da geliştirilmesini engelliyor ya da açıkçası erişimleri yüksek fiyat nedeniyle engelliyor.”
Khor, “Hindistan’daki şirketlerin kloroflorokarbonların yerine geçebilecek ve ozon tabakasına zarar vermeyecek bir kimyasal maddeye erişimlerinin patent hakkı nedeniyle nasıl engellendiğini hatırlatmamız gerekiyor,” uyarısında bulundu.
Bali’deki Çin heyetinde bulunan iklim uzmanı Zou Ji, bu meselenin, “İklimin korunması ve telif hakları arasında bir değiş tokuş meselesi” olduğunu söyledi.
Ancak Amerikalı yetkililer “uluslar arası temiz enerji fonu” fikrine destek verirken Amerikan şirketlerinin yeni teknolojileri geliştirmelerini engelleyebilecek, her türlü teşviği baltalayacak fonları reddettiklerini açıkladılar. Amerikan heyet başkanı Harlan Watson, “Fikri mülkiyeti bedelinin altında satın alan teknoloji aktarım fonuna destek vermeyiz” dedi.
Bali’de üzerinde anlaşmaya varılan yeni girişimler her ne olursa olsun Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) hükümetlere en azından CDM’nin güvenilirliğini arttırmak için birtakım gelişmeler üzerinde mutabık olma çağırısında bulundu. WWF Avrupa İklim ve Enerji Politikası Birimi Yöneticisi Stephan Singer, “CDM yeni ve çok önemli bir araç; amacına ulaşması için çok iyi ayarlanması gerekiyor” dedi.
CDM çerçevesinde satılan emisyon indirim kredilerinin yüzde 20’sinin çevre bazında güvenilirlikten yoksun olduğunu ortaya koyan bir raporu yayımladıktan sonra WWF özellikle şeffaflığın ve kontrollerin arttırılması çağırısında bulunuyor.
Dünyanın en büyük karbon piyasası olan AB’nin gerçek iklim ve sürdürülebilir gelişimden sağlanacak yararlar konusundaki merkezi rolünün altını çizen WWF, AB ülkelerine CDM kredilerinin ilave olması ve ülke bazında etkinlikler yerine kullanılmaması gerektiğini hatırlattı.
WWF CDM enerji proje kredilerinin AB Emisyon Ticaret Planı çerçevesinde kullanımının uluslar arası kalite standardı olarak tanımlanan “Altın Standart” sertifikası sahipleriyle sınırlandırılması gerektiğini belirtti.
Son gelişmeler ve atılacak adımlar:
- 8–9 Aralık 2007: Ticaretin iklim değişikliğine katkıları konusunu ele almak üzere ticaret bakanları toplanıyor.
- 10–11 Aralık 2007: AB maliye bakanları düşük karbon teknolojilerine fon sağlanması gündemiyle bir araya geliyor
