GENEL SPONSOR

Maastricht Üniversitesi Avrupa Hukuku Öğretim Görevlisi Dr. Andrea Ott

- AB ve Türkiye arasındaki son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her genişleme sürecinde iniş çıkışlar olur. AB-Türkiye ilişkileri uzun bir yol katetti ve her iki tarafın seneler içinde çıkarları ve hedefleri değişiklik kaydediyor. Bununla birlikte yine her iki taraf karşılıklı ekonomik, politik ve stratejik çıkarlar için güçlü ilişkilerin olması gerektiğinin farkındalar. Bazı AB ülkelerinde Türkiye'ye karşı olumsuz tavırlar devam ediyor, fakat siyasi tartışmaların ötesine geçmek ve daha ileri gitmek için doğru adımları atmak gerekli. AB'nin hiç bir üyesi müzakere sürecinde kapılarını tamamen kapatamaz.

- Türkiye'nin üyeliğini zora sokan temel unsurlar neler?

Türkiye'nin reformlar konusundaki kararlılığı, AB müktesebatını uygulama konusunda istekliliğini kaybetmemesi gerekli. Türk kamuoyu ve siyasi ortamı da katılım hazırlıkları yolundan çıkmamalı. 2004-2007 genişleme sürecine dahil olan ülkelerde yaşanan ekonomik, siyasi ve yasal sistemdeki değişiklikler kamuoyu görüşünde de ciddi değişimlere yol açmıştı.

- Üyeliğin gerçekleşmemesine yol açabilecek konular neler olabilir.

Yasal açıdan baktığınızda, katılım anlaşması sadece tüm ülkelerin onayı ile kabul ediliyor. Dolayısıyla Komisyon ve tüm üye ülkelerin katılım kriterinin yerine getirildiğine ve Türkiye'nin AB'ye hala katılmak istediğine ikna olması gerekiyor. Herhangi bir yerde gerçekleşecek bir referandum, katılım sürecini olumsuz etkileyebilir. Fakat her ne kadar  siyasi söylemde referandum gündeme gelse de, bu referandumun mutlaka uygulanacağı anlamına gelmiyor. Öte yandan, AB adayı ülkelerde, üyeliğin gerçekleşmesinden önce bir kamuoyu yoklaması yapılıyor. Örneğin Norveç halkı AB üyeliğini iki kez reddetti. Son dönemlerde yoğun bir şekilde tartışılan konulardan birisi, birliğin "sindirme kapasitesi". Her ne kadar bu madde, Birliğin yeni üye ülkeleri kabul etme kapasitesi olarak Kopenhag Kriterleri arasında yer alsa da, Birlik içinde yaşanan anayasa krizi, Fransa ve Hollanda'daki referandumların olumsuz sonuçlarının ardından bu konu yeniden gündeme geldi ve AB üyeleri bu konuda ev ödevlerini yapmaları gerektiğini hatırladılar.

- Üyelik sürecinin devam etmesi için Türkiye'nin yapması gerekenler neler?

Öncelikle reform sürecinin devam etmesi ve katılım müzakereleri şartlarına uyulması gerekiyor. Sonuçta bu hareket eden bir hedef gibi. Dolayısıyla her yeni katılım süreci, bir öncekine oranla daha zor olabiliyor. Örneğin bugün AB üye sayısının daha fazla olması ve daha dinamik bir siyasi ortamın bulunması yeni üyelerin katılım sürecini zorlaştıran ülkelerin başında geliyor.

- Avrupa'nın önündeki temel zorluklar neler? Türkiye'nin Avrupa'ya katkıları neler olabilir?

Avrupa'nın en önemli sorunlarından biri, yaşlanan nüfusu. Türkiye bu soruna genç nüfusu ile çözüm sağlayabilir. Türkiye'nin sunacağı bir diğer önemli katkı da, enerji alanında olabilir. Türkiye, Avrupa için önemli bir enerji ortağı olabilir.

© EurActiv 2003-2008.