Almanya’da Türk ve göçmen karşıtlığı ile tanınan CDU’lu politikacı Roland Koch (Resim) politikaya veda etti. Hessen Başbakanlık Koltuğu’nu 1 Eylülden itibaren bıraktı. Koch, Almanya’da “Zombi kuşağı” denilen 60-70 yaş üstü, Türk-İslam ve göçmen karşıtı yaşlı CDU’lu seçmenleri temsil ediyordu. Kendisiyle 2008 seçimlerinde kapışmıştık. Sandıkta 12 puanla beraber ciddi prestij kaybetmişti. Almanya’daki Türkler onun biletini daha 2008’de kesmişti. Kerem Çalışkan’ın analizi
Kerem Çalışkan-Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni
Roland Koch. 52 yaşında. CDU’lu Alman politikacı. Hessen Eyalet Başbakanı. Tutucu. Muhafazakar. Göçmen,Türk ve yabancı karşıtı. Bazı görüşleri ile “ırkçı” bile sayılabilir.
Hırslı, cool ve ısırıcı konuşan bir politikacıydı.
1 Eylül’den itibaren politikadan ayrıldı.
30 Ağustos pazartesi günü Hessen’de kendisine veda töreni yapıldı.
Yerine Hessen’in yeni Başbakanı olarak Volker Bouffie geldi.
CDU’lu Roland Koch ile bir dönem yollarımız kesişti.
Onun 1999’dan beri Başbakanlığı’nı yürüttüğü Hessen Eyaleti’nin kalbi sayılan Frankfurt’ta 2006-2009 yılları arasında Hürriyet Avrupa Genel Yayın Yönetmeni olarak bulundum.
Koch, uzun boylu, sarışın, tel gözlüklü, herhangi bir Hollywood filminde tipik Nazi subayı rolünü üstlenecek kadar yakışıklı ve sportmen görünüşlü bir politikacıydı.
Birkaç davette karşılaştık. Tanışıp selamlaştık. Konuştuk. Türkiye’yi iyi tanıyor ve önem veriyordu.
Bir keresinde medya patronumuza yaptığı özel bir davette, Türkiye üzerine ne kadar ayrıntılı bilgi sahibi olduğuna da tanık olduk.
Koch 1999 seçimlerini Türklerin o sırada çok istediği “çifte vatandaşlığa” karşı çıkarak kazanmıştı. Tutucu ve muhafazakar CDU oylarını toplamış, silip süpürmüştü. SPD’li rakibini koltuktan atmıştı. Türklerin çifte vatandaşlık hakkı da rafa kalkmıştı.
Koch 2000’de partide patlak veren kara para olaylarını da atlatmış ve 2003 seçimlerini de ezici bir çoğunlukla kazanmıştı. Kendisi CDU içinde çok güçlüydü. Başkan yardımcısı sıfatını da taşıyordu. Merkel’e alternatif diye gösteriliyordu.
Partide 80’li yıllardan gelen ve genç CDU’lu ekibin oluşturduğu “And çetesi”ne mensuptu. İsim, And dağlarında yapılan bir toplantıdan geliyordu. CDU’lu ”Jön Türkler” gibi bir ekipleri vardı.
İlginç olay 27.01.2008 seçimlerinde yaşandı.
Seçimden önce Münih metrosunda üç genç sigara ve gürültü tartışmasından yaşlı bir adamı öldüresiye dövmüşlerdi. Olaya karışanlardan biri Yunanlı, biri de Türktü.
Yabancı düşmanı kampanya
Koch bu olayı fırsat bildi ve seçim öncesi puan toplamak için “Suç işleyen göçmenlerin ve yabancıların ülkesine geri gönderilmesi” propagandası yapmaya başladı.
Kampanya giderek yabancı düşmanlığına dönüştü.
Bild gazetesi Koch’u “İşte açık konuşan tek politikacı” diye tam gaz desteklemeye başladı.
Biz de Hürriyet olarak yabancı düşmanlığı ve Türklere yönelik kampanyaya karşı tavır aldık.
Avrupa’daki Türklerin 50 yıllık sesi ve bayrağı olan Hürriyet’in orada Türkiye’dekinden çok daha farklı ve etkili bir kamuoyu gücü vardır.
Bu süreç içinde Bild’i ve genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’ı da yabancı düşmanlığı çizgisine düşülmemesi konusunda uyardık.
Diekmann o sarada Doğan Grubu Yönetim Kurulu’nda da yer alıyordu.
Diekmann’ın da bizim Koch karşıtı çizgimizi yönetime şikayet ettiğini biliyorduk.
Sonunda seçim yapıldı.
Koch 12 puan kaybetti.
Yüzde 48’den 36’ya düştü.
CDU ve SPD sandıkta burun buruna geldiler. (CDU 36.8-SPD 36.7)
CDU az farkla öndeydi.
SPD’nin adayı Bayan Andrea Ypsilanti Yeşil ve Sol partinin desteği ile 1-2 oy farkla başbakan olabilirdi.
Ancak seçimden önce “Sol partiyle asla ittifak yapmam” dediği için zora girdi.
Her şeye rağmen iktidarı ele almaya talip olunca SPD içinden ihanete uğradı.
Önce başka bir bayan SPD milletvekili, sonra Koch’un etkisindeki bazı SPD’li milletvekilleri ona oy vermeyeceklerini açıkladılar.
Ypsilanti SPD başkanlığından istifa etti.
Koch, yeni hükümet kurulamadığı için yasalar gereği 1 yıl daha eyalet başbakanlığı koltuğunda kaldı.
2009’da yapılan seçimlerde Koch yine oy kaybetmesine rağmen, SPD hezimete uğrayınca, FDP ile tek başına iktidar olup yeniden Hessen Başbakanlığına seçildi.
Türklerin evleri peşpeşe yakıldı
CDU ve Koch’un 2008 seçim şokundan sonra Hessen ve Almanya çapında bir yabancı düşmanlığı dalgası yaşandı. Türklerin ve yabancıların evleri peşpeşe yakıldı. Yangınların sayısı 30'lara ulaştı.
Bu yangınlar arasında Koch’un yönetimindeki HR eyalet radyosu sokaklara “Daha çok ateş” diye dev çakmakların görüldüğü ilanlar verdi.
Irkçılık, şiddet ve nefret çok yönlü körüklendi.
Hürriyet olarak bu kampanyalara ve yangınlara karşı tepkimizi gösterdik.
Aynı dönemde Ludwigshafen’de Türk bir ailenin toplu yaşadığı evde çıkan ünlü yangında 9 kişi öldü.
Türkleri resmen yaktılar. Ama o yangının faili de meçhul kaldı.
Koch bütün bu sürecin sonunda koltuğunu korudu, ama çok prestij kaybetti.
Bu arada Koch eyalette üniversite öğrencilerine yeni harçlar getirdi.
Gösteriler yapıldı. Mahkeme sonra bunu iptal etti.
Merkel de yüz çevirdi
Koch bu dönemde Hükümette, Merkel nezdinde prestij kaybetti.
2009 seçiminden sonra Merkel onu hükümete almadı. Avrupa’ya dönük çeşitli görevler de suya düştü.
52 yaşında, daha genç sayılabilecek bir yaşta Koch’un önü tıkanmıştı.
10 senedir yaptığı Hessen Başbakanlığı da artık onu “kesmiyordu”!
2010 yılı baharında birden politikayı bırakacağını açıkladı.
Bundan sonra ticarete atılacağını, büyük şirketlere danışmanlık yapacağını ve ailesine zaman ayıracağını söyledi.
31 Ağustos 2010'da gerçekten görevi bıraktı.
Ancak politikadan ayrılacağını açıklamadan kısa süre önce Almanya’da iz bırakan son açıklamasını da yapmıştı.
Yani topluma son “bomba”sını atıp öyle gitmeyi kafasına koymuştu.
Son “bomba”sı şu oldu:
2010 başlarında Almanya ekonomik kriz içinde “Nereden kısıntı yapalım?” diye tartışıyordu.
Ve Zombi talep: Gençlerden keselim!
Koch’un önerisi şu oldu: ”Çocuklardan, gençlerden, eğitimden ve bedava bebek sütlerinden kısalım!”
Merkel bile bu öneriye isyan edip tepki gösterdi. “Eğitimden kısmak düşünülemez” diye net sözler söylemek zorunda kaldı.
Koch’a daha sonra Spiegel gibi ciddi bir dergi “Neden bu öneriyi yaptınız?” sorusunu yöneltti.
Koch her zamanki gibi “cool” ve gerçekçi yanıt verdi: “Emeklilerden ve yaşlılardan kısalım, desem herkes isyan ederdi. Çünkü bizim seçmenimiz onlar. Oysa gençler bizim seçmenimiz değil. Sözcüleri de yok…”
Bu sözlerde belki politikayı terkedecek olmanın getirdiği 'siniklik' de vardı...
Koch böylece Almanya’da son yıllarda “Zombi-kuşağı” denilen bir kuşağın son politik temsilcisi olduğunu ortaya koydu.
Zombi kuşağı ne?
Çoğu 60-70 yaş üstü çiftler veya yalnız yaşayan yaşlılar.
Bunların önemli bir bölümünün çocukları da yok.
Çünkü çifte gelirle iyi yaşamak için çocuk dahi doğurmamışlar.
İşte şimdi “Almanya’da göçmen çoğaldı. Almanya bozuldu. Türkler ve Müslümanlar evine dönsün” diye yakınan insanlar bunlar.
Bunlara "yaşayan ölüler" anlamında "Zombiler" deniyor.
Bu terim çeşitli yorum, makale ve kitaplara konu oldu.
Onlar muhafazakar CDU’nun sayıları yıldan yıla azalan son seçmenleri.
Alman Merkez Bankası YK üyesi “Entelektüel ırkçı” Thilo Sarrazin de çıkardığı son kitapla bu Zombi-kuşağının yabancı, İslam ve Türk düşmanı ırkçı görüşlerini savunuyor.
Koch da Sarrazin’in görüşlerinin doğru anlaşılmasını istedi!
Almanya'da milyonlarca Türk ve göçmen gencinin hakettiği eğitimi alamamasında ve cahil kalmasında Koch'ların, Sarrazin'lerin ırkçı ve ayrımcı zihniyetinin büyük payı var.
Eğer Almanya'daki göçmenlerin ve Türklerin sosyal durumu bugün ortalamanın çok altında ise, bunun sorumluluğu Koch tipi politikacıların ve onları destekleyen Zombi-kuşağının omuzlarındadır.
Almanya'nın gelecek umudu göçmenlerde
Almanya hızla yaşlanan bir ülke. Demografi-bombası denilen tuzağa düşmüş durumda. Genç insan açığı var. 2020'lerde 2 çalışana 3 emekli düşecek!
Hızla genç ve nitelikli insan yetiştirmesi lazım.
Ama bu gerici ve ırkçı zihniyet Almanya'nın bu açığı kapatmak için en büyük zenginliğinin Almanya'da doğan göçmen kuşaklarda olduğunu göremiyor. Almanya'nın geleceğinin onları eğitmekten geçtiğini hala farketmiyor.
Coelho'nun "Simyacı" romanındaki gibi hazinenin üstünde oturuyor, ama farkında değil. Oysa o hazine Almanya'da doğan göçmen bebekler!
Zombi-kuşağı hızla yaşlanan Almanya'da gelecek umudunun göçmenlerde ve en çok Türklerde olduğunu da anlamıyor.
Göçmenler rüyasına girince kabus görüyor.
Koch işte bu Zombi kuşağına dayanarak yükseldi. Onların politikacısı oldu. Yabancı düşmanlığı ile, çifte vatandaşlık gibi liberal önlemleri dinamitleyerek gelişimlerin ve ilerlemenin önünü tıkadı.
Sonunda toplumda Zombi kuşağın sesi ve etkisinin giderek azaldığı, hatta alaya alınmaya başladığı bir ortamda, belki de en doğrusunu yaparak politikayı terk etti.
Hürriyet, 2008 seçimlerinde Türk STK önderlerinin Koch’a topluca kırmızı kart gösterdiği bir fotoğraf basmıştı.
Biz daha o zaman kendisine “Güle güle” demiştik…
Dileriz Goethe'nin, Schiller'in Almanya'sı bundan sonra sahneye böyle ırkçı politikacılar çıkarmaz...
