GENEL SPONSOR

Çok dilli ekonominin teşvik edilmesi, vatandaşlara AB ile ilgili bilgilere kendi dillerinde ulaşma imkanı sağlıyor. Lisan öğrenimi aracılığıyla dil çeşitliliği cesaretlendiriliyor. Bu iki prensip de Avrupa Komisyon’un çokdililik politikasının temelini oluşturuyor.

Dönüm noktaları:

Çok-Dillilik terimi hem bir insanın birden fazla dil konuşabildiğine hem de birbirinden farklı diller kullanan toplulukların tek bir bölgede yaşabildiğine atıfta bulunuyor.  Komisyon, üye ülkeler arkasındaki itici güç olduğunu vurgularken, aynı zamanda AB’nin temel değeri olarak dil çeşitliliğine saygı gösterdiğini belirtiyor.

2007 yılı başında Komisyon’un ilk defa Leonard Orban’ı Çok-Dillilikten sorumlu Komisyon üyesi olarak ataması, Çok-Dilliliğe verilen önemi daha da ön plana çıkardı.

Mart 2002 tarihinde AB hükümet ve devlet başkanları Barselona’da biraraya geldi. Toplantıda, AB çapında çocuklara erken yaşlarda en az iki yabancı dilin öğretilmesi çağrısı yapıldı. 2003’te ise Komisyon, ulusal, bölgesel ve yerel otoriteleri harekete geçirmek amacıyla “dil öğrenimini ve dil çeşitliliğini teşvik” edecek 45 yeni proje başlattı. 

Komisyon’un destek verdiği programlara bir örnek ise 1990 yılında başlayan LINGUA programı oldu. Ayrıca Socrates ve Leonardo da Vinci programı aracılığıyla 30 milyon eurodan fazla yılık yatırım yapılmaya başlandı.  

AB, çeşitli dil öğrenme olanakları da sunuyor. Örneğin dil öğretmenlerine yabancı ülkelerde eğitim imkanı tanıyor, yabancı dil asistanlarını okullara yerleştiriyor ve öğrenciler arası değişimi de destekliyor.

2007 yılında başlatılan en son programlar arasında “Kültür 2007”, “Youth in Action” ve Hayat Boyu Öğrenim”  gibi programlar bulunuyor.

Bunun da  ötesinde Avrupa Kültürlerarası Diyalog 2008 (EYID 2008) kapsamında biraraya gelen bir grup aydın, kültürlerarası değişim ve anlayış konsunda çok-dilliliğin önemini tartışmaya başladı. Lübnan asıllı Frankofon yazar Amin Maalouf’un başkanlık ettiği grup, bir rapor hazırladı ve raporda ulaşılan sonuçlar Çok-dililikten sorumlu Komisyon Üyesi Leonard Orban tarafından 31 Ocak 2008’te açıklandı. 

 

Komisyon yeni çok dillilik stratejisni hazırlarken Maalouf’un raporunda yer alan bulguları da göz önüne alacak. Yeni strateji Eylül 2008 tarihinde açıklanacak.

Gündem Başlıkları:

Komisyon, üye ülkeler arasında ticaretin gerçekleşebilmesi için Avrupali şirketlerin AB’de kullanılan dillere hakim olmasi, bunun yanında dünya çapında ticaret yapılan diğer ülkelerinde dillerinin bilinmesi gerektiğine inanıyor. Bu inanış bir ölçüde  orta ölçekli, yüksek büyüme oranına sahip ve AB çapında istihdam yaratan, inovasyonun, sosyal ve yerel entegrasyonun önderi şirketler için geçerlidir.

Komisyon şu anki durumun geliştirilmesi için çağrıda bulunarak; üye ülkelerin bireysel çok dilliliğin teşviki için ek önlem almalarını istedi. Komisyon ayrıca bütün vatandaşların dilsel kimliğine saygı duyulmasını da istiyor.

Komisyon’un çok dillilik politikasının 3 ana birleşini var:

  1. Dil öğreniminin teşvik edilmesi ve toplum içinde dil çeşitliliğinin teşvik edilmesi
  2. Sağlıklı çalışan çok dilli ekoniminin teşvik edilmesi ve
  3. Vantandaşlara AB yasalarına ve süreçlerine kendi dillerinde ulaşma imkanı sağlanması

1. Dil öğreniminin teşvik edilmesi ve toplum içinde dil çeşitliliğinin teşvik edilmesi

Komisyon, lisanı bir kişinin kimliğinin ve kültürünün parçası olarak kabul ediyor. Komisyon ayrıca hoşgörüsüzlüğe, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı durabilmek için yabancı dil öğreniminin diğer insanları anlamak ve düşünme şekillerini kavramak açısından önemli olduğunu savunuyor.

İlköğretimde okuyan çocukların yabancı dil öğrenim yüzdesi artıyor fakat Barselona 2002 zirversinde belirlenen erken yaşlarda en az iki dil öğretilme hedefine hala ulaşılamadı.

“Ana dil + iki yabancı dil” hedefine doğru gidiş yavaş. Eurobarometer araştırmasına katılan AB vatandaşlarının yarısı kendi dillerinin haricinde en az bir dilde sohbet edebiliyor.  Ankete katılanlar içinde Lüksemburg (%98), Litvanya ve Malta (%93) üst sıralarda yer alıyor. İngiltere (%70), İspanya, İtalya ve Portekiz (her biri %64) sadece kendi dillerini kullanma eğilimi gösteriyor.

Gençlerin yabancı dil yeteneklerini ölçmek anlamında  Dil Yeterliliği Avrupa Göstergesi şu anda iyi çalışıyor ve politika üreticilerine veri sağlıyor.  Bunun da ötesinde Komisyon, İçerik ve Dil anlamında bütünleşik öğrenim (CLIL) konusunda gelişme sağlanmasını istiyor. Bu sayede çocuklar matematik ve fen gibi dersleri herhangi bir yabancı dilde öğrenebilecek.  

Komisyon ayrıca yüksek öğrenim kurumlarının çok-dilliliği öğrenciler arasında teşvik etme konusunda daha çok rol almasını istiyor. Komisyon, ana dili İngilizce olmayan ülkelerdeki ulusal veya bölgesel dillerde eğitim yapılması yerine İngilizce’nin tercih edilmesinin yerel dillerin devamı açısından “beklemeyen etkiler” yaratabileceği konusunda da uyarıda bulunuyor.

Avrupa Dil Öğrenimi Ajansı’nın yaratılması doğrultusunda yapılan çalışmalar gösteriyorki Komisyon, Dil Çeşitliliği Merkezleri Avrupa ağı yaratılmasının daha verimli olduğuna inanıyor. Ayrıca Komisyon, bu merkezlerin “Hayat Boyu Öğrenim” programı kapsamında yıllık bazda finanse edilmesinin yollarını arıyor.

Komisyon tarafından oluşturulan entellektüellerden oluşan bağımsız bir grup  31 Ocak 2008’de “Tatminkar mücadele: Dil çeşitliliği Avupayı nasıl güçlendirir?” başlıklı bir rapor yayınladı. Grup, AB vatandaşlarını en az iki dil öğrenmeleri konusunda cesaretlendirerek; “kişisel olarak edinilen dil” konseptini sunuyor. Rapor, her Avrupalının kişisel nedenlerle dil öğrenebileceğini öngörüyor. Bu nedenler ya yabancı biriyle evlilik, başka külltürlere duyulan merak y da  uluslararası iletişim ihtiyaçları olabilir. Grup,  bu şekilde Avrupalıların ana dillerinden başka dilleri de öğrenebileceğini ileri sürüyor. 

2. Çok dilli ekonomi

Küresel pazar ve satış stratejileri açısından kültürlerarası iletişim yeteneklerine ihtiyaç giderek artıyor. Avrupa firmalarının müşterilerinin dillerini konuşamakdıkları için müşteri kaybetmelerinden dolayı Komisyon Aralık 2006 tarihinde yabancı dil eksikliğinin AB ekonomisine verdiği zararı gözler önüne seren bir çalışma hazırladı.  

Çalışma, dil ve ihraç satışları arasındaki bağlantıyı açıkca ortaya koyuyor. Dil yeterliğinin ayrıca Avrupa iş dünyasının başarısı açısından büyük önem taşıdığı raporda bahsedilen bir diğer nokta. Komisyon, etkili dil politikasının iiş dünyasının gelişimi için önemli olduğunun farkında. AB çapında dil sertifikası standart hale getirilmesi doğrultusunda çağrıda bulunuyor.

3.  Vantandaşlara AB yasalarına ve süreçlerine kendi dillerinde ulaşma imkanı sağlanması

AB, bağlayıcı niteliği olan bir düzenlemeyi yürürlüğe soktu. Düzenlemeye göre AB vatandaşları dil engeline takılmadan kendi dillerinde AB yasalarına ve düzenlemelerine dilledikleri şekilde ulaşabilecek.

 

 

© EurActiv 2003-2008.