GENEL SPONSOR

Büyüme gücüne ve isteğine sahip, yenilikçi, uluslararası alanda rekabetçi KOBİ’ler, bugün küresel ekonominin en önemli büyüme motorları olarak değerlendiriliyor. Ekonomik kriz sırasında, büyük şirketler ölçek küçültme programları yürütürken, KOBİ’ler istihdam yaratabilen az sayıda firma arasında yer almaya devam ediyor. KOBİ’ler AB’de olduğu gibi Türk ekonomisinin de temel taşlarını oluşturuyor. AB rekabetçilik yolunun KOBİ’lerden geçtiğini biliyor. Bunun için girişimciliğin teşvik edilmesi ve uygun iş ortamlarının sağlanması çok önemli. KOBİ’ler, Türkiye’deki ekonomik büyümeye yakıt sağlamaktan, esneklik yaratmaya; Türkiye ile Avrupa Birliği arasında köprü kurma hedefinden, istihdamın desteklenmesine kadar birçok alanda çok önemli bir rol üstleniyor.

Türkiye ve AB’de KOBİ tanımı

Avrupa Birliği’nde, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) 250 kişinin altında insan çalıştıran, yıllık ciroları 50 milyon Euro’nun üzerinde olmayan (ve/veya yıllık toplam bilançoları 43 milyon Euro’nun üzerinde olmayan) firmalar olarak tanımlanıyor. Bu tanım doğrultusunda, AB genelindeki 23 milyon KOBİ tüm şirketlerin yüzde 99’unu temsil ediyor ve yaklaşık 75 milyon kişiye istihdam sağlıyor.

AB genelinde KOBİ’ler toplam istihdamın yüzde 67’sini oluşturuyor. Bunun yüzde 29’unu mikro işletmeler, yüzde 21’ni küçük işletmeler, yüzde 17’sini ise orta boy işletmeler gerçekleştiriyor. Yeni iş imkanı yaratmada KOBİ’lerin payı yüzde 80 civarında. Özellikle ekonomik kriz döneminde istihdam kaybının en az olduğu alan yine KOBİ’ler.

KOBİ’nin Türkiye’deki tanımı Avrupa Birliği’ne yakın. Güçlü bir girişimcilik kültürünün mevcut olduğu Türkiye’de firmaların yüzde 99’unu KOBİ’ler oluşturuyor. Sayıları 253 bine ulaşan KOBİ’ler toplam istihdamın yüzde 75’ini, toplam üretimin ise yüzde 65’ini oluşturuyor. Türkiye’deki ticaret ortamı Dünya Bankası’nın 2009 İş Yapabilme Rahatlığı Endeksi’nde 178 ülke içerisinde 59. sırada yer alıyor. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’deki iş ortamı İtalya, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan gibi ülkelerin önünde yer alıyor.

KOBİ’lerin karşılaştıkları zorluklar

KOBİ’ler, kendi ulusal bölgelerinde birçok yeni zorlukla karşılaşıyor. Uluslararası üretimin yayılması ve iç içe geçmiş çok taraflı ve bölgesel ticari anlaşmaların artan sayısı küresel ekonomik coğrafyayı değiştiriyor. Piyasa kuralları hızlı bir biçimde değişirken,  şirketler de rekabet güçlerini koruyabilmek için bu değişime uyum sağlamak zorunda kalıyorlar.

Öncelikle büyük şirketlere hizmet verme eğiliminde olan ticari bankalar, yüksek sabit maliyet, KOBİ’lere ve pazara ilişkin bilgi eksikliği, yetersiz teminatlar, kredi riskinin klasik mali analiz yöntemleriyle değerlendirilmesine ilişkin zorluklar nedeniyle KOBİ’lere finansman sağlama konusunda çekince yaşayabiliyorlar.

AB genelindeki KOBİ’lerin karşılaştıkları zorlukların başında altyapı eksikliği, mali kaynaklara ve yeniliklere kısıtlı erişim, vasıflı işgücü eksiği, pazar araştırmaya ilişkin maliyetler, pazarlık gücü, mevzuat engelleri (fikri mülkiyet haklarına, işgücüne, vergilendirmeye, vs. ilişkin ulusal mevzuat ve AB mevzuatı) geliyor. KOBİ’leri büyümenin ve bölgesel gelişmenin itici gücü olarak gören Avrupa Birliği, bu amaçla belirli programlar geliştirmiş durumda.

Türkiye’de KOBİ’lerin dağılımı büyük bir coğrafi dengesizlik gösteriyor. KOBİ’lerin yüzde 65 gibi büyük bir oranı Marmara bölgesi ve İzmir’de yer alırken, sadece yüzde 20’si Doğu bölgelerinde faaliyet gösteriyor.  Gıda işleme, tekstil ve perakendecilik gibi sektörlerde Türk KOBİ’lerinin verimliliği benzer gelir düzeyindeki ülkelerden daha düşük görünürken, Türk KOBİ’lerin bir diğer sorunu da ihracat ve yatırım konusunda yeterince etkin olamamaları.

Türkiye Cumhuriyeti 8. Kalkınma Planı kapsamında Türk KOBİ’lerinin büyümesinin yönelik bir strateji oluşturuldu. Girişimciliğin desteklenmesi; personel eğitimi; ekonomik ve hızlı iş kurma süreçlerinin geliştirilmesi; daha elverişli yasaların ve vergilendirme kanunlarının çıkarılması; KOBİ’lerin teknolojik ve yeniliğe yönelik kapasitelerinin artırılması; KOBİ’lerin yapancı pazarlarda daha fazla temsil edilmesi gibi konular bu stratejinin öncelikleri arasında yer alıyor.

Fakat iş ortamındaki birçok iyileştirmeye ve bu iyileştirmelerin ekonomik büyümeye olan katkısına rağmen, yeni iş kurmaya ilişkin resmi oranlar, özellikle şehir dışı alanlarda ve civarında çok düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de KOBİ’lerin kredi erişiminde yaşadıkları zorluklar. KOBİ’lerin kredi erişimi 2000’li yılların başlarından bu yana ciddi bir şekilde artmış olsa da, bu erişim daha çok ülkenin kalkınmış bölgeleri ile sınırlı kalıyor. Bazı bireysel bankaların şube ağını genişletmesine ve birtakım bağışçı destek programlarının uygulamaya koyulmasına rağmen, genel olarak krediler kısa veya orta vadeli oluyor. Türkiye'de faaliyet gösteren 253 bin KOBİ'nin ancak onda birinin bankaların kredi sistemime girdiği ifade ediliyor. Diğer yandan Türkiye'de çoğu KOBİ ihtiyaç duyduğu rekabete sahip değil. KOBİ'lerin gelişmesi için sanayi envanteri olmak üzere birçok hazırlığa da ihtiyaç duyuluyor.  Çünkü hala kaç tane firmanın hangi sektörde hangi kapasite ile çalıştığı bilinmiyor. Böyle bir durumla gerçekçi bir sanayi stratejisinin oluşturulması da zor.

Tüm olumsuzluklara rağmen, geçtiğimiz on yıl boyunca Türk KOBİ’leri önemli fırsatlar dönemi oldu. Türk finans sektörünün KOBİ kredi portföyünü büyütmüş olması; uluslararası firmaların Türkiye’nin sanayi alanlarına girmiş olmaları ve Türk şirketlerinin Avrupa pazarlarına girmeleri ile uluslararası standartların yayılmasını teşvik etmiş olmaları bu fırsatlardan bazıları. Türkiye’deki KOBİ’lerin, mikro finans hizmetlerinden küme oluşumuna kadar farklı yenilikçi stratejiler ve çözümlere yönelmesi de bu alanda yaşanan bir diğer önemli gelişme.

Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamasının ardından, KOBİ’ler için Strateji ve Eylem Planı’nı kabul etti. Türkiye’nin Avrupa Girişim Ağı’na (European Enterprise Network) dahil olması da, girişimciler ve şirketler açısında oldukça etkili ve somut çözümler üretilmesinde etkili oldu. Ağ sayesinde şirketler, bölgesel hizmetlerden daha kolay faydalanabiliyorlar.

Küçük İşletmeler Kanunu (Small Business Act)

Küresel rekabetin yoğunlaştığı ve teknolojik değişimin hız kazandığı bir dönemde, Avrupa Birliği, ABD ve Japonya ile aralarındaki yenilikçilik ve Ar-Ge açığını kapatmak, bilgi ekonomisine geçmek ve daha kaliteli istihdam yaratabilmek için Lizbon Stratejisi’ni uygulamaya koydu.  Bu kapsamda uygulamaya konulan ‘Modern KOBİ Politikası’,  KOBİ’lerin üzerindeki bürokratik ve finansal yüklerin kaldırılmasını amaçladı. AB, bunun ardından, KOBİ’lerin büyümesi için en uygun ortamı yaratmayı, AB tarafından oluşturulan tüm politikalarda KOBİ’lerin ihtiyaçlarını ön planda tutmayı ve AB devlet başkanları ile hükümetlerine KOBİ vizyonu kazandırmayı amaçlayan “AB için Küçük İşletmeler Yasası”nı yürürlüğe koydu. İşletmelerin ve girişimcilerin şirket kurmasını kolaylaştıran ve işletmeler üzerindeki mali ve bürokratik yükleri kaldırmayı hedefleyen Küçük İşletmeler Yasası, aynı zamanda KOBİ’lere oluşturacakları gruplarla uluslararası pazarlarda birlikte hareket edebilme imkanı da sağlıyor. Haziran 2008 tarihinde yürürlüğe konan ve 10 temel prensip üzerine oluşturulan Küçük İşletmeler Kanunu (Small Business Act-SMA) öncelikle üç hedefe yoğunlaşıyor. Bunlar;

  1. Girişimcilik
  2. Önce Küçük Düşün’ İlkesi: Komisyon, KOBİ’ler sorunların üstesinden gelebilsinler diye önce Modern KOBİ Politikası’nı (Modern SME Policy) uygulamaya koydu. "Think Small First" ilkesi ise bölgesel politikaların bir araya gelmesi ile oluşturulan bu stratejinin temelini oluşturuyor. Bu, Komisyon ve bölgesel yöneticilerin KOBİ’lerin ihtiyaçlarını birlikte düşünerek, oluşturulan politikaların en başında bunların hesaba katılması anlamına geliyor. Böylece KOBİ’lerin büyümek ve gelişmek için ihtiyaç duydukları ücret indirimleri, vergi kolaylıkları, yönetimsel süreçlerine yardımcı olacak uygulamalar yaparak onları cesaretlendirmek amaçlanıyor.
  3. KOBİ’lerin büyümesinin desteklenmesi: AB, KOBİ’lerin büyümesi açısından ABD’nin gerisinde yer alıyor. Bu kapsamda özellikle yenilikçilik politikalarının ve Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi gerekiyor.

Küçük İşletmeler Yasası’nı oluşturan on ilke ise şöyle:

1. Girişimcilerin ve aile işletmelerinin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için uygun koşulların yaratılması ve girişimciliğin ödüllendirilmesi

Yapılan anketler AB ülkelerinde kendi işini kurmak isteyenlerin oranının ABD’ye oranla düşük olduğunu ortaya koyuyor.  Bu oran AB’de yüzde 45 iken ABD’de yüzde 61 düzeyinde.  

Bununla birlikte önümüzdeki 10 yıl içerisinde 6 milyon küçük işletme sahibinin emekli olacağının belirlenmesi de, bu işletmelerin geleceği açısından olumsuz bir gelişme.

 

2. İflas eden dürüst girişimcilere zaman kaybedilmeden ikinci bir şans verilmesi

İşletmelerin kapanmasında yüzde 15 ile önemli bir paya sahip olan iflasların Avrupa’da her yıl 700 bin KOBİ’yi etkilemesi ve iflas işlemlerinin 4 ay ila 9 yıl arasında uzun bir sürede tamamlanması Komisyon’un bu hususta da önlem alma ihtiyacı duymasına neden oldu.

Komisyon bu kapsamda, devletler arasında en iyi örnek değişimlerini kolaylaştırarak ikinci şans politikasını destekliyor. İflas eden girişimcilerin lerin taze bir başlangıç yapmaları için toplumda olumlu bir izlenimin oluşmasına katkı sağlanıyor.  

 

3. “Önce Küçük Düşünün” ilkesi temelinde kurallar inşa edilmesi

Yoğun bürokrasinin KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı ve büyük maliyetlerin azaltılmasını amaçlayan bu prensip, maliyetler ile işletmeler üzerindeki yüklerin minimize edilmesi amacıyla uygulanan politikaların üye devletler arasında paylaşılmasını, yeni yasal ve idari girişimlerin uygulamaya konulmadan önce bunların KOBİ’ler üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi ve alınan sonuçlara göre tekliflerin hazırlanmasını, işletmeler üzerinde kayda değer etkiye sahip olabilecek bir yasal veya idari düzenleme teklifinden en az sekiz hafta önce KOBİ’lerin de yer aldığı paydaşlara danışılmasını ve mümkün olması halinde özellikle bilgilendirme ve raporlama gereksinimlerinde küçük ve makro ölçekli işletmelere özel istisnalar, geçiş dönemleri ve  muafiyetler sağlanmasını içeriyor. 2012 yılına kadar işletmeler üzerindeki idari yüklerin yüzde 25 oranına düşürülmesi hedefine yönelik tasarıların Komisyon tarafından hazırlanması ve mevzuatın basitleştirilmesi çalışmasının 2009 yılı itibarıyla tamamlanması öngörülüyor.

 

4. Kamu yöneticilerinin KOBİ ihtiyaçlarına duyarlı hale getirilmesi

Kamu yöneticilerinin KOBİ ihtiyaçlarına duyarlı hale getirilmesi hedefine yönelik olarak, şirket kurma süresinin bir hafta altına indirilmesi; işletme lisansları ve izinlerine dair işlemlerin azaltılması; KOBİ’lerin ticari faaliyete başlama sürecinin hızlandırılması; güncelleme amacıyla gerekmedikçe KOBİ’lerden bilgi talebinde bulunulmaması; işletmelerin bilgi alabilecekleri ve her türlü işlem ve formaliteyi elektronik ortamda yapabilecekleri bir tek başvuru noktasının kurulumunu içeren Hizmetler Direktifi’nin zamanında uygulanması hedefleniyor.

 

5. Kamu politika araçları ile KOBİ ihtiyaçları arasında uyum sağlanması: KOBİ’lerin

kamu alımlarına iştirakinin kolaylaştırılması ve devlet yardımlarının KOBİ’ler tarafından daha iyi kullanılmasının sağlanması

 

Türkiye’de olduğu gibi AB Ülkelerinde de KOBİ’lerin kamu alımlarına iştirakleri gerek bilgi eksikliği, gerekse kamu alımlarında uygulanan prosedürlerin karışıklığı nedeniyle büyük işletmelere göre çok daha zor oluyor. Bununla birlikte birçok kamu alımı ihalesinde güvenilir olmaları gerekçesiyle büyük şirketler daha fazla tercih ediliyor.

Devlet yardımlarında da benzer şekilde bilgi eksikliği ve karmaşık işlemler nedeniyle, KOBİ’lerin erişimi sınırlı kalıyor. Bu sorunların çözümü için Komisyon tarafından ihale makamlarına yönelik bir gönüllü ‘en iyi uygulama kodu’ sunulması; ihale şartlarının şeffaflaştırılmasını sağlayacak bilgilerin verilmesi ve bu konudaki  farkındalığı artırmayı amaçlayan KOBİ’lere yönelik Devlet Yardımları Envanteri yayınlanması hedefleniyor. 

 

6. KOBİ’lerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması ve ticari işlemlerde ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacak hukuki çerçevenin ve iş ortamının sağlanması

 

Özellikle yeni başlayan ve ilk kurulum aşamasında bulunan KOBİ’ler finansman imkanlarına erişimde ciddi güçlükler yaşıyorlar. Bu bağlamda Komisyon, bir yandan risk sermayesi piyasalarını güçlendirecek yabancı yatırımları teşvik ederken, üye ülkelere yatırım programları geliştirmeleri yönünde destek sağlıyor.

 

7. KOBİ’lerin Tek Pazar’ın sağladığı imkanlardan daha fazla yararlanmalarının sağlanması

 

“AB için Küçük İşletmeler Yasası”nda KOBİ’lerin Tek Pazar’ın sağladığı imkanlardan daha fazla yararlanmasını sağlayacak çok sayıda girişime yer veriliyor.  

KOBİ’lerin yeni pazarlardaki faaliyetlerinin artması; elektronik imza ve kayıt doğrulama sistemlerinin teşvik edilmesi;  KOBİ’lerin küresel tedarik zincirlerinde yer almaları; KOBİ’lerin Avrupa standartlarına uyumunu ve standartlar alanındaki haklarını korumalarını teşvik edecek finansal desteklerin artırılması; KOBİ birliklerinin temsilcileri ile koordinasyon halinde bir ya da daha fazla sayıda “KOBİ Yardım Masaları” oluşturmaları bunlardan bazıları.

 

8. KOBİ’lerin sahip olduğu becerilerin geliştirilmesinin ve her türlü yenilik faaliyetinin teşvik edilmesi

 

KOBİ’lerin özellikle yeni teknolojiler konusunda eğitimli çalışanlara olan ihtiyacı her geçen gün artıyor. “AB için Küçük İşletmeler Yasası”nda bu ihtiyaca yönelik eylem planları da yer almaktadır.

Komisyon tarafından bu kapsamda üstlenilen çalışmalar arasında 2010 yılı Leonardo

Da Vinci Programı kapsamında stajyerlerin değişimi sisteminin yaygınlaştırılması; firmaların kendi e-beceri ihtiyaçlarını tespit ederek çalışanlarının kariyer ve niteliklerini geliştirmeleri; KOBİ’lerin e-ihtiyaçlarını kendi kendilerine karşılayabilmelerini sağlayacak online bir e-İşletme Rehberinin yayımlanması; KOBİ’lerin araştırma ve yenilik yapma kapasitelerinin desteklenmesi bu planın önde gelen maddeleri arasında yer alıyor.

 

9. KOBİ’lerin çevresel sorunları fırsata dönüştürmesine imkan sağlanması

 

Küresel ısınma, iklim değişikliği, enerji kaynaklarında yaşanan kıtlıklar gibi günümüze ait endişeler her ne kadar KOBİ’lerin faaliyetlerini sürdürmelerini zorlaştırsa da, bu değişiklikler KOBİ’ler için yeni iş fırsatlarını da beraberinde getiriyor.

KOBİ’lere özgü eko-verimli faaliyetler, potansiyel pazarlar ve finansman imkanları hakkında tavsiyelerde bulunan bir çevre ağı, enerji verimliliği uzmanlarının finanse edilmesi ve eko-yenilikçi ürünlerle pazara girişi hedefleyen KOBİ’lere yönelik yeni destek mekanizmaları öncelikler arasında.

 

10. KOBİ’lerin dış pazarlarda büyümelerinin desteklenmesi

 

Kaynaklara sınırlı ulaşımları ve risklere karşı aşırı duyarlılıkları nedeniyle, KOBİ’ler büyük işletmelere oranla ticari engellerden çok daha olumsuz etkileniyorlar. Bu kapsamda,  

Avrupa Girişimcilik Ağı aracılığıyla ve “Önce Küçük Düşünün” ilkesinin teşviki ile KOBİ’lerin aday ve komşu ülke pazarlarına girişinin kolaylaştırılması faaliyetlerine devam ediyor.

 

Rekabetçiliği artırmak

KOBİ’lerin rekabet gücünü geliştirmek için öncelikle araştırma ve inovasyon alanında çok sağlam bir eylem planı şart. Bu eylem planı kapsamında, iş çevresinde yapısal değişiklikleri gerçekleştirecek, kaynakların yeniden tahsisini kolaylaştıracak, ekonomik yenilikleri, eğitim ve öğretim politikalarını, araştırma ve inovasyon alanlarını koordine edecek düzenlemeler öncelik taşıyor.

Gelişmiş ekonomik yeterlilik için, ticarette açıklık, güçlendirilmiş tek pazar ve rekabet, belirleyici unsurlar olarak ön plana çıkıyor. Özellikle hizmet sektöründe, endüstri ağlarının sürekli  liberalleşmesi ve ürün pazarlarına reformlar çok önemli. Uygulamaya konulacak politikaların bilgi ve yetenek üzerine kurulması gerekiyor. KOBİ’lerin ekonomik performanslarının gözlemlenmesi için, 1992 yılında Avrupa KOBİ Gözlemevi kuruldu. Bu gözlemevi sayesinde, politikacılardan, araştırmacılara, ekonomistlerden ve KOBİ yöneticilerine kadar herkesin işine yarayacak çok önemli bilgiler toplanıyor. AB’nin KOBİ’lere yönelik yapısal fonları 27 milyar Euro’ya ulaşıyor. 7. Çerçeve Programı kapsamında ayrılan 54 milyar Euro’nun yüzde 15’i KOBİ’ler için kullanıldı. Avrupa Yatırım Bankası 2011-2012 yılları için KOBİ’lere 30 milyar Euro kaynak ayırdı. Bunun 1 milyarı mezzanin finansmanı, 50 milyon Euro’su ise mikrofinans için ayrıldı.

 

© EurActiv 2003-2012.