AB liderleri, 13 Aralık tarihinde Lizbon’da düzenlenen zirvede yeni Antlaşma’yı resmi olarak imzaladı. Artık dikkatler Antlaşma’nın onaylamasına çevrildi. Başta İngiltere olmak üzere birçok ülke yeni Antlaşma’nın onaylanması için referandum baskısı ile karşı karşıya kaldı.

Son gelişmeler ve atılacak adımlar:

Arka plan:

2005 yılında Fransa ve Hollanda’da düzenlenen referandumlarda Anayasa Antlaşması’nın reddedilmesinin ardından, Avrupa vatandaşlarını Avrupa projesi ile bağlarını yeniden kuracak ve Avrupa’nın kaderine karar vermelerini sağlayacak Avrupa’nın geleceği ile ilgili “yansıma süreci (period of reflection)” (Bakınız Anayasa Anlaşması: Yansıma Süreci, Constitutional Treaty: the reflection period) başlatıldı. 

Berlin’deki AB’nin 50. yıl kutlamaları sırasında AB liderleri AB’yi “2009 yılında gerçekleştirilecek Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce yenilenmiş ortak bir zemine” oturtmak için söz verdi.  (Bakınız, EurActiv 26/03/2007, İng.).

21-23 Haziran tarihleri arasında düzenlenen AB Zirvesi’nde AB liderleri, kurumsal çıkmazın üstesinden gelerek; Almanya Şansölyesi Angela Merkel tarafından AB Anayasası yerine ortaya atılan yeni AB Antlaşması üzerinde anlaşmaya vardı.

Hükümet ve devlet başkanları, Ekim 2007 tarihinde Reform Antlaşması’nın detaylarını kesinleştiren Hükümetlerarası Konferans (IGC) Direktifi’ni de (mandate, İng.) imzaladı. Lizbon (Reform) Antlaşması ise  13 Aralık 2007 tarihinde imzalandı. Antlaşma, 2009 Avrupa seçimleri öncesinde ise onaylanacak.  

Gündem başlıkları:

Ana kurumsal yenilikler:

·        Altı ay yerine 2,5 yıllık yenilenebilir dönemler şeklinde  AB Zirveleri’nin ev sahipliğini yürütecek Daimi Konsey Başkanlığı;

Önemli Politika değişiklikleri:

Çıkarılan maddeler:

·        “Anayasa” yapılan atıf çıkarıldı. Reform Antlaşması geleneksel antlaşma değiştirme yöntemiyle düzenlenecek. Böylece EC (Avrupa Topluluğu) ve AB Antlaşmalarını düzenleyecek; 

·        AB sembolleri ve milli marşı metinden çıkarıldı;

·        Temel Haklar Şartı metinin tam metni aynı yasal değere sahip kısa versiyonu ile değiştirildi. Buna rağmen İngiltere’nin güçlü muhalefeti sayesinde Temel haklar Şartı İngiltere için bağlayıcı olmayacak;

·        Fransa’nın isteği üzerine AB’nin hedeflerinden biri olarak “serbest ve çarpıtılmamış rekabet” başlığına yapılacak atıf da metinden çıkarıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, rekabetin kendi içinde bir son olmadığını ileri sürdü. Buna rağmen Komisyon’un genel rekabet alanındaki politik yeterliliği tartışma konusu olmadı (EurActiv 27/06/07, İng.).

Onaylama:

Görüşler:

Portekiz Başbakanı Jose Socrates: “Bu yeni Antlaşma’yla birlikte Avrupa birkaç yıldan beri süregelen tıkanıklıktan kurtulacaktır. Avrupa bu zirveden daha da güçlenerek çıkmıştır. Artık AB, küresel sorunlarla mücadelede daha  güçlü olacak, dünyadaki rolünü daha güçlü oynayacak ve ekonomimize ve vatadaşlarımıza duyulan güven artacaktır”

Avrupa Komisyonu Jose Manuel Barroso: “Bize harekete geçem güçü veren bir Antlaşma’ya sahibiz artık. Vatandaşlarımız sonuç istiyor. Avrupa’nın onlara ne getireceğini görmek istiyor”

İngiltere Başbakanı Gordon Brown, kırmızı çizgilere saygı duyulduğu için memnun olduğunu ve Antlaşma için referanduma ihtiyaç duyulmadığını belirtti. Brown, “İngiltere’nin ulusal çıkarı  korunmuştur” dedi.

Lizbon Zirvesi’nden önce gazetecilere açıklamada bulunan Brown, yeni Antlaşma için referandum fikrini reddettiğini söyledi. Brown yeni Antlaşma’nın eski Anayasa metnin temelde farklı olduğunu sözlerine ekledi. Brown, “Katılmadığımız noktaların, emniyet sübablarımızın dikkate alındığı çok farklı bir belge var. İngiltere ulusal çıkarlarına ters gelen temel bir değişiklik yok. Bu yüzden Antlaşma’nın tartışılacağı en iyi yer Parlamento’dur” açıklamasında bulundu.

Brown, AB liderlerine çağrıda bulunarak “artık kurumsal tartışmalardan uzaklaşarak istihdam, refah, çevresel güvenlik ve terörizme karşı güvenlik gibi ana sorunlara odaklanmak gerekir” dedi.

İtalya Başbakanı Romano Prodi: “İtalya’nın Avrupa’daki rölünün farkına varıldığı bir andayız. Avrupa tarihindeki çok uzun ve zorlu bir sürecin sonuna geldik. AB artık daha sağlam bir şekilde işlemeye devam edebilir.”

Avrupa yanlısı AP üyeleri, yeni Antlaşma’yı taslak AB Anayasası’nın temelini koruduğu için memnunlukla karşılırken; şüpheciler, AB liderlerini AB Anayasası’nı başka bir başlıkla kabul ettikleri için eleştiriyor.

Sosyalist Grup Lideri Martin Schulz, Antlaşma’nın Avrupa taraftarları için bir zafer olduğunu söyledi. Schulz, “Altı yıldan sonra nihayet AB’nin kurumsal ve yapısal sorunlarını belirledik. Şimdi artık Avrupa iş dünyasının üzerine gitmeliyiz” açıklamasında bulundu.  

Zorlu bir dönemin başladığı konusunda uyarıda bulunan Schulz, Antlaşma’yı imzalayan bütün tarafların onay konusunda anlaşmaya varması gerektiğini vurguladı. “Tarafların Anayasa’da olduğundan daha iyi bir iş çıkarması gerekiyor” diyen Schulz taraflara çağrıda bulunarak vatandaşların güvenini kazanmak konusunda enerji harcamalarını ve bağlılık göstermelerini istedi. Son olarak Schulz, “Bu Antlaşma Avrupa için bir başarı ve Avrupa taraftarları için bir zaferdir. Sonuçta Avrupa karşıtları amaçlarına ulaşamamıştır” dedi.

EPP-ED Grubu Başkanı Joseph Daul: “Bu Antlaşma onayladığı zaman politik liderlerimiz ulusal seviyede ve AB seviyesinde alınacak önelemler için daha cesur ve kesin kararlar almak zorunda kalacak. Artık kendimizi “bu Brüksel’in suçudur” gibi suçlamlarda bulunmaktan kurtarmak zorundayız. Bu küreselleşmenin getirdiği zorluklarla mücadele etmenin bir yolu değildir”

Avrupa Ticaret Birliği Konfederasyonu (ETUC): “ETUC, AB Antlaşması’nın hırssız doğasını pişmanlıkla karşılamaktadır. Nitelikli oy çoğunluğu sisteminin kapasadığı alanı genişleterek, sosyal Avrupa’nın yeniden canlandırılma olanağı vardı. Ayrıca AB’nin küreselleşmenin kötü etkileriyle ve ezici finansal kapitalismle mücadele etme yateneği de arttıralabilirdi. Fakat şu an elimizde AB çerçevesinde yapılmış birkaç ortalama iyileştirmeler var. BU iyileştirmelerin de Avrupa’nın dünya çapında etkin olması yönünde sınırlı bir etkis olacak.”

Avrupa KOBİ Sahipleri Örgütü UAPME’nin Genel Sekreteri Hans-Werner Müller: “Artık büyük resme bakma zamanıdır. Reforma Antlaşması Avrupa kurumlarının hem çalışma alanını genişletecek hem de manevra hızını artıracaktır. Böylece Avrupa Birliği’nin küresel arenadaki sesi de güçlenecektir. Avrupa bir başka yavaş ve sancılı onay sürecini karşılayamaz. AB liderleri şimdiden topu yuvarlamaya başlamalı. Artık momentumu sağlamak Avrupa hükümetlerine ve vatandaşlarına kalmış bir şey. Bu hüçbir şekilde kaçırılmayacak bir fırsattır.”

Açık Avrupa Direktörü Neil O’Brien: “Üzerinede anlaşmaya varılan şeyin detaylarına bakarsanız bu metin adından başka her şeyiyle eski AB Anayasası’nın aynısıdır. Bu hiç kimseyi kandıramaz. Bu farklı ad altında aynı AB Anayasası’dır. Hükümetler referanduma gitme sözlerini tutmalıdır.”

 

 

© EurActiv 2003-2008.